En gözde sayfiye mekânındayız ve bir ara yolu düşen herkes için en güzel zamanlar denilebilecek gençlik günlerinin geçirildiği bir yer Bayramoğlu ve altın yıllarını yaşıyor. O tarihte Marmara’da denize girilebiliyor ve hatta evimizin balkonundan balıklar görülüyor. Yazın başı ve herkesin bir şekilde hoşlandığı biri var ve güne o kişi ile başlanıyor, denizin serinliğini de güneşin sıcaklığını da o kişi veriyor adeta…Geceleri piyasa yapmaya çıktığınızda, size dondurma ısmarladığında dünyaların sizin olduğu gençlik günleri…Hele bir de sitenin çay bahçesinde tavla oynamaya ikna etmişseniz onu, gelsin anlam yüklü atışmalar, gitsin sevda dolu bakışmalar….
Ve gecenin sonu geldiğinde eve gitme vaktiniz ve ona iyi geceler deme zamanı gelmişse –ki benim asla geceyarısı 12.00’ı geçirmemem gerekirdi; buna psikolojide külkedisi travması deniliyor- ve o hala başka kızlarla çay bahçesinde oturmaya devam ediyorsa içinizin cıızzz ettiği dakikaların yaşandığı geceler…
Bir sonraki günün hemen geçmesini sabırsızlıkla beklemeler; gecelerin gündüzleri ardı sıra takip etmesinin önemli olmadığı/umursanmadığı ve kırklı yaşlara yaklaşırken yüzünüzde izleri göreceğinizden bihaber yaşanan yıllar… Çay bahçesinde gözünüz arkada, yüreğiniz ağzınızda “Haydi İyi geceler, yarın görüşürüz” dediğinizde bir parçanızın bedeninizden ayrıldığını ve öldüğünüzü düşündüğünüz anların abartıyla yaşandığı avare yıllar… İşte ben böyle bir dönemde Every Time We Say Goodbye ile tanıştım.
Bir anda benim de gözümde o ilk gençlik yılları canlandı. Defalarca parçaları dinleyip karşılıklı geçip, hoşlandığımız delikanlıyı seçtiğimiz eşini bul oyunları, dans yarışmaları geldi aklıma :)
Ben, Nina Simone’un sadık bir hayranı olarak onun Every Time We Say Goodbye yorumunu da çok severim. Çok daha yavaş ve ümitsizlik içinde söylediğini düşünüyorum.
Rufus Wainwright’ın yorumu ise gerçekten beni derinden etkiliyor. Dinlemek isterseniz; http://www.youtube.com/watch?v=gxEHpKnFIFI
kar yağmış, evden çalışırken, çam ağacının bembeyaz örtünüşü bilgisayarımdaki tüm sevimsiz mesajlarıda beraberinde örttü...çok uzun bir gündü ve blogda dolaşırken ilk defa dinlediğim ve bayıldığım jaz kıvamına mı dersin, sen bayramoğlundayken ben silivriyi hatırladığıma verirsin bilemem, ama güzümde gülücük oluşturduğun için teşekkürler..... belkis
5 yorum:
Bu bırrrrrr soğuk havada çok iyi geldi bu yazı ve şarkı. Şimdi canım Diana Schuur çekti.
Mazhar Alanson, "Buselik Makamina" sarkisinda "majorler tukendi, minorlere yolculuk" diyor. Acaba bu sarkidan mi etkilenmis :)
Sevgili Billur,
Bir anda benim de gözümde o ilk gençlik yılları canlandı. Defalarca parçaları dinleyip karşılıklı geçip, hoşlandığımız delikanlıyı seçtiğimiz eşini bul oyunları, dans yarışmaları geldi aklıma :)
Teşekkürler hatırlattığın için :)
Ben, Nina Simone’un sadık bir hayranı olarak onun Every Time We Say Goodbye yorumunu da çok severim. Çok daha yavaş ve ümitsizlik içinde söylediğini düşünüyorum.
Rufus Wainwright’ın yorumu ise gerçekten beni derinden etkiliyor. Dinlemek isterseniz; http://www.youtube.com/watch?v=gxEHpKnFIFI
kar yağmış, evden çalışırken, çam ağacının bembeyaz örtünüşü bilgisayarımdaki tüm sevimsiz mesajlarıda beraberinde örttü...çok uzun bir gündü ve blogda dolaşırken ilk defa dinlediğim ve bayıldığım jaz kıvamına mı dersin, sen bayramoğlundayken ben silivriyi hatırladığıma verirsin bilemem, ama güzümde gülücük oluşturduğun için teşekkürler.....
belkis
Yorum Gönder