Mor Meyhane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mor Meyhane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Aralık 2010 Çarşamba

MOR MEYHANE'DE MOR BİR YILA GÖZ KIRPTIK



Koskoca bir yılı geride bıraktık.

Geçen sene yine aynı zamanlarda, yine aynı sözleri dillendiriyorduk; biten yılla ilgili hayal kırıklıklarımız, hüsranlarımız, mutluluklarımız, tecrübelerimiz ve tabii gelecek yılla ilgili beklentilerimiz, ümitlerimiz, isteklerimiz…

Hepsi koskoca bir top olmuş, etrafımızda dönüyordu. Tıpkı gece kulüplerinde asılı parlak disko topları gibi... Her bir küçük ayna parçasında hepimizin gönlünden geçenler parlıyordu.

Geride kalanlara hoşça kal demek, bizi bekleyen yeni güzelliklere göz kırpmak için bir araya gelmek istedik. Şöyle vur patlasın, çal oynasın, eller havaya coşalım dedik.

Mor Meyhane’de mor bir yıl olmasını dilediğim 2011’e göz kırptık.

Mor, zenginliği, asalet, lüks ve ihtişamı çağrıştıran bir renktir. Özellikle açık tonları rahatlatıcıdır. Hayal gücünü arttırarak şevk ve ilham verir. Konsantrasyonu arttırır.

Mor renginin negatif anlamını hiç düşünmüyorum, ağzıma bile almak istemiyorum. Çünkü mor benim için pozitif bir etkiyi çağrıştırıyor.

Yine minik bir serçe gibi gittim geceye. Seke seke, yüzümde gülümseme, gözlerimde ışıltı ile.

Masamız ana salondaydı. Bizim gibi yeni yıla “hoş geldin” diyen başka gruplar da vardı. Başlarında yılbaşı şapkaları, boyunlarında otrişler, gözlerinde neşe…

Ama biliyordum ki yine o gece, tüm mekânın yıldızı biz olacaktık.

Yılbaşı eğlencelerimizin bir başka anlamı daha var bizim için. O gece, çok değil canım, toplasan iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar yıl önce 31 Aralık’ta dünyaya gelmiş minicik bir kız bebeğin doğum gününü de kutluyoruz. O bebek ki, tez canlılığından, daha yaratılma evresini tamamlamadan dünyaya gelivermişti. “Ben güneşi hissetmek, hayatı şimdiden tatmaya başlamak istiyorum” diyerek daha 800 gr ya var, ya yokken doğmuştu.

O minik kız bebek, şimdi olgun, başarılı bir iş kadını ve benim tam 30 yıllık arkadaşım. Zaman zaman değerini bilemediğimiz, birbirimizi fark edemediğimiz 30 koca yıl. Ama şimdi biliyoruz ki birlikte yaşlanacağız. Saçlarımızdaki beyazlara takılıp, yüzümüzdeki kırışıklıklarda kaybolacağız. Ama daha genciz. Kırışıklara, beyazlara gelinceye kadar ooooooo :).

Artık biliyorum, Ayşe fantezi sandığını karıştırıp bizim için değişik eğlencelikler mutlaka yaratır.

Sıkı durun şimdi sayıyorum.

Masanın üzerine parlak pullar, boyunlarımıza renkli düdükler, ellerimize çocuk tefleri, amaaa basit tefler değil bunlar, üzerlerinde yakışıklı Hollywood yıldızlarının resimlerini ve “Vur Bana” yazılı küçük etiketler yapıştırmıştı. Bu kadarla bitmedi. Saçlarımız için kocaman güllü ve tüylü mandallar almıştı. Heee bir de Aycan’ın doğum günü pastasının üzerindeki mumları üflerken sallandırdığımız, uçlarında, George Clooney’in fotoğraflarının olduğu plakaların asıldığı balık oltaları vardı :).

Tefler ortaya çıktığında ve biz düdüklerimizi müziğe eşlik ederek çaldığımızda tüm salonun ilgisi çoktan bizim üzerimize odaklanmıştı.

Eğlencelikler bu kadar değildi :).

Gülden Abla’nın da bizlere şirin yılbaşı hediyeleri vardı; Noel Baba figürlü saç taçları ve yılbaşının olmazsa olmazı kırmızı donlarımız. Acaba yeni yıla çifter kırmızı donla girmek daha fazla mı şans getirir? Çünkü o gece iki tane kırmızı donumuz olmuştu.

Sadece gecenin başında masada gördüğüm ve tattığım mezeleri hatırlıyorum. Ana yemek neydi diye sorarsanız, cevabım kocaman bir soru işareti olacaktır. Dans etmekten, yemek yemeğe fırsat bulamadığımı itiraf ediyorum.

İşte Mor Meyhane’de, mor bir 2011’e biz böyle göz kırptık.

2011 dileklerimiz mi? O kadar çok ki.

Dileklerimizin lokomotifi yine SAĞLIK oldu. Vagonlara huzuru, mutluluğu, bol şansı, kazancı, aşkı, daha çok seyahat edebilmeyi, daha çok kitap okuyup, daha fazla sergi, tiyatro, sinemaya gitmeyi yerleştirdik.

Biraz fazla mı oldu? Olsun biz yine de dileyelim. Ya tutarsa? :)

Hepinize tüm dileklerinizin gerçekleşeceği harika bir 2011 diliyorum.

Peyman

25 Aralık 2010 Cumartesi

??? Soruyorum ???

Çok yorgun hatta biraz bıkkın olsanız dahi bir mekana kanatlanıp gittiniz mi?
Sizi Noel baba taçlarıyla yanında rengarenk düdükler eşliğinde karşılayanlar oldu mu hiç ?
Güzellik iki yanağınızdan ‘vantuz vantuz’ öptü mü sizi hiç peki?
Asık ve yorgun suratları gülen suratlara dönüştürme büyüsüne inanır mısınız?
Ya Büyücü, zarafetle sabırla renkli kalemlerle boyadı mı sizin için çizimleri, aslında kalbinizi mutlulukla boyadığını fark etmeden ?
Hiç mutluluk sizin de boynunuza, kolunuza kelebeklerle dolandı mı?
Ya da hiç Mor bir Meyhane’de mor bir gömlek kalbinizi çaldı mı?
Hatta yeşil bir kolye içinizde ormanlar, çiçekler büyüttü mü?
Kulağınıza çok yorgundum, gelmekten vazgeçmek üzereydim ama yine de geldim … diye itiraf eden Sesin sizi ne kadar mutlu edebileceğinden haberiniz var mı?
‘Vur bana,vur bana’ diye çığıran darbukalara vura vura göbek atmanın keyfini bilir misiniz ?
Pastanızın üstündeki mumları ‘’hayalinizle’’ üfleme şansına sahip olabildiniz mi hiç?
Ya da mumları üflerken ‘yakışıklı balık’ tuttular mı hiç pastanızın üstünde?
Renkli süsleri sıra sıra dizip haklarında konuştunuz mu ciddi ciddi?
Peki yaa köklerini aramaya giden Savaşçı bir Ruh çok uzaktayken bile, aslında çok yakınınızda oldu mu hiç?

Hiç bir Kitap Kulübünün Yıla Veda partisine katılma onuruna sahip oldunuz mu ?

2011 herkes için HARİKA BİR YIL olsun, olacak da zaten... nereden mi biliyorum ?

Büyücü güzel olacağını garanti etti, parmak bile bastı da o sebepten !
Aycan



İlginizi Çekebilir

Related Posts with Thumbnails