Özlem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Özlem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2014 Çarşamba

BOB'UN DÜNYASI - JAMES BOWEN


KİTAP              : Bob'un Dünyası 
YAZAR             : James Bowen
SUNUCU          : Özlem
TARİH             : 10 Nisan 2014
MEKAN            : Sivuple /Taksim
KATILANLAR : Aycan, Aysun, Ayşe, Bilgen, Belkıs, Berna, Gülda, Gülden, Peyman, Reyhan, Özlem, Yonca

Yazar Ve Karakterlerimiz: 

 James Bowen:


Yazar, Sokak Şarkıcısı, şarkı sözü yazarı, Gazete satıcısı, eski uyuşturucu bağımlısı, evsiz, kocaman kalpli, utangaç, yardımsever, pozitif, iradesi güçlü ve cesur bir adam. 

15 Mart 1979 doğumlu James Bowen, halen Londra`da yaşayan yazar ve gitarı ile sokak çalgıcısı. Yazar Garry Jenkins ile birlikte yazdığı en çok satan uluslarası kitapları:
Bob Adında Sokak Kedisi ( A Street Cat Named Bob)- 2010 ilk basım yılı, 2013 yılında USA`de kitap ismi Bob Adında Sokak Kedisi: Ve Nasıl Benim Hayatımı Değiştirdi adı altında tekrar yayınlanarak Times dergisi tarafından yılın en iyi kitabı seçildi.
Bob`ın Dünyası  ( The World According to Bob)- 2013 – Sunday Times`da en iyi kitap seçildi.
Yazarın diğer kitapları hakkında:

       Benim Adım Bob ( My Name is Bob) – 2014 Nisan Ayı`nda çocuklar için yayınlanan resimli hikâye kitabı

       Bob: Hiç Sıradan Bir Kedi Değil ( Bob: No ordinary Cat)  - 2013 yılında çocuklara özel yeniden yazılan Bob Adında Sokak Kedisi kitabının revizyonu

       Bob Nerede ? ( Where in the world is Bob?) – 2013 / Bob`ın onu arayan fanatikleri tarafından çekilen fotoğrafların yayınlandığı bir kitap. « Dünya etrafında 80 Bob ( Around The World in 80 Bob) adındaki popüler bir blog tarafından başlatılan bir aktiviteye dayalı kitap büyük ilgi gördü. 
http://streetcatbob.blogspot.com.tr/      Bu blog Bob`ın dünyasından esinlenerek dünyanın her yerinden insanların seyahatleri sırasında kitapla çektiği resimlerin bloğu… Muhteşem bakmanızı tavsiye ederiz.


James Bowen'in Bob'dan Önceki Hayatı: 

James Bowen, 1979 yılında İngiltere`nin Surrey ilçesinde doğdu. Anne ve babasının ayrılması sonucunda anne ve üvey babası ile Avustralya’ya taşındı. Üvey baba ile anlaşamaması, ailenin sıkça taşınması, sık okul değiştirmesi, çekingen yapısı nedeni ile okulda alay konusu olması sonrası, duygusal açıdan baskının yüksek olduğu bir ergenlik dönemi yaşadı.
Okul sürecinde yapıştırıcı sıvıları koklamaya başlaması üzerine aile tarafından okulun tavsiye ettiği psikolog doktora götürülmesi sonucunda kendisine ADHD, şizofren ve depresif bir kişilik teşhisi kondu. Bunun üzerine üvey baba ile iyice gerginleşen ilişkileri onu 18 yaşında – 1997 - Londra`ya geri dönme kararı almasına neden oldu. Üvey ablası ile yaşamaya başlayan James ilişkilerin gerginliği nedeni ile evden ayrılıp sokaklarda yaşamaya başladı. Bu dönem onun müzisyen olup grup kurma hayalinde olan ve onu çeşitli gruplara iterek uyuşturucu bağımlılığına başladığı on yıllık evsizler grubuna dâhil olup barınaklarda ya da köprü altlarında yatmaya başladığı uzun ve bir sürü acı anı ile dolu bir süreçtir.
Bu dönemde «evsiz» gerçeğinden kaçmak amacı ile kullanmaya başladığı eroine bağımlılığı onu birkaç kez ölüm ile burun buruna getirmiştir.

Ve Bob Karşısına Çıkar:

Bu döneme James Brown`ın dediği gibi “Bob Sonrası” dönemi diyebiliriz. Bob ile ilk karşılaşmaları 2007 Baharı`nda olur.
Aldığı ani karar ile eroini bırakmak üzere Metadon Programına henüz yeni başlamış olan James, Londra`da Covent Garden`da sokak çalgıcılığı yaparken Tottenham`da kaldığı evsizler için yapılan korunma apartmandaki dairesine giden koridorda Sarman bir kediye rastlar. İlk başta pek aldırmaz, ancak ikinci ve daha sonraki günlerde gene orada görünce dikkatini çeker. Bob`ın herhangi bir tasması ya da künyesi olmadığını ve bacağında yara olduğu gözüne çarpar. Apartmanda yaşayanlara ait olup olmadığını kontrol ettikten sonra kedinin evsiz olduğunu fark edip tedaviyi kendisi üstlenmek üzere en yakındaki veterinere götürür. İki haftalık antibiyotik tedavisi süresince evine aldığı sarman sokak kedisinin sahiplerini aramaya devam eder. Bir sonuca ulaşamayan James tedavi sonrası kediyi sokağa salsa da sarman onun peşini bırakmaz ve her yerde karşısına çıkar. Otobüs, metro çıkışı, apartman katı, hatta kalabalık arasında James tarafından bırakılmasına rağmen ne yapıp edip James`i bulur.


James, Twin Peaks dizisinden ( 1990`ların David Lynch ve Mark Frost tarafından yönetilen gizem, korku ve üstün güçlere dayalı bir dizi ) bir kahramanından esinlenerek ismini Bob olarak koyduğu sarmanı eve alır.
Birlikte çalışmaya ve kalmaya başlarlar. Başlangıcı garip ama hep yeniliklerle dolu… 
Bob James’e neşe ve mucizelere inandığı kendine inanmaya başladığı Bob için dediği döneme adım atar.

Bob İle Yeni Adımlara Başlangıç:

Bob James`e eşlik ettiği Covent Garden & Piccadilly performans günleri ve 73 no`lu otobüste dikkatleri sempati dolu bakışlarla üzerine çekmeye başlıyorlar.

Birlikteliklerindeki ilk yenilik sokak çalgıcılığından The Big Issue gazetesinin bayii olma dönemi oluyor. Bu dönemde Bob çevrelerinde onları seyreden bazı kişilerce atkı ya da koruyucu kıyafet hediyeleri almaya başlıyor. Bisikletleri oluyor. Bob hastayken James`e bakıyor bu hastalık James`i yazarlığa götürüyor.




Ve Bugünlerde:



BOB

Sokak Kedisi, sarman, çılgın eğlenceli, banyo yapmayı seven, sahibine sadık, iştahlı, yılan dışında pek de bir hayvandan korkmayan, hisleri güçlü, cesur, lider ruhlu, özgür ve muzip bir ruh yoldaşı. Londra doğumlu - ne zaman doğduğu bilinmiyor.

HAYVANLAR VE SEMBOLLER:

KÖPEK:
Eğer köpek hayatınıza gelmiş ise; 
İyilik, insaniyet ve lütuf sizi eleştirisel insanlara göre bir adım daha ileride olduğunuzu göstermek içindir. Bu yönünüzü tanımıyor olabilirsiniz, köpek bu yönünüzü açığa çıkarmak istercesine gelir hayatınıza. Kendinizi olduğunuz gibi kabul etmeniz ve her ne iş yapıyorsanız nerede iseniz bu yönünüzü kullanarak daha güçlü olacağınızı hatırlatır köpek. Gör, hisset ve kabul et kendini der gibi gelir hayatınıza.
Size ayrıca belki de sizin görmek istemediğiniz bir değeri göstermek ister: kendinize sadık olmak, inanmak ve kendinizden kaçmamak. Kendinize gerçekçi olmak, en yakın arkadaşınızın kendiniz olmanızı tavsiye eder. Bu sizin kendinize olan saygınız nedeni ile insanlara yardımsever yaklaşımınız artar ve insanlardan gördüğünüz saygının artmasını sağlar. Köpekten korktuğunuzu köpek size göstermek istediklerini gösteremeyeceği ve sizinle paylaşamayacağı için enerjinizi alır ve aynı enerjiyle cevap verir. Korkmayın o size aslında değerli bir mesaj veriyor.
Eğer Köpek resmine bile baksanız büyüleniyorsanız:
Bu tip insanlar aslında büyük sevgi ve şükran dolu ruhu olan insanlardır. Köpeğe sahip olan insanlar aslında yardım ve insanlığa hizmet yönleri çok güçlüdür. Sizi korkusuzca koruyan bir enerjinin ve size kalbini açan bir ruhun yanındasınız. Siz koşulsuz şartsız sevgi, anlayış ve kabul ediş ile nice insanların potansiyelini dışarı çıkarak güçtesinizdir. Köpek sizi bunun için seçer…

MARTI:
Eğer martı hayatınıza gelmiş ise; 
Ruhunuz özgürlük diye bağırırken devreye girer martı. Siz farkında bile olmasanız o size bunu hatırlatır.  Aslında martılar Tanrı`nın habercisi olarak anılır. Yüreğinizdeki inançla bağlantıya geçtiğinizi ve cevap arayışınızda olduğunuz için sizi yönlendirmek için gelir size. Özgürlüğe gitmenin yolunu düşündürür.
Size aynı zamanda Martı tavsiye eder ki:
Tek başınıza değil birliktelik ve destek ile gerçekleştireceğiniz özgürlük için yardım almanızı tavsiye eder. Size düşünce, duygusal akıntılara kendinizi kaptırmadan nasıl yüzeceğinizi öğretir. Savaşıyor musunuz veya kendiniz akıntıya mı bıraktınız? Başkalarından destek alıyor musunuz, yardım istiyor musunuz? Rehberlere açık mısınız? Onlara bakarak, hissederek, uçtuklarında onları seyrederek martılar size çok şey anlatır öğretir. Aslında ruhunuzla, özgürlüğünüzle kontak halindedir martı.
Martı hayatınıza girerse dinleyin, direnmeyin direndikçe daha çok özgürlüğe olan yakın adımlarınızdan uzaklaşırsınız…

TAVUS KUŞU:
Eğer TAVUS KUŞU hayatınıza gelmiş ise; 
Tavus kuşu size gözlemi öğretir. Bu gözlem, sizin mantıksal, duygusal ve ruhsal bileşiminizi dengelemenizi sağlar. Sizi düşüncelerinizin yarattığı «durumunuzdan» alıp çevrenizde olan güzellikleri fark etmeniz ve şükretmenize kadar götüreceğinin sembolüdür. Sizi o ana alarak, geçmiş ve geleceği düşünmeden size ve hayatınıza değer ve güven getirir.
Size aynı zamanda Tavus Kuşu tavsiye eder ki:
Çabalarınızın ne kadar gurur verici olduğunu görmenizi ister.  Yeteneklerinizi gösteriyor musunuz? Birçok “gözle” görüyor musunuz? Dikkat edin çok fazla sayıda değeriniz var siz görüyor musunuz? Yapmak istediğiniz bir konuda sizi engelleyen nedir?
Bu soruları sormasının nedeni insan`ın öncelik olduğu bir hayatınızda kendi değerinizin kattığı farklılıkların size farkına varmanızı ve birçok değeriniz olduğunu göstermek istemesidir. Ahenkli olan ruhunuz acaba daha neler istiyor sizden? Bir dinleyin onu, saklanmadan…

YUNUS:
Eğer yunus hayatınıza gelmiş ise; 
Yunuslar nefesin gücüne ve duygulara bağlı olarak hayatı akışa bırakırcasına gülen yüzleri ile hayatı kutlamayı öğreten hayvanlar olarak girer hayatınıza. Doğa ile iç içe olmanızı tavsiye edercesine kendinizi ne zaman doğaya bırakmanızı tavsiye eder. Doğa detayına dikkatiniz sizi ana götürür. Yunuslar andadır. Mutluluk, teslimiyet ve kendini öğrenmeyi keşfetmeyi tavsiye edercesine çıkıverir karşınıza. Yunusların bir başka sembolik mesajı ise yaşadığınız andaki duygu her ne ise o anı yaşamanızı kabul etmenizi yaşamaktan korkmamanızı ister. Mesajı «yaşa kabul et ve bitsin» dir. Coşkudur zira mesajı coşkuyu hissetmenizdir.
Eğer yunus resmine bile baksanız büyüleniyorsanız;
Yaşadığınız ortamı – her ne ise - kabul etmeyen direncinizi kırmak istediğinizi gösterir yunus. Tedavi eden gücü vardır. Onun enerjisi ile özgürlüğü ve coşkuyu müjdeler. Eğitmenlik yönünüzün kuvvetli olduğunu ve doğadan esinleneceğinizi müjdeler. «Görmek» duygusunu tamı tamına yaşayacağınızı müjdeler. Kahkahayı müjdeler. Ancak bu ancak onun enerjisine bırakırsanız olur.

KAPLAN:
Eğer kaplan hayatınıza gelmiş ise; 
İrade, güç ve cesaretin sembolüdür. Genelde bunu görmediğiniz ve kabul etmediğiniz zamanlarda mesaj olarak gelir hayatınıza. Birine ya da olaylara kızgınlığınızda sizi korur gibi esas gücünüzü göstermek ister. Genelde pozitif olan kişiliğiniz gücünüz ve cesaretinize aslında en yardımcı alanınızdır. Anaç duygunuz fazla olması nedeni ile sahiplenme ve kontrol isteğiniz esas yapmak istediğinizi engeller. Liderliğiniz siz farkında olmasanız bile güçlüdür. Lider ruhların en önemli mesajcısıdır. Aslında neşeyi sever, inanışı simgeler. İnanmayı unuttuğunuz zamanlarda, “hey ne oluyor,” diye kızgınca çıkıverir ve kızgınlığınızı hissettirir.
Size aynı zamanda Kaplan tavsiye eder ki:
Korku ve kafa karışıklığı olduğu zamanlarda en yakın dostunuzdur. Olduğunuz durumda gücünüzü görebiliryor musunuz? Hissedebiliyor musunuz? Kendinize mi kızgınsınız yoksa başkalarına mı gösteriyorsunuz? Korkusuz siz neden korkuyorsunuz? Neşeli ruhunuz hangi korku ve şüphelerde?
Aslında bunları size sormasının nedeni sizin gücünüz ve iradenize inanmasıdır. Dünyadaki Mandela, Malcolm X , Abrahan Lincoln gibi lider insanlarda bulunan özelliklerinizin dışarı çıkmasını ister. Kalbiniz yumuşak olsa da anaçlığınız güçlü yönünüz olsa da gücünüzü görün der Kaplan.

BALİNA:
Eğer balina hayatınıza gelmiş ise; 
Yaratıcı - kreatif olma – özelliğinizin hem iç güdü hem de güçlü bir yanınız olduğunu müjdeler Balina. Bu gücünüzün ortaya çıkması için adeta yaratıcı bir sembol olarak girer hayatınıza. Onun sesi sizin aslında ruhunuzun ama sizin duymadığınız bir şarkıyı simgeler. Size «bilinmezliğe» sarılmanızı ister. Bu ayrıca sizin tahmin ve telepati gücünüzün ne kadar kuvvetli olduğu müjdecisidir.  Balina size bir mesajla gelir. “Eğer bilinmezliği kabul ederseniz tahmin edemeyeceğiniz mucizelere götürür bu gücünüz.”  Bir başka mesajı ise «Sizin dünyanız düşünceleriniz, duygularınız nedeni ile yaptığınız seçimleri bir kez daha inceleyin. Ben size dinlenememenize sizi yoran olayları temizlemeniz için buradayım» Aslında bilinçaltında olanları incelemenize yardımcı olmak ister. İster çünkü çok güçlü olduğunuzu ve içgüdüleriniz ile halledebileceğinizi duygularınız nedeni ile ruhunuzun en yakın arkadaşınız olacağını bilir.
Size aynı zamanda balina tavsiye eder ki:
Sizin çevreniz ve kozmik güçlere aslında çok güçlü bir uyanış gücünüz olduğunu bilir. Kimisi uzun sürede yol kat etse de siz o yolu bir adımınızla kısa sürede aşabilirsiniz. Bir adım ile tahmin edemeyeceğiniz yönlerinizin ortaya çıkacağınızın farkında mısınız? Neden adım atmıyorsunuz? Sizi engelleyen nedir? İnsan ve dünyaya verdiğiniz değerin size geri geleceğini biliyor musunuz?  Anaç ve sevgi dolu ruhunuz ve kendini koruma duygularınızı aşmanız için bırakın Balina getirdiği müjdeyi yapabileceklerinizi göstersin size… 


14 Şubat 2013 Perşembe

İstanbul Arka Sokak Lezzetleri -Ansel Mullins/Yigal Schleifer



















Kitap : Istanbul Arka Sokak Lezzetleri

Yazar : Ansel Mullins - Yigal Schleifer

Mekan : Nar Lokantası -Nuruosmaniye

Tarih : 13 Şubat 2013

Sunucu: Özlem

Katılımcılar: Ayşe, Ayşen,Aysun,Belkıs, Bilgen, Billur,Berna, Gülden, Gülda, Peyman, Yonca

 

1 Nisan 2009 Çarşamba

Limon Agaci - Sandy Tolan - 30.03.2009



Kitap : Limon Agaci
Yazar : Sandy Tolan
Tarih :30.03.2009
Sunucu : Ozlem
Yer : Picante Ortaköy
Katılımcılar : Ayşe, Ayşen, Belkis, Bilgen, Nur, Yonca, Gülda, Billur, Peyman




'' Her devrimin savşcıları, düşünürleri ve fırsatçıları vardır. Bizim savaşcılarımız öldürüldü, düşünürlerimiz infaz edildi ve bize sadece fırsatçılarımız kaldı. ''







Genel Bilgi:

Limon ağacı 10 metreye(33 ayak) kadar büyüyebilir,fakat genellikle daha küçüktür.
Dalları dikenlidir,ve çiçek demeti formu açıktır.Yaprakları yeşil,parlak ve ovaldir.

Meyve çiçeklerin altında büyür. Sağlıklı bir limon ağacında çiçekler ve meyveler aynı zamanda bulunur. Limon meyvesi ovaldir. Olgunlaştığı zaman parlak sarı bir tiptir. Küçük tohumlar genellikle "floopies" olarak bilinir ve meyvenin içinde bulunur.

Yazarımız Sandy Tolan Limon Ağaçlı Evi arayıp bulmuş ve gerçek hayat hikayesi, koca bir tarih bu kitapta okurlarına sunulmuştur......



Yazar Sandy Tolan’ın gerçek bir hikâyeden yola çıkarak yazdığı kitap, İsrail ve Filistin arasındaki ilişkileri derinlemesine sorguluyor. Vatan kurmak için, sürgündeki bir azınlıkla başlayan İsrail devletinin; sonunda yine vatan için yanıp tutuşan bir Filistin azınlık yaratmasının öyküsü. Naziler tarafından evlerinden sürülen ailesinin, yine kendisi gibi ‘sürülmüş bir Filistinli ailenin evinde’ oturuyor olması fikri Dalia’yı derinden etkiler. Varlığı için savaşmak zorunda kalan İsrail’in, yine varlığı için savaş vermek zorunda kalan Filistinliler ile çatışması son derece düşündürücü.




İsrail ve Filistinli halkın trajik çarpışmasını gözler önüne sermek için Tolan, bir zamanlar Yahudi değil Arap şehri olan, Ramla`daki bu küçük taş eve odaklanmıştır.

1936 yılında bir Arap aile reisi Ahmed Khairi ve arkadaşı Benson Solli`nin yardımıyla yapılan ve 1948 yılında İsraillilerin işgali sonrası Eshkinazi ailesinin yerleştiği ev adeta Arap & Yahudi dünyasının umut evi oldu

Ev Ramla'da Nerde?







Ramla 1888



Ramla 1936



Ramla 2008

Terör ve terörle-savaş arasında çok hassas bir çizgi var. Temelleri sağlıksız ve bulanık değerler üzerine otutturulmuş bir savaş – haklı olsanız bile - sonunda sizi avlayan bir karabasana dönüşebilir.



Limon Ağacı kitabı böyle bir savaşı, İsrail-Filistin çatışmasını sorguluyor. 1948’de Nazi atliamından kaçan Yahudi bir ailenin öyküsü. İsrail’e göç eden aileye, Ramla şehrinde bir ev verilir. Evin eski sahiplerinin ‘masalarındaki sıcak çorbayı bile bırakıp kaçacak kadar ödlek, Filistinli bir aile’ olduğu söylenir. Dalia’nın küçüklüğü, evin arka bahçesindeki limon ağacı ve bu ağacın gölgesinde dinlediği korkak Filistinlilere ait hikâyelerle geçer.. Ta ki, 1967’de bir gün evin kapısı çalınana kadar. Gelen, evin eski sahibinin oğlu Filistinli Beşir’dir. Babasının kendi elleriyle inşa ettiği evi ve arka bahçesine diktiği limon ağacını görmek istediğini söyler. İsrail ordusu tarafından silah zoruyla bir gece evlerinden atılan Filistinli Beşir’in sürgün hikâyesi, Dalia’nın dinlediği hikâyelerden çok, hem de çok farklıdır.





Dalia, Tel Aviv Universitesi`nde öğrenciydi. Bir gün Dalia, bahçede tek başına otururken, çalan kapıyı açmak için yerinden kalktı. 3 Filistinli adamı bir korku haberi olarak görmek çok kolay olabilridi ama Dalia onları içeri aldı. Onlara evi gezdirdi. Uzun yıllar sonra bu anı hatırladığında Dalia her zaman “ sanki bir tapınakda yürür gibiydik” der. Evi gezerken birden bir kapıyı açar ve “ Burası benim odam “ der. " Beşir “ burası da benim odamdı” der.. Geriye kalan hikaye Beşir ve Dalia`nın diyoloğu 1967`den bu yana süregelen İsrail tarihini anlatır. Bitmek tükenmek bilmeyen boğuşma, terror ve mezalizm. Bu nedenle Dalia her zaman Beşir ile konuşmaya devam ettikçe eskiyi korumak belki de ileriye dönük, barışa dönük bir adım atmanın umudu olduğuna inandı.

Limon Ağacı, okuyucuda bir tarih kitabı okuduğu kanaati oluşmaktadır. Kitabın asıl amacı bu olabilir. Tarih kitabı üslubunda anlatım, ikinci yarıda, günümüze çok yaklaşmaktadır.

1967 Altı Gün Savaşı’ndan bir süre sonra Dalia Eşkenazi ile Beşir Khairi arasında kırk yıl, ama çok seyrek sürecek bir diyalog başlar. Bu diyalog birbirini anlama diyalogudur.


Sandy Tolan tarafından yazılmış Limon Ağacı bir roman değil, benden öncekiler öykü diye tanımlamış. Öykünün ilk yarısı arka planda çok silik duran iki kahramanın ve ailelerinin buluşmalarına kadar geçmişini anlatmaktadır. Kahramanlar Dalia ve Beşir öykü oluşsun diye mevcut.

Kitap paralel paragraflarla Eşkenazi ailesinin önce Bulgaristan’daki, sonra 1948’de göç ettikleri Ramla’daki, Khairi ailesinin ise el-Ramla’daki hikâyelerini aktarmaktadır. El-Ramla MS 715’de
Halife Süleyman İbn Abdül Melik tarafından kurulmuştur.

Beşir’in ailesi, babalarının kendi elleri ile inşa ettiği evi zorla terk eder. Öncekilerin gönüllü terk edildiğini sandıkları bu eve Dalia’nın ailesi yerleşir.

Britanyalılar, Osmanlı sultanları tarafından İstanbul’dan yönetilen bölgeye, 1917 yılında Balfour Bildirisi’nden sonra gelir. 1922 ve 1936 yılları arasında İngiliz otoriteler Yahudi mülteci akışını kontrol etmekte zorlanmaktadır.

Bu yıllarda Yahudi nüfusu 84.000’den 352.000’e yükselmiş, Arap nüfusu da 900.000’e çıkmıştır. Bunda Almanya’da Hitler’in 1933’de başa geçmesinin rolü vardır. 1930’ların ortalarında Arap liderler Yahudilere arazi satmanın ihanet olduğunu ilan etmişler, İngilizlerin Filistin’den çıkmasını istemektedirler. rap isyancı çeteleri İngilizleri sık sık zor durumda bırakır.
Yahudi çete örgütleri de oluşmuş, hem İngilizler, hem Araplarla çatışmaktadırlar.

30 Kasım 1947 gece yarısı Birleşmiş Milletler’in Genel Kurul kararı Filistin’e ulaşır: Filistin’de biri Arap, diğeri Yahudi olmak üzere iki ayrı devlet oluşacaktır. Tek bir devlet öngörüsü reddedilmişti. Yahudiler nüfusun üçte birini temsil ediyor ve % 7 arazileri vardı. Arapların çoğu bölünmeyi kabul etmedi ve savaşmaya ant içtiler Hagana, Arap şehir ve köylerine, Arap savaşçıları ise Yahudi yerleşimlerine saldırıyor, çok kan dökülüyordu. Der Yasin ve Qastal Tepesi bunlardan bazıları idi.

14 Mayıs’ta Ben Gurion İsrail’in bağımsızlığını ilan ettikten sonra, ertesi gün Arap birlikleri yeni Yahudi Devleti’ne saldırdı. Kanlı çatışmalar oldu. Khairi ailesi her şeyini bırakıp El-Ramla’yı terk etti.

Kitap, II. Dünya Savaşı sırasında Sofya, Plovdiv, Kyustendil, Sliven gibi Bulgaristan şehirlerinde yaşayan Yahudilerin endişelerini, kurtulma çabalarını, Bulgar komşularla (yapıcı ve yıkıcı) ilişkilerini, Polonya’ya giden trenleri, Bulgar otoritelerin yaklaşımlarını anlatmaktadır.

1945’in Nisan ayında Ben Gurion her yerde yaptığı “aliya” çağrısını Sofya’da tekrarladı. Moşe ve Solia ortama güvensizliklerinden doğdukları yer olan Bulgaristan’ı terk edip, bir yaşındaki bebekleri Dalia ile gemiye binip Kasım 1948’de Hayfa’ya geldiler.Ramla denilen yere “Neden olmasın! Bir deneyelim” diyerek, Khairi ailesinin terk etmek zorunda kaldığı eve yerleştiler.

Avukatlık yapan Beşir Khairi birçok Filistinli gibi topraklarından zorla kovuldukları için ancak zorla geri alınabileceğine inanıyor ve Nasır’ı destekliyordu. Nasır, Tiran boğazını kapatıp İsrail’i tehdit etmişti. Altı gün süren savaştan İsrail galip çıkmıştı. Bu savaştan birkaç gün sonra Beşir, kuzenleri ile eski evini ziyaret eder. Dalia onlara karşı olumlu davranır, Beşir’i evine kabul eder, gezmesine izin verir. Dalia hep olanları anlamaya çalışır ve bir ara Beşir’i Ramallah’daki evinde ziyaret eder. Kısa bir süre sonra Beşir, terör olaylarına karıştığı için hapse girer. FHKC çeşitli terör eylemlerinde bulunmakta, hatta uçak kaçırmaktadır.

Beşir hapiste cezasını çekerken, 1972’de sekiz silahlı Filistinli, Münih Olimpiyat Köyü’nü basar ve olay on dört sporcunun hayatını kaybetmesi ile sonuçlanır. Daha sonra Enver Sedat, Jimmy Carter ve Rabin tarih sahnesinde rol alır. Beşir sınır dışı edilir. Dalia ona, cevabı geç gelecek bir mektup yazar. Arafat önderliğinde değişik ülkelerde FKÖ temsilcilikleri kurulur.

Dalia olanları anlayamamakta, bütün bunlara “garip kader” demektedir. El-Ramla’daki evin bahçesine Beşir’in babasının ektiği limon ağacı iki ailenin birbirini anlama çabasının sembolü olmuştur. Dalia en sonunda Arap ve Yahudilerin tarihine şahitlik edecek bir yatırım önerir ve Ramla’daki evinin Arap çocukları için bir kreşe dönüşmesi için çabalar Oslo, Camp David, Rabin’in vurulması, Şaron’un Mabet Tepesi’ni ziyareti olayları takip eder. Arafat, Kudüs’ten hiçbir zaman vazgeçmeyeceklerini açıklar.



İlginizi Çekebilir

Related Posts with Thumbnails