1 Nisan 2009 Çarşamba

Limon Agaci - Sandy Tolan - 30.03.2009



Kitap : Limon Agaci
Yazar : Sandy Tolan
Tarih :30.03.2009
Sunucu : Ozlem
Yer : Picante Ortaköy
Katılımcılar : Ayşe, Ayşen, Belkis, Bilgen, Nur, Yonca, Gülda, Billur, Peyman




'' Her devrimin savşcıları, düşünürleri ve fırsatçıları vardır. Bizim savaşcılarımız öldürüldü, düşünürlerimiz infaz edildi ve bize sadece fırsatçılarımız kaldı. ''







Genel Bilgi:

Limon ağacı 10 metreye(33 ayak) kadar büyüyebilir,fakat genellikle daha küçüktür.
Dalları dikenlidir,ve çiçek demeti formu açıktır.Yaprakları yeşil,parlak ve ovaldir.

Meyve çiçeklerin altında büyür. Sağlıklı bir limon ağacında çiçekler ve meyveler aynı zamanda bulunur. Limon meyvesi ovaldir. Olgunlaştığı zaman parlak sarı bir tiptir. Küçük tohumlar genellikle "floopies" olarak bilinir ve meyvenin içinde bulunur.

Yazarımız Sandy Tolan Limon Ağaçlı Evi arayıp bulmuş ve gerçek hayat hikayesi, koca bir tarih bu kitapta okurlarına sunulmuştur......



Yazar Sandy Tolan’ın gerçek bir hikâyeden yola çıkarak yazdığı kitap, İsrail ve Filistin arasındaki ilişkileri derinlemesine sorguluyor. Vatan kurmak için, sürgündeki bir azınlıkla başlayan İsrail devletinin; sonunda yine vatan için yanıp tutuşan bir Filistin azınlık yaratmasının öyküsü. Naziler tarafından evlerinden sürülen ailesinin, yine kendisi gibi ‘sürülmüş bir Filistinli ailenin evinde’ oturuyor olması fikri Dalia’yı derinden etkiler. Varlığı için savaşmak zorunda kalan İsrail’in, yine varlığı için savaş vermek zorunda kalan Filistinliler ile çatışması son derece düşündürücü.




İsrail ve Filistinli halkın trajik çarpışmasını gözler önüne sermek için Tolan, bir zamanlar Yahudi değil Arap şehri olan, Ramla`daki bu küçük taş eve odaklanmıştır.

1936 yılında bir Arap aile reisi Ahmed Khairi ve arkadaşı Benson Solli`nin yardımıyla yapılan ve 1948 yılında İsraillilerin işgali sonrası Eshkinazi ailesinin yerleştiği ev adeta Arap & Yahudi dünyasının umut evi oldu

Ev Ramla'da Nerde?







Ramla 1888



Ramla 1936



Ramla 2008

Terör ve terörle-savaş arasında çok hassas bir çizgi var. Temelleri sağlıksız ve bulanık değerler üzerine otutturulmuş bir savaş – haklı olsanız bile - sonunda sizi avlayan bir karabasana dönüşebilir.



Limon Ağacı kitabı böyle bir savaşı, İsrail-Filistin çatışmasını sorguluyor. 1948’de Nazi atliamından kaçan Yahudi bir ailenin öyküsü. İsrail’e göç eden aileye, Ramla şehrinde bir ev verilir. Evin eski sahiplerinin ‘masalarındaki sıcak çorbayı bile bırakıp kaçacak kadar ödlek, Filistinli bir aile’ olduğu söylenir. Dalia’nın küçüklüğü, evin arka bahçesindeki limon ağacı ve bu ağacın gölgesinde dinlediği korkak Filistinlilere ait hikâyelerle geçer.. Ta ki, 1967’de bir gün evin kapısı çalınana kadar. Gelen, evin eski sahibinin oğlu Filistinli Beşir’dir. Babasının kendi elleriyle inşa ettiği evi ve arka bahçesine diktiği limon ağacını görmek istediğini söyler. İsrail ordusu tarafından silah zoruyla bir gece evlerinden atılan Filistinli Beşir’in sürgün hikâyesi, Dalia’nın dinlediği hikâyelerden çok, hem de çok farklıdır.





Dalia, Tel Aviv Universitesi`nde öğrenciydi. Bir gün Dalia, bahçede tek başına otururken, çalan kapıyı açmak için yerinden kalktı. 3 Filistinli adamı bir korku haberi olarak görmek çok kolay olabilridi ama Dalia onları içeri aldı. Onlara evi gezdirdi. Uzun yıllar sonra bu anı hatırladığında Dalia her zaman “ sanki bir tapınakda yürür gibiydik” der. Evi gezerken birden bir kapıyı açar ve “ Burası benim odam “ der. " Beşir “ burası da benim odamdı” der.. Geriye kalan hikaye Beşir ve Dalia`nın diyoloğu 1967`den bu yana süregelen İsrail tarihini anlatır. Bitmek tükenmek bilmeyen boğuşma, terror ve mezalizm. Bu nedenle Dalia her zaman Beşir ile konuşmaya devam ettikçe eskiyi korumak belki de ileriye dönük, barışa dönük bir adım atmanın umudu olduğuna inandı.

Limon Ağacı, okuyucuda bir tarih kitabı okuduğu kanaati oluşmaktadır. Kitabın asıl amacı bu olabilir. Tarih kitabı üslubunda anlatım, ikinci yarıda, günümüze çok yaklaşmaktadır.

1967 Altı Gün Savaşı’ndan bir süre sonra Dalia Eşkenazi ile Beşir Khairi arasında kırk yıl, ama çok seyrek sürecek bir diyalog başlar. Bu diyalog birbirini anlama diyalogudur.


Sandy Tolan tarafından yazılmış Limon Ağacı bir roman değil, benden öncekiler öykü diye tanımlamış. Öykünün ilk yarısı arka planda çok silik duran iki kahramanın ve ailelerinin buluşmalarına kadar geçmişini anlatmaktadır. Kahramanlar Dalia ve Beşir öykü oluşsun diye mevcut.

Kitap paralel paragraflarla Eşkenazi ailesinin önce Bulgaristan’daki, sonra 1948’de göç ettikleri Ramla’daki, Khairi ailesinin ise el-Ramla’daki hikâyelerini aktarmaktadır. El-Ramla MS 715’de
Halife Süleyman İbn Abdül Melik tarafından kurulmuştur.

Beşir’in ailesi, babalarının kendi elleri ile inşa ettiği evi zorla terk eder. Öncekilerin gönüllü terk edildiğini sandıkları bu eve Dalia’nın ailesi yerleşir.

Britanyalılar, Osmanlı sultanları tarafından İstanbul’dan yönetilen bölgeye, 1917 yılında Balfour Bildirisi’nden sonra gelir. 1922 ve 1936 yılları arasında İngiliz otoriteler Yahudi mülteci akışını kontrol etmekte zorlanmaktadır.

Bu yıllarda Yahudi nüfusu 84.000’den 352.000’e yükselmiş, Arap nüfusu da 900.000’e çıkmıştır. Bunda Almanya’da Hitler’in 1933’de başa geçmesinin rolü vardır. 1930’ların ortalarında Arap liderler Yahudilere arazi satmanın ihanet olduğunu ilan etmişler, İngilizlerin Filistin’den çıkmasını istemektedirler. rap isyancı çeteleri İngilizleri sık sık zor durumda bırakır.
Yahudi çete örgütleri de oluşmuş, hem İngilizler, hem Araplarla çatışmaktadırlar.

30 Kasım 1947 gece yarısı Birleşmiş Milletler’in Genel Kurul kararı Filistin’e ulaşır: Filistin’de biri Arap, diğeri Yahudi olmak üzere iki ayrı devlet oluşacaktır. Tek bir devlet öngörüsü reddedilmişti. Yahudiler nüfusun üçte birini temsil ediyor ve % 7 arazileri vardı. Arapların çoğu bölünmeyi kabul etmedi ve savaşmaya ant içtiler Hagana, Arap şehir ve köylerine, Arap savaşçıları ise Yahudi yerleşimlerine saldırıyor, çok kan dökülüyordu. Der Yasin ve Qastal Tepesi bunlardan bazıları idi.

14 Mayıs’ta Ben Gurion İsrail’in bağımsızlığını ilan ettikten sonra, ertesi gün Arap birlikleri yeni Yahudi Devleti’ne saldırdı. Kanlı çatışmalar oldu. Khairi ailesi her şeyini bırakıp El-Ramla’yı terk etti.

Kitap, II. Dünya Savaşı sırasında Sofya, Plovdiv, Kyustendil, Sliven gibi Bulgaristan şehirlerinde yaşayan Yahudilerin endişelerini, kurtulma çabalarını, Bulgar komşularla (yapıcı ve yıkıcı) ilişkilerini, Polonya’ya giden trenleri, Bulgar otoritelerin yaklaşımlarını anlatmaktadır.

1945’in Nisan ayında Ben Gurion her yerde yaptığı “aliya” çağrısını Sofya’da tekrarladı. Moşe ve Solia ortama güvensizliklerinden doğdukları yer olan Bulgaristan’ı terk edip, bir yaşındaki bebekleri Dalia ile gemiye binip Kasım 1948’de Hayfa’ya geldiler.Ramla denilen yere “Neden olmasın! Bir deneyelim” diyerek, Khairi ailesinin terk etmek zorunda kaldığı eve yerleştiler.

Avukatlık yapan Beşir Khairi birçok Filistinli gibi topraklarından zorla kovuldukları için ancak zorla geri alınabileceğine inanıyor ve Nasır’ı destekliyordu. Nasır, Tiran boğazını kapatıp İsrail’i tehdit etmişti. Altı gün süren savaştan İsrail galip çıkmıştı. Bu savaştan birkaç gün sonra Beşir, kuzenleri ile eski evini ziyaret eder. Dalia onlara karşı olumlu davranır, Beşir’i evine kabul eder, gezmesine izin verir. Dalia hep olanları anlamaya çalışır ve bir ara Beşir’i Ramallah’daki evinde ziyaret eder. Kısa bir süre sonra Beşir, terör olaylarına karıştığı için hapse girer. FHKC çeşitli terör eylemlerinde bulunmakta, hatta uçak kaçırmaktadır.

Beşir hapiste cezasını çekerken, 1972’de sekiz silahlı Filistinli, Münih Olimpiyat Köyü’nü basar ve olay on dört sporcunun hayatını kaybetmesi ile sonuçlanır. Daha sonra Enver Sedat, Jimmy Carter ve Rabin tarih sahnesinde rol alır. Beşir sınır dışı edilir. Dalia ona, cevabı geç gelecek bir mektup yazar. Arafat önderliğinde değişik ülkelerde FKÖ temsilcilikleri kurulur.

Dalia olanları anlayamamakta, bütün bunlara “garip kader” demektedir. El-Ramla’daki evin bahçesine Beşir’in babasının ektiği limon ağacı iki ailenin birbirini anlama çabasının sembolü olmuştur. Dalia en sonunda Arap ve Yahudilerin tarihine şahitlik edecek bir yatırım önerir ve Ramla’daki evinin Arap çocukları için bir kreşe dönüşmesi için çabalar Oslo, Camp David, Rabin’in vurulması, Şaron’un Mabet Tepesi’ni ziyareti olayları takip eder. Arafat, Kudüs’ten hiçbir zaman vazgeçmeyeceklerini açıklar.



5 yorum:

Adsız dedi ki...

Ozlemcim,

Cok keyifli bir sunumdu. Teşekkür ederiz. ayse

Adsız dedi ki...

Merhaba ben de şu anda Limon ağacını okumaktayım. Konu benim en sevdiğim siyasi tarihle ilgili olmasına rağmen kitaptan çok büyük zevk alamıyorum. Bunun tek nedeni tercümenin korkunç olması. O kadar özensiz ki etken başlayan cümleler edilgen şekilde sona eriyor, özne ve yüklem birbirinden bağımsız .Cümlenin başındaki özne ile eylemi yapan farklı. Bir paragrafı okumak ve anlamak işkence gibi. Hal böyle iken çok ağır ilerliyorum. Çok değerli bir kitabın bu kadar özensiz bir Türkçe ile okuyucuya sunulması son derece üzücü. Yabancı dilden Türkçeye çevrilen kitaplarda yazarın okuyucuya ulaşabilmesi büyük bir oranda tercüme eden kişinin yeteneği ile de alakalıdır. Bir işe kalkışılıyor ise o işe gereken değeri vermek gerek diye düşünüyorum. Yoksa sonuç böyle bir felaket olur. Kitabın tercümesini yapan kişiyi, editörü ve yayınevini kınıyorum. Sizleri de kitap kulübünüzden dolayı tebrik ediyorum. Aysun KARAŞIKLI

Billur dedi ki...

Sevgili Aysun;

Limon Ağacını okurken yaşadığın sıkıntı ve zorlukların tamamını ben de -neredeyse kitabı elimden bıraktıracak kadar- yaşadım ve sonunda dayanamayıp Pegasus Yayınları'na hepimiz aadına bir elektronik posta gönderdim. Pegasus Yayınları'ndan Özkan Özdem aşağıdaki şu cevabı gönderdi:

"Merhaba Billur Hanım,

Limon Ağacı ile ilgili mailinizi aldık. Uyarılarınız için gerçekten teşekkür ederiz.

Bu kitabın editörlük süreci bizim açımızdan oldukça sorunluydu. Kitabın yeni yapacağımız baskısında duzeltmeler yapacagız.

Okur sayısının gittikçe azaldığı günümüzde kitabı almanın da ötesine geçip, kitapla ilgili düşüncelerinizi paylaştığınız için tekrar teşekkür ederiz. Kurduğunuz edebiyat kulübü olarak yayınlanmasını düşündüğünüz kitap veya takip etmemizi istediğiniz bir yazar olursa, bunu da bizimle paylaşırsanız çok seviniriz.

İyi çalışmalar

Ozkan Ozdem

PEGASUS YAYINLARI"

Açıkçası Yayınevi'nin bu durumun farkında olması ve cevap verme nezaketinde bulunması -nezaketin mumla arandığı bu günlerde- benim çok hoşuma gitt.

Sevgiler
Billur Özeke

Peyman dedi ki...

Sevgili Aysun ve Billur,
Son zamanlarda okudugum pek cok kitapta editoryel cok fazla hatayla karsilastim. Bu hatalar silsilesi, Kirpinin Zarafeti'nde, iki ayri bolumde bas kadin karakterin yasini farkli belirtme boyutuna kadar varmisti. Cilgin Kalabaliktan Uzak adli kitapta, tercume yerlerde surunuyordu. Cumleyi cozebilmek demek, kitabi desifre etmekle ayni anlama geliyordu. Ask ve Gurur'un Can Yayinlari'ndan cikan baskisini aldim. Onda da yine hatalar mevcut. Demek ki bizde kitap yayimlamak fazla aceleye getiriliyor. Gerektigi sekilde ozen gosterilmiyor. Cok uzucu...
Sevgiler,
Peyman

Birgül ergev dedi ki...

Kitabın adı:Limon Ağacı.Yazan Sandy Tolan.Çeviren:Engin Wang..
Bildik Filistin-İsrail ikileminde geçen öykünün konusu harika.Neredeyse gün gün bir tarihe tanıklık ediyoruz..Ama ama ama...
Kitabın daha ilk sayfalarında başlayan Türkçe hataları beni bir türlü rahat bırakmıyor ve kitapla aramda kocaman bir duvar oluşturuyor..Ve oturup ilgili yayınevine aşağıdaki mektubu yazıyorum:

devamı için lutfen
http://birgulergev-deretepe.blogspot.com/

tıklayınız .nihayet okuduğu kitabın diline dikkat eden insanlar gördüğüm için mutluyum..sevgiler..

İlginizi Çekebilir

Related Posts with Thumbnails