Debussy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Debussy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Haziran 2009 Perşembe

Yansımalar - 4

Masumiyet ve Erotizm

Elele tutuşmadan, öpüşüp koklaşmadan aşk yaşanır mı ?

Biz bilmiyoruz, ama yaşanıyormuş.

Jane Austen de bunu Aşk ve Gurur adlı kitabında mükemmel bir şekilde kağıda dökmüş.

Elizabeth ve Mr.Darcy’nin gururun arkasına sığınan masum aşk hikayesini sosyal mizah kurgusuyla anlatan Jane Austen, 19. yy sonlarında yazdığı kitabında dönemin aristokrat ve alt tabaka ailelerinin yaşamlarından örnekler vermiş.

Aşklarını uzunca bir süre birbirlerine itiraf edemeyen çiftler, teknolojik gelişmelerden nasibini almamış sosyal yaşam içinde hareketli hayatın kapılarını açan tek unsur olan dedikodu, hayatını evde oya işleyerek, akraba gezmelerine giderek geçiren genç kızlar, balolar…

Kitabın sunumunu sıkı bir Jane Austen hayranı olan Ayşe yaptı.

Mekanımız Astoria AVM girişindeki Clementine.

Sunucu Ayşe olunca, sunum gecesinin büyük sürprizlerle dolu olduğunu düşünmemek mümkün değil.

Clementine’de sadece bize ayrılan özel oda , 19. yy’da Hertfordshire’daki bir malikanenin dönem mobilyaları ile döşenmiş bir oturma odasına dönüşmüştü. Yuvarlak fiskos masaları, beyaz işli örtüler, aile resimlerinin sergilendiği çerçeveler, fonda Debussy’nin insanı nilüferlerin yüzdüğü göl kenarına sürükleyen piyanosu.

Geceye katılmadan önce Ayşe hepimizden dönemi çağrıştıran bir obje getirmemizi istedi.

Kimimiz bir kolye, kimimiz bir küpe, bir şal, fırfırlı bir şemsiye, şapka, çerçeve, fincan getirmişti. Hatta dönem kıyafetlerini çağrıştıran elbise giyenimiz bile vardı.

Masanın üzerinde şapkalarında fistoların, dantellerin uçuştuğu kadın başı maskeler bizi bekliyordu.

Yemeğimizi yedikten sonra oturma bölümüne geçerek çay-kahve eşliğinde Ayşe’nin sunumunu beklemeye başladık. Ortadan kaybolan Ayşe, kısa bir süre sonra üzerinde Gülden Abla’nın annesinin diktiği dönem kıyafeti ile aramıza döndü.



Kitabı ve dönemi derinlemesine araştıran bir sunumla bizi bilgiye boğduğu kalmamış gibi, daha önceden yaptığı Quiz’le de kitabı ne kadar dikkatle okuduğumuzu ölçmüş ve en doğru yanıtları veren arkadaşlara da sembolik birer hediye getirmişti.

Ama hediyenin en büyüğünü en sona saklamıştı. Elimize birer sarı zarf tutuşturdu. Zarfı aynı anda açmalıydık. Ayşe’den gelen direktifle aynı anda zarflarımızı açtık veeeee…

Yüzümüzde şaşkınlık, hayranlık, memnuniyet, mutluluk izleri birbirine karıştı, bir bulamaç oldu.

Zarfta, Aşk ve Gurur’un 1995 yılında İngiliz BBC Kanalı’nda gösterilen dizi versiyonunda Mr.Darcy’yi canlandıran Colin Firth’ün adımıza imzalı fotoğrafı vardı.



Kitap sunum gecelerimizde çıta hep biraz daha yukarı taşınıyor. İtiraf etmek gerekirse her sunum gecesine giderken “acaba bu akşam ne sürprizler bizi bekliyor?” diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

Bir sonraki ay, Aşk ve Gurur’un masum aşkları yerini şehvet dolu, arzularını hayvani dürtülerle bastırmaya çalışan, erotik fantazilerin çılgınca yaşandığı bir aşka bıraktı.

İspanyol yazar Almudena Grandes’in erotik edebiyat ödülü almış Lulu adlı kitabını okuduk.

Ağabeyinin arkadaşına aşık olan ve onunla evlenerek, evliliklerini marjinal erotik seks hayatları ile renklendiren bir çiftin aşk hikayesi.

Kitabın yazarı bir İspanyol olunca, kitabın konusu da İspanya’da geçince sunum gecesinin mekanı olarak Arnavutköy’deki butik otel – restaurant L’Ola seçilmişti.

İspanya mutfağının en lezzetli yemeklerini şık bir sofrada yedik.


Hakkında sunum hazırlamak için zor bir kitap olduğunu düşündüğüm Lulu’yu Gülda sundu. Bu kitapta sunacak ne olabilir diye düşünürken, Gülda’nın sunumu, aslında bir kitaptan ne kadar çok edinim sağlanabileceğini ortaya koyuyordu.

Seksi kıyafeti ile sunumunu yapan Gülda, hepimizi konunun içine layıkıyla çekmeyi başardı.



Kitaptan öyle notlar çıkarmıştı ki, benim algıladığımdan çok farklı bir formata bürünmüştü.

Almudena Grandes’in eşi, ünlü şair Federico Garcia Lorca ile karşılaştırılan İspanyol şair Luis Garcia Montero. Montero Mayıs ayında Uluslararası İstanbul Şiir Festivali’ne eşi ile katılmıştı. Gülda’nın sürprizi, Grandes’in Türkiye’de yayımlanan ikinci kitabı İnsan Coğrafyası Atlası’nın imzalı bir baskısı idi. Ayrıca yazarla yaptığı mini röportajı da videoya çekerek hepimize birer CD’de hediye etti.

Bu öyle bir his ki, sanki Grandes bu kitabı sadece bizler için yazmıştı. Şair eşine eşlik etmek için İstanbul’a gelmemişti de, kitabını okuduğumuz için bizi ödüllendirmişti.

Mükemmel sunumlarınız için teşekkürler Ayşe ve Gülda!

(Peyman)

24 Mart 2009 Salı

Yansimalar - 2

Çılgın Kalabalıktan Uzak

Genc kadin heyecan doluydu.

“Gunun nasil gecti?” diye soran olsa, cevabini bilmiyordu. Bir yapragin dalindan kopup, altindan akan nehrin suyuyla birlesmesine kadar gecen sure kadar kisa ve dolu dolu…

İs cikisinda, arkadasini evinden aldi ve birlikte yola koyuldular. Sicim gibi yagan yagmur ve etraflarinda klakson calan sabirsiz araclara aldirmadan hedef noktasina ulastilar.

Arabasini, Tepebasi’nda, yemek donusunde guvenle binebilecekleri bir noktada park etti. Semsiyesini hazirlayip arabadan indi. Otopark gorevlisine park ucretini odedi.

Yakalarini kaldirip, semsiye altinda konusarak yemek yiyecekleri restorana dogru yurumeye basladilar.

Bu taninmis mekana ilk defa geliyordu iki arkadas. Paltolarini vestiyere birakip, kendilerini kucaklayan tuglalarla dosenmis, eski bir mahzeni andiran restoranin sicak ortamina girdiler.

Onlara ayrilmis ozel bolume girdiklerinde siyahlar giyinmis, dudaklarina kirmizi tonlarinda parlak rujlar surmus diger arkadaslariyla kucaklastilar. Bir kisi eksik tum grup toplandiginda on uc kisi olan Ayse’nin Kitap Kulubu uyeleri icin bir baska ozel aksamdi bu.

Bu sefer gecenin bir temasi vardi; dogum gunu ve Japon kediye veda. Kulubumuzun kurucusu Ayse’nin dogum gununu kutlayacaktik o aksam. Hakkinda konusacagimiz kitabimiz Thomas Hardy’nin “Cilgin Kalabaliktan Uzak” adli eseriydi. Mekanimiz ise Leblon.

“Sen dizime yattin, ben bir hikaye anlattim ve sen buyudun.”

Tanirsiniz kitabi. Hani su yasanmamis, yasanamamis asklarimizin anisina bazilarimizi goz yaslarina bogan, bazilarimizi “yuh yaaa, olur mu boyle uckuruna duskun manyak bir herif? Bir kadinin hislerine bu kadar umarsiz ve saygisiz. Gerceklerden cok uzak bir film” dedirtecek kadar sira disi bulunan Cagan Irmak’in Issiz Adam filminde Ada’nin ikinci elini aradigi ve Ada’ya yaklasmak icin bunu firsat bilen Alper’in elinde gordugumuz kitap.

Gece bitmesini istemedigimiz kadar guzeldi.

Hummali bir plan-organizasyon asamasindan sonra restorana en son Gulden Abla ile birlikte giren Ayse’yi, onunde Ayse’nin Kitap Kulubu yazan beyaz tisortlerimiz ve yuzlerimizde renkli maskelerimizle karsiladik.

Ayse saskindi. Saskinliginin devam edecegini ise asla tahmin edemezdi.

Once Aysen’in kendi elleriyle yaptigi, Ayse’nin tarifi olan George’un Toplari (!) adini verdigimiz cikolata toplarinin uzerine yerlestirdigimiz dogum gunu mesajlarimizi gozlerinde biriken yaslari kâh engellemeye calisarak, kâh koyvererek okudu.

Yemegimizi yedik tatli sohbetlerimizle, ickilerimizi yudumladik efkarlar dokulurken dillerimizden.

Ayse saskindi bir kez daha pastasini gordugunde. Pastanin uzerinde bir sure once vefat eden kedisi Japon, “Ask ve Gurur” veya “Gurur ve Onyargi” olarak farkli tercumelerde yayimlanan Jane Austen’in ikinci unlu romani, Debussy CD’leri ve laptoptaki Mr. Darcy fotografi vardi. Kisaca tam bir gorsel solen.

Pasta sonrasinda Ayse’nin sevgili kedisi Japon’a bir veda toreni yaptik. Aycan’in, Ayse ile gecmisi yillar oncesine dayanan dostluklarini dile getirdigi duygusal mektubunun arkasindan Japon’un soba kulu ile temsil edilen kullerini bir kutu icinde Ayse’ye sunduk.


Gozler yine nemli…

Tum bu duygusal etkilesimlerden sonra sira gecenin kitabina geldi. Kitabin sunumunu Belkis ustlenmisti.

Naturalist bir dille yazdigi romaninda Thomas Hardy, insanligin ve insan olmanin degismez niteliklerini basariyla sergilemektedir. Bu romanda Grotesk anlatimlar ve feminist akimdan yillar once kadinin bagimsizligindan yana cikan Thomas Hardy’nin birbiri etrafinda donen karakterleri ustaca anlatilmaktadir. Oylesine ustaca ki, romani okurken kabarik etekleri ile bas kadin karakter Bathsheba’nin futursuz hareketlerini, ata binisini, telef olmak uzere olan koyunlari kurtarmaya calisan bas erkek karakter Gabriel Oak’i ve diger tum kirsal detaylari gozunuzde canlandirabilirsiniz.

Ne var ki, okudugumuz tercume son derece kotu bir tercume idi, ustelik de coktan baskisi tukenmis bir baska yayin evinin yayimladigi kitaba gore yuz kusur sayfa eksik. Okudugumuz kitaplarin tercumesi ne kadar onemli, degil mi?

Bir kitabin icine girebilmek, karakterlerle ayni boyutta yasabilmek, hissedebilmek icin kitabin dilini anlayabilmek cok onemli. Sayet bir kitabin satirlarinda hayat bulan kelimeleri daha iyi anlayabilmek icin geri donup defalarca okursaniz, kitabin dilinde bir sorun var demektir.

Ama yazarin anlatimindaki netlik ve uslubu tercumeyi biraz da olsa bastirabilir. Tipki Thomas Hardy gibi. Betimlemeleri o kadar gucluydu ki, cogu zaman okurken kendimi bir tiyatro izler gibi hissettim.


Belkis’in surprizi Cagan Irmak’ti. Kisisel olarak filmlerini cok basarili buldugum Cagan Irmak, Belkis’in “Issiz Adam filminde neden Cilgin Kalabaliktan Uzak?” sorusuna su cevabi vermis:

“Karakterleri gunumuze cok yakin, cok icten, cok sicak buluyorum. Kahramanlara yuklenen kahramanlik maskesi gunumuzun nevrotik hastaliklarini cagristirirken, onlarla yasami surdurmek daha rahat oluyor, calismalarimizda oz guveni guclendiriyor. Zamanin yenemedigi karakterler de var; aglayan sevgili, kiskanc erkek, feodal aile.”

Ve toplantimizdan bir gece once Belkis’a bir mail daha atarak, aramiza katilamayacagindan dolayi uzgun oldugunu ve Ayse’nin dogum gununu kutladigini belirtmis.

O gece de kendimi bir tiyatro sahnesinde hissettim. Bu sefer gercek oyuncular bizlerdik. Maskelerimiz, tisortlerimiz, siyah kiyafetlerimiz, kirmizi rujlarimiz, Cagan Irmak’in yureklerimizi titreten mesaji, yuzumuzden hic kaybolmayan gulucuklerimizle nese dolu bir geceyi daha geride biraktik.

Bir sonra ki kitabimiz “Limon Agaci”.

Kitaplarin, hayat tablonuzda hep yer almasini dilerim.

Peyman

http://annelergrubu.com/NDC/Generic/Content/ColumnWriters/Peyman/?ID=19262

İlginizi Çekebilir

Related Posts with Thumbnails