Kirpinin Zarafeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kirpinin Zarafeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mart 2009 Salı

Yansimalar - 1

Bir Varmis Bir Yokmus, On Dort Melegin Bir Suru Kitabi Varmis !

“Ne kadar cok iyi kitapla tanisirsan, birlikte olmaktan zevk aldigin kisilerin sayisi o kadar azalacaktir” demis unlu Alman filozof Feuerbach.

Etrafimda yuzlerce gereksiz insan yigininin olmasindansa, canim ailem, az oz can arkadaslarim, binlerce kitap ve onlarin icindeki on binlerce kahramanin birbirinden farkli hayat hikayelerinin yasamima kattigi renk ve tadi tercih ederim.

Bunca zaman size bahsetmedim, sanirim biraz malzeme toplansin istedim.

Agustos ayinda 13 bayan uyesi olan, bir Kitap Kulubu’ne katildim. Kulubumuzun kurucusu hayal gucu genis, okumasinin yani sira kalemi de kuvvetli, kedileri cok ama cok seven, surpriz yapmaya bayilan, yaratici kadin, ayni zamanda basarili is kadini sevgili Ayse.

40 yasindayim ve itiraf ediyorum, bu yasima kadar katildigim en guzel, en eglendirici, en egitici, imrendirici, fevkaladenin fevkinde sosyal aktivite.

Biz bu Kitap Kulubu’nde ne yapiyoruz?

Her ay, tum uyeler bir veya birkac kitap onerisi getiriyor. Kitaplara bir anlamda oy vererek, en cok ilgi toplayan kitabi seciyoruz. O ay tum uyeler ayni kitabi okuyor. Kitabi kim onerdiyse, kitabin ve sunum gecesinin ev sahipligini ustleniyor.

Kitabin yazari, ozeti, kitapta dikkatimizi cekenler, hosumuza gidenler, gitmeyenler, kitaptan cikarttigimiz ek bilgiler, cesitli karsilastirmalar, tumunu istedigimiz bir formatta hazirlayarak kulubun tum uyelerine sunuyoruz.

Bu arada is cikisi bulustugumuz icin toplantilarimizi genelde disarida, guzel bir yemek yiyebilecegimiz, ardindan da kitap hakkinda tartisip, soylesebilecegimiz bir mekanda yapiyoruz. Mekan secimi de o ay ki kitabin ev sahibine ait oluyor.

İlk ay, Diana Setterfield’ın 13.Hikaye adlı kitabini okuduk. Kitabin ve gecenin ev sahipligini de fikir anamiz Ayse ustlenmisti.


Gotik oykulerin anlatildigi bu romani, yine Gotik donemin en cok one cikan unsurlariyla bize aktarmaya calismisti. Yemek masasinin ortasindaki ayakli devasa samdan, islak muhurle kapatilmis kitap hakkindaki arastirmalari iceren renkli mektup kagitlari, herkesin adina yazilmis kitaptan alinti bir bolumden olusan mektup, kitapta bolca bahsedilen Jane Eyre film CD’si.

O ilk gece Ayse bizi adeta buyulemisti. Cok iyi calismisti kitabina. Hatta bizi urkutmustu de biraz. Bu sunumdan sonra yapacagimiz her sunum bunun altinda kalmamaliydi. Cok calismamiz lazimdi, çoook.

İkinci ay bulusma suremizin biraz daha uzayacagina karar vererek iki kitap okuduk.

Biri, Laura Esquivel’in Acı Çikolata adlı kitabıydı. Romanda, Meksika’da sevdigi erkegin kız kardesi ile evlenerek ayni evde yasamasinin ardindan Tita’nın yasadigi ask acisinin, yaptigi tum yemekler araciligiyla sevgilisine tensel ve tinsel bir iletisim araci olarak yansimasi ironik bir dille anlatiliyordu.

Digeri ise, Amerikali yazar Mitch Albom’in kendi amcasinin hayat hikayesinden esinlenerek yazdigi Cennette Karşılaşacağınız Beş Kişi adli kitapti. Birebir tanidigimiz veya tanimadigimiz insanlarin hayatimizin bazi evrelerinde mutlaka bizimle bir rol paylastiklarini ve farkinda olmadan bu insanların kucuk gibi gorunen rollerinin aslinda kimi zaman ne kadar onemli oldugunu vurgulayan, filme de uyarlanan keyifle okuyabileceginiz bir kitap.

Her iki kitabın ev sahipleri Gulda ve Aycan’in ortak belirledikleri bir mekanda, benim ne yazik ki katilamadigim, cok eglenceli bir sunum gecesinin ardindan, Kitap Kulubumuzun basarisi tartismasiz kabul edilmisti.

Ayse’nin ilk kitap sunumunun ardından kafalarimizda kutlelesen, bu isin altindan kalkip kalkamayacagimiz konusundaki endiselerimizi bir tarafa birakmistik artik.

Ucuncu ayin kitabi Misirli yazar Necip Mahfuz’un Cebelavi Sokaginin Cocuklari adli eseriydi.

Kitabın ilk bolumlerinde hikayenin icinde suruklendim gittim. Ama ilerleyen bolumlerde, anlatilan her bir karakterin etrafında gelisen olaylar birbirinin kopyasiymis gibi beni daraltmaya baslamisti.

Diyebilirim ki simdiye kadar okudugum hicbir kitabi, belki yazara saygimdan, bunca emek harcadigi icin, belki kitap dagarcigimi genis tutmak adina hic ama hic yarida birakmadim. Cebelavi Sokaginin Cocuklari’ni hic yarida birakamazdim. Kitap Kulubumuze, kitabimizin ev sahibi Billur’a saygimdan. Kitabi okudum, bitirdim. Ve Billur sunumunu yaptiginda, masanin etrafinda toplanan bizlerin gozleri saskinligimizi gizleyemeyecek kadar fal tasi gibi acilmisti. Biz okudugumuz kitaptan hicbir sey anlamamişiz meger…





Nobel odullu Necip Mahfuz’un 1959 yilinda yayimlanan bu kitabi ayni donemde Arap dunyasinda firtinalar koparmis ve yasaklanmisti. Peki yasaklanmasinin sebebi neydi?

Necip Mahfuz’un kitabında sozunu ettigi Cebelavi Sokaginin isim babasi kudretli efendisi Cebelavi aslinda Allah’i, ihaneti yuzunden babasinin cennet bahceli konagindan kovulan oglu Edhem Adem’i, diger oglu İdris Seytan’i, farkli donemlerde yasayan torunlari Cebel, Rifat ve Kasim da Hz. Musa, Hz. Isa ve Hz. Muhammed’i sembolize etmekteydi. O gece anladim ki, gercekten gorerek bakmak ve bir kitabi anlayarak okumak lazim.

Dorduncu kitabimiz benim tavsiye ettigim Muriel Barbery adli Fransiz felsefe profesoru ve yazarin kaleme aldigi Kirpinin Zarafeti adli kitapti. Yazarin felsefi bilgisini, edebiyattaki anlatim zenginligi ile birlestirerek ortaya cikardigi bu eser, onemsiz olarak nitelendirilen kucuk seylerin bile bir insanin hayatinda onemli degisikliklere yol acabilecegini, insanlari gercekten dinlemenin, onlara gorerek bakmanin, bir gul yapraginin masaya duserken cikardigi goruntunun ve sesin bambaska bir guzelliginin oldugunu mukemmel bir anlati ile aktariyor.

Romanda, hayatin anlamsizliginin pesinde kosan insanlarin aslinda zaman kaybettiklerine inanan 12 yasindaki bir kiz cocugunun, on ucuncu yas gununde intihar etmeye karar vermesi, ayni apartmanda kapicilik yapan 50’li yaslarinda bir kadinin, oldugundan ve etrafinda kabul gordugunden cok daha entelektuel olmasi ve bu baglamda apartmanda oturan bir Japon beyefendisi ile aralarinda gelisen iliski anlatiliyor.

Japon kulturune hayran olan yazar Barbery, kitabinda da Japon kulturunu on plana cikarmis, Fransiz mutfagina karsin Japon mutfagini overek Fransiz elestirmenler tarafindan olumsuz tepkiler gormustur. Bu kadar cok Japon kulturunu konu almis bir kitabin sunumu Japon mutfaginin damak zevkimize uyan yemek cesitlerini yiyebilecegimiz bir mekanda olmaliydi. Tokyo Restaurant’ta bambu dosemelerle kapli, surgulu kapili, minderlerin uzerinde oturup yemek yiyebileceginiz otantik Tatami odasinda, kimono, Uzakdogululara has bir sapka ve parmak arasi terliklerimle karsiladim arkadaslarimi.

Yazarin esinin cektigi fotograflardan birini fon olarak kullandigim CD’nin fon muzigi ise kitapta adi gecen Glen Miller’in unlu parcalarindan Moonlight Serenade’di.



Ayse bize harikulade bir sosyal aktivite saglamisti. Galiba biraz da onun bu kulup icin gosterdigi cabalari bosa cikarmamak adina aklima gelen yaratici fikirleri uygulamayi amaclamistim.

Kitabin yazarina ulasmak da bunlardan biriydi. Sunumumun en sonuna Muriel Barbery’nin bir mesajini ekledim.

Ayse’nin gozundeki isiltidan belliydi; basarmistim :)

Ozen gosterilen her calisma, insana bir baska haz ve daha cok cabalamak icin sevk veriyor.

Yazara, o gece cekilen fotograflardan gondererek kendi sunum demetimi kapattim.

Bu ayki kitabimiz Cagan Irmak’in Issiz Adam filminde adi gecen Thomas Hardy’nin Cilgin Kalabaliktan Uzak adli kitabi. Sunumu Belkis yapacak. Mekanimiz belli oldu; Leblon. Simdiden icimi bir heyecan dalgasi sardi.

Hayatta heyecanla bekledikleriniz, sizi hayata baglayan seylerdir. Tipki bebeginizin emeklemeye baslamasini, ilk disini cikarmasini, okuma-yazma ögrenmesini, buyuyup kocaman bir adam/kadin olmasini, evlenip size torunlar bahsetmesini beklemek gibi.

İcinizdeki kucuk ama anlamli heyecanlari yitirmemeniz dilegiyle…

Peyman

http://annelergrubu.com/NDC/Generic/Content/ColumnWriters/Peyman/?ID=19199

22 Mart 2009 Pazar

Kirpinin Zarafeti - Muriel Barbery - 23.01.2009



Kitap : Kirpinin Zarafeti
Yazar : Muriel Barbery
Türü : Roman


Mekan : Tokyo Restaurant / İstiklal Cad. - Beyoğlu
Tarih : 23.01.2009
Saat : 19:30
Sunucu : Peyman
Katılımcılar : Ayşe, Aycan, Aysen, Aysun, Bilgen, Billur, Gülda, Gülden, Nur, Belkıs, Yonca


'' Etrafı bayağılıklarla çevrili olsa bile bayağılığın erişemediği bir kadın. ''


Yazar Hakkında

Fransız yazar ve felsefe profesörü olan Muriel Barbery, 1969 yılında Casablanca’da doğdu.
1990 yılında École Normale Supérieure de Fontenay-Saint-Cloud’a giren Barbery 1993’te felsefe dalında doçent oldu.
Lisede, Saint Lo Öğretmen Eğitim Enstitüsü’nde ve Bourgogne Üniversitesi’nde felsefe dersleri verdi.
Yazarın 2000 yılında yayınlanan ilk romanı Une Gourmandise (A Delicacy), yakın zamanda ölecek, aile içi ilişkileri birbirine uzak olan bir adamın dünya mutfakları hakkındaki yorumlarını, insan ilişkilerindeki beklentiler ile harmanlayarak aktarmaktadır.
Barbery’nin ikinci romanı olan Kirpi’nin Zarafeti, yayınlandığı Eylül 2006 itibariyle 102 hafta boyunca Fransa listelerinde en üst sıralarda yer aldı, yarım düzine yabancı dile çevrildi, pek çok ödül aldı ve filme uyarlandı.
Muriel Barbery 2008 yılında sanatçı rezidansı Villa Kujoyama’da çalışmaya hak kazandı.
Halen eşiyle Japonya’da Kyoto’da yaşıyor.


Karakterler

Reneé Michel
54 yaşında, ufak tefek, çirkin, tombul, ayaklarında nasırlar olan, bir mamut gibi nefes alıp veren, yoksul, ölçülü, Grenelle Sokağı 7 numarada iç avlusu ve bahçesi olan bir apartmanda 27 yıldır kapıcılık yapmaktadır.
12 yaşında okulu bırakır, 17 yaşında Lucien ile evlenir.
Tek dostu Manuela’dır.
Lev adında bir kedisi var.



Paloma Josse
12 yaşında, kendi deyimiyle “zenginlerin apartmanında oturan potansiyel zengin”.
Babası milletvekili olmadan önce bir bakandı.
Annesi edebiyat doktorası yapmış, konuşmalarını edebiyat göndermeleriyle süsleyen bir eğitimli. Ablası Colombe Josse Yüksek Öğretmen Okulu’nun felsefe bölümünde okuyor.
Anayasa adında bir kedisi var.



Kakuro Ozu
Apartman sakinlerinden Arthens’lerin dairesini satın alan Kakuro Ozu altmış yaşlarında, ufak tefek, zayıf, gösterişli bir Japon.
Mesleği, Büyük Avrupa markaları için Hi-fi sistemleri ithal etmek.
Japonya’da yaşayan bir kızı ve torunu var.
İki kedisi var; Levin ve Kitty.



Karakterlerin Ortak Yönleri

* Ozu’nun Japon genleri ile Renée ve Paloma’nın Japonya’ya, Japon kültürüne ve sanatına duydukları hayranlık ortak noktada çakışıyor.
* Renée ve Paloma insanlardan uzakta kendilerine ait bir dünyada düşünceleri ve kitapları ile başbaşa kalmayı seviyorlar.
* Ozu ve Renée Rus edebiyatını, 17.yy Hollanda resmini seviyorlar.
* Ozu ve Renée kedilerine Rus edebiyatından, Tolstoy’dan esinlenerek isim veriyorlar.
* Renée ve Paloma, her ikisi de güzelliğin yalan olduğunu savunuyor ve onun peşinden koşuyorlar.
* Ozu ve Renée’nin eşleri kanserden vefat etmişler.
* Üçünün de kedisi var.
* Renée ve Paloma yaseminli çay seviyor.


Kitap Özeti

Marx, Kant, Epikür, Platon, Husserl, Tolstoy okuyup, İtalyan resmi ile Hollanda resmi arasında seçim yapabilecek kadar bilgiye sahip olan entelektüel Michel Renée, hayatın anlamının, güzelliğin asla gibi bir zamanlamada saklı kaldığına inanır ve olduğundan farklı olamayacağına göre olduğu şeye dair susmayı tercih eder. “Hayatın bir anlamı vardır ve bunu da büyükler bilir” lafının herkesin inanmak zorunda kaldığı evrensel bir yalan, hayatın anlamsızlığının peşinde koşan insanların aslında zaman kaybettiklerine inanan Paloma, bu anlamsızlığı yaşamamak için 13. yaş gününde intihar etmeye karar verir. Nasıl ölündüğü değil, ölürken ne yapıldığı düşüncesinde olan Paloma, Taniguchi’de kahramanların Everest’e tırmanırken ölmesinden esinlenerek, kendisinin yapabileceği en önemli şeyin olası en fazla derin düşünceye sahip olmayı ve bunları bir deftere kaydetmeyi hedefler: Bu derin düşünce, Japon tarzı küçük bir şiir niteliğinde olmalıdır; bir hokku (3 dize) ya da bir tanka (5 dize). Hayatta düşünecek ya da söyleyecek bir şey kalmamışsa, hareketin hayata kattığı anlamı da irdeleyip bir günlük olarak yazarak hem tine hem de bedene hitab etmeye karar verir. Apartman’a taşınan görmüş geçirmiş bir Japon beyefendisi olan Kakuro Ozu, çevresine ve insanlara bakmasını bilen, kendi sınırlarının ve değer yargılarının ötesine geçemeyen aslında yüzleşemedikleri için kendilerini bile tanımayan diğerlerinin sığlığını açığa çıkarıyor. Ozu ile tanıştıktan sonra Paloma, Renée’de kirpinin zarafeti olduğunu söylüyor; dışardan dikenlerle zırhlı, tam bir kale, ama içinde kirpiler kadar doğrudan bir rafinelik var. Onlar haksız yere duyarsız, uyuşuk görülen, şiddetle yalnız ve korkunç bir şekilde zarif hayvanlar. Kapıcı kimliğini, entelektüel kişilik özelliğinin önünde tutarak, kirpinin tehlike anında dikenlerini dikleştirmesi gibi kendine savunma kalkanı yapıyor. Hayatta karşılaşabileceğimiz ve hiç ummadığımız şeylerin yazgımızı değiştireceğine inanan Renée’nin entelektüel kimliğini keşfeden Ozu, aynı zamanda Renée’nin nadasa bıraktığı duygularını da hareketlendirir. Paloma ise Renée’den aldığı feyz ile güzelliklerin peşinden koşmaya karar verir ve intihar etmekten vazgeçer.


Yazarın Kitaba Kendinden Kattıkları

* Kendi felsefi bilgisini, edebiyattaki anlatım zenginliği ile açığa çıkartıyor.
* Karakterlerinde, kendi yapmaktan hoşlandığı veya kendisini etkileyen hareketleri yansıtmayı tercih ediyor. Japonya’ya, Taniguchi’ye duyduğu hayranlığı yansıtması gibi.
* Colombe Josse’yi Yüksek Öğretmen Okulu’nun Felsefe bölümüne giden bir karakter olarak yaratıp romanda, filmlerde yönetmenlerin veya senaristlerin ufak bir rol almaları gibi kendine roman sayfalarında yer ayırıyor.




Kitapta Dikkatimi Çekenler

* Kitabın baş karakterlerinden Renée Michel’e adı, filozof Descartes’in ön adından esinlenerek verilmiş olabilir.
* Kitabın yan karakterlerinden olan Pierre Arthens, yazarın ilk romanı Une Gourmandise’in baş karakteri olan gastronomi eleştirmenidir. İlk romanında da Renée’den bahsetmektedir. Bu da yazarın romanlarında bir anlamda sürekliliğe özen gösterdiğini belgeler niteliktedir.


Kirpinin Filozofları

* Descartes: Kesin olan bir şey var. Bir şeyin doğruluğundan şüphe etmek. Şüphe etmek düşünmektir. Düşünmekse var olmaktır. Öyleyse var olduğum şüphesizdir. Düşünüyorum, öyleyse varım.
* Karl Marx: İnsansal öz, tek tek her bireyin doğasında bulunan bir soyutlama değildir. Gerçekliği içersinde, bu, toplumsal ilişkilerin bütünüdür.
* Tolstoy: Aşk, kızıl gibi geçirilmesi gereken bir hastalıktır. Bir insanı, bulunduğu mevki ile değil, göz koyduğu mevkiyle ölçmelidir. Güzel olan sevgili değil, sevgili olan güzeldir. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür, ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.
* Feuerbach: Ne kadar çok iyi kitapla tanışırsan, birlikte olmaktan zevk aldığın kişilerin sayısı o kadar azalacaktır. Hiçbir şey olmamak ve hiç bir şeyi sevmemek, aynı şeylerdir.
* Platon: Başarılması gereken iş ne kadar büyük olursa olsun, bu durumda her zaman ve herkesçe kabul olunan kural şudur; pek büyük konulara geçmeden önce, ilkin küçük ve daha kolay örnekler üzerinde denemelerde bulunmalı..
* Epikür: Ölümden korkmak anlamsızdır; çünkü yaşadığımız sürece ölüm yoktur, ölüm geldiğinde ise artık biz yokuzdur.
* Freud: Henüz yanıtlanamamış ve kadın ruhuyla ilgili otuz yıl süren araştırmalarıma karşın benim de yanıtlamayı başaramadığım çok önemli bir soru var: Kadın ne ister?
* Hegel: Çiçek, meyvenin ortaya çıkmasına yol açar, ama meyvenin ortaya çıkması için de, çiçeğin ortadan kalkması gereklidir. Demek ki üremenin gerçeği, hem çiçek hem meyve olmaktır. Ölüm hem ortadan kaldırmadır, hem yeniden doğuşu sağlayan koşuldur.


Yazardan Mesajımız Var :) - 08.01.2009 -

Dear Peyman,
Thank you very much for your very kind words.And first of all, I apologize for my very bad english and for my late answer. I'm moving just now in a new house and we are pretty busy.Your message came just after I had lunch with a japanese friend (I live now in Kyoto). The conversation went about travels and he told me that his main dream was to go in... Istanbul. What a coincidence...I'm very honored to be translated into turkish ; I don't know yet your country but I agree with my best japanese friend : its name make us dream of a world of refinement, old culture and civilization, hospitality and art de vivre.I hope that my novels can talk to your hearts.


Thank you again,
Warmly,
Muriel Barbery


Yazardan Ikinci Mesaj...- 17.02.2009 -

Dear Peyman,
Thank you very much for your very moving email and for the pictures. Such beautiful and elegant women ! I'm very impressed and honored.If one day or another you come to Japan, please don't forget to visit us.

Warmly,
Muriel

İlginizi Çekebilir

Related Posts with Thumbnails