7 Mayıs 2013 Salı

Bir Yıl - Jean Echenoz


Bir sabah uyanırız ve artık her şeyin eskisi gibi olmadığını fark ederiz.
Bulunduğumuz mekâna sığmaz ruhumuz. Kuş olup uçmak ister. Sebep? Sebebi bilinmez bazen. Ya da bilinse de kabul etmek istemez insan.
Hiçbir açıklama yapmadan çıkıp gider. Yanına sadece birkaç parça eşya ve tabii yaşamın olmazsa olmazı parayı alarak uzaklaşır bulunduğu ortamdan.
Başlar geride bıraktıkları kendince yorumlar yapmaya. Iskalar kimi. Kimi ise tam hedeften vurur. Bazıları küser, alınır. Gerçek sebebini keşfetmek için çabalar kimisi. Bazısı ise hiç üzerinde durmaz. Gittiyse mutlaka bir bildiği vardır.
Giden için ise durum daha farklıdır. Yeni bir başlangıç, yeni insanlar, alışılmışın dışında bir hayat. Hazır parayı hesaplıca tüketme savaşı. Var olma savaşı… Hayatı, sürdürülebilir kılma savaşı…
Çaresizliğin getirdiği bıkkınlık, tükenmişlik hissi sarar tüm benliği. Günden güne fiziksel olarak gerilediğimizi fark ederiz. Tıpkı evsiz barksız, beş parasız insanlar gibi, katrana bulanmış vücudumuzu izleriz kendi gözlerimizle, umutsuzca.
“Kaybolmazsak, kaybolur gideriz” diyor Victoire’ın evsiz barksız arkadaşı Poussain.
Tıpkı yukarda özetlediğim gibi, bir sabah yanında uyuyan sevgilisinin ölmüş olduğunu anlayıp, birkaç parça eşyasını alır ve bankadaki hesabından yüklüce bir miktarda para çekerek kendisini sorgulayacak polisten kaçar Victoire.
Montparnasse Garı’nda rastgele seçerek gittiği Güney Fransa kasabasında bir ev kiralar. Bir süre sonra hayatına giren Gerard, zayıf ânını yakalayarak tüm parasını alır ve sırra kadem basar.
Elinde son kalan parayla kaybolmaya devam eder yaşam içinde. Yavaş yavaş tükenen varlıklarıyla beslenemeyen, yatacak yer bulamayan, kişisel bakımını bile yapamayan Victoire aynaya baktığında gördüğü bakımlı, alımlı, kendinden emin Victoire değildir artık.
Kaybolma serüveninde, hiç beklemediği zamanlarda ve yerlerde rüyada görülen ermiş kişi misâli Victoire’ın karşısına çıkan Paris’ten arkadaşı Louis-Philippe’in bu ortaya çıkışları anlam verilemeyecek şekilde dikkat çekicidir.
Kitapta dış görünüşün insanlar üzerindeki etkisini, insanların sosyal statülerinin beklenmedik şekilde değişkenlik gösterebileceğini okuyoruz.
Bir yıldan az bir süreyi kapsayan bir kayboluş hikâyesi Bir Yıl. Sonu sürpriz bir şekilde sona eren, okur tarafından yeniden yazılmaya açık bir kurguya sahip elli sayfalık polisiye roman, Echenoz’un akıcı, sade dili sayesinde bir solukta okunuyor. Bitmesini istemiyorsunuz.
Jean Echenoz, 1947 yılında dünyaya gelmiş. Fransız edebiyatının son yıllarda yetiştirdiği en büyük ustalardan sayılıyor.
1983 yılında yazdığı "Cherokee" adlı romanıyla Médicis Ödülü’nü almış. 1989’da yayımlanan "Lac" adlı eseriyle Avrupa Edebiyat Ödülü’ne değer görülmüş. Yazarın yayımlanan Türkçe’deki ilk romanı "Ben Gidiyorum", 1999 yılında Fransa’nın en saygın edebiyat ödülü olan Goncourt’u kazanmış.
Peyman

2 yorum:

Nurettin dedi ki...

Güzel bir kitaba benziyor okuduğum kadarıyla.Tanıtım için teşekkürler.Okumak istediklerim arasına bunu da aldım..

Peyman dedi ki...

Rica ederim Kitap Cumhuriyetim. Okuduğunuzda sizin görüşlerinizi de burada görmeyi arzu ederim.

İlginizi Çekebilir

Related Posts with Thumbnails