7 Aralık 2009 Pazartesi

KURŞUN ATA ATA BİTER-TARIK DURSUN K

Bu Orhan Kemal Roman Ödülü projesi benim çok hoşuma gitti gitmesine ama biraz strese de girdim. Benim payıma düşen kitaplar önümde dizili duruyor; hepsi de kendi irademle seçtiğim kitaplar. Bu görüntü beni hep takip ediyor; ödevi olup da yapmayan çocuklar gibiyim. Suçluluk duygusu da cabası….

Bu duygular içinde okuduğum diğer kitaplara ara verip Tarık Dursun K’nın Kurşun Ata Ata Biter adlı romanını bir çırpıda okudum. Uzunca bir süre bu kitap kütüphanemde imzalanmış olarak var diye direndim, bulamadım; biri alfabetik sıramı bozmuş dedim. Baştan sona baktım bulamadım ve Kitap Fuarı’ndan aldım. Kenarda köşede kalmış Ucuz Bölümden hem de!



Tam adı Tarık Dursun Kakınç olan Tarık Dursun K. İzmir doğumlu. Pek çok alanda çalışmış; şiir, roman ve hikâye alanlarında ürün vermiş bir yazar. Halen Eski Foça’da yaşıyor.



Pek çok ödül de almış; Güzel Avrat Otu hikâye kitabı ile 1961 Türk Dili Kurumu Armağanı'nı, Yabanın Adamları ile 1967 ve Ona Sevdiğimi Söyle ile de 1985Sait Faik Hikaye Armağanı'nı, Ağaçlar Gibi Ayakta ile de 1991 Yunus Nadi Yayımlanmış Roman Armağanı'nı. En son ödülü ise 2006 yılında Sedat Simavi Edebiyat Ödülü olmuş Hepsi Hikâye ile.

Her ne kadar Tam adı Tarık Dursun Kakınç olan Tarık Dursun K. Bu soyadı ağabeyi Faruk Kakınç ile karıştırılmamak için kısaltmış olduğu söylense de kendinsinin dergibi.com'a verdiği bir röportajda soyadının hikâyesini “Soyadım Kakınç... 1957 yılında Paris'e gitmek için pasaport çıkarttırdım. Baktım, pasaportumda soyadım 'Korkunç' olarak yazılmış. Zor anlaşılan soyadı olduğu içi ben de hep kısaltma kullandım. Herkes ilk isminde kısaltma kullanır, ben soyadımda kullandım” diye anlatmış.

31.10.2009’da blog. milliyet.com.tr’de verdiği röportajda ise son günlerde nelerle uğraşıldığı sorusuna yapıştırma roman yazmak olduğunu bir başka deyişle romanlarında silik soluk ne kadar karakter var ise onları gün ışığına çıkaracak bir çalışma yaptığını ifade etmiş. Eşinin, her romanında bir fahişe karakteri olduğundan "Gün gelecek orospular senin heykelini dikecek" dediğini de eklemiş.

KURŞUN ATA ATA BİTER, Yönetmen Ümit Elçi tarafından zengin bir oyuncu kadrosuyla 1985yılında beyazperdeye aktarılmış. Bu filmde Hakan Balamir, Zuhal Olcay, Ahmet Mekin ve Meral Orhonsoy rol almış. Filmin müziklerini ise Mehmet Teoman ve Vedat Sakman yapmış.




Kitaba Gelince…..

Üzer, Cevahir ve Tahir Güneydoğu sınırında kaçakçılık yapan üç arkadaştır ve hayatları sürekli bir biçimde bıçak sırtındadır. Tahir, kaçakçılık sırasında mayın tarlasında arkadaşlarının gözü önünde yaşamını yitirir ve bedeni her yere dağılır. Karısı Hediye yalnız kalmıştır ama şanslıdır çünkü kocasının bedeninden bazı parçaları toplayan arkadaşları sayesinde zaman zaman ziyaret edebileceği bir mezara sahiptir. Cevahir Tahir’in ölümünden çok etkilenir, Üzer ise üzülmüş olsa da daha soğukkanlıdır ve kadercidir. Cevahir’e:


-Tahir öldü. Bak gözlerime, ne diyorum duyuyor musun? Tahir öldü. Vadesi o kadarmış onun. Vadesi gelen adam her yerde ölür…” Der ve bir karar alırlar: Cevahir ile ikisi kaçağa çıkacaklardır bundan sonra.

Ancak artık devir değişmiştir; artık insanlara başka şeyler lazımdır ancak Üzer ve Cevahir bu duruma ayak uydurabilecekler midir?:

-…”Haklı olan Kasım Ağa…..Dediği de çok doğru. Zaman değişti, değişiyor. Her şet değişiyor. Biz eski kalıyoruz. İnsanlara halı,saat, cilet bıçağı, teyp, ipekli seccade, kahve, kakao, masa örtüsü, bok püsür lazım değil artık. Tabanca lazımmış, makineli lazımmış….”

Bu değişime ayak uydurmak için işe koyulan Cevahir ve Üzer ne yazık ki rekabetin daha fazla olduğu bu yeni işte pusuya düşürülürler ve Cevahir vurulur. Kangren olan ayağı kesildikten sonar Cevahir sakat kalır. Artık yeni bir hayat kurmak zorunda kalan Cevahir’e bir bakkal açılır ve öteden beri Hediye’ye tutkun olan Cevahir ile Hediye evlenerek yeni bir hayata yelken açarlar.

Üzer bu olayın ardından yeni işten tek de kaldığı için vazgeçer ve koyun işine girer. At yerine TIR ile çalışmayı yadsımaktadır, zaten tehlikeli olan bu işte hiçbir insani ve duygusal boyut bırakmadığı ve dayanma gücü verecek manevi bir yönü olmadığı için de bu TIR işi hoşuna gitmez :

“ At üstünden inmem hiç olmazsa. Cipler, TIR’lar başka bize göre değil zaten. Başka bir alem onlarla kaçakçılık yapmak….. At, kaçakçı adamın can yoldaşıdır……Korkunu paylaşır, sevincini paylaşır; ölsen, ölümünü paylaşır seninle.Ne cibe benzer, ne TIR’a….Korkmazlar, ürkmezler, tehlikeyi sezip haber vermezler. Yelesine sarılıp, boynuna yatıp kulağına ‘kurtar beni oğlum, ölümü burada bırakma, hadi fırla..” diyemezsin…..”

Üzer ile uzun zamandır beraber yaşayan ve düşlerinde bir tarafında göl bir tarafında deniz olan Küçükçekmece’de yaşamak hayali olan Gazel de yeni işi bırakmasından memnundur Üzer’in. Üzer’in sürekli tehlikede olması Gazel’i bağlanmaktan alıkoymaktadır.

Herşey yoluna girmiş gibi gözükürken Cevahir, Kasım Ağa’yı öldürmeye gelen iki kişinin kurşun yağmuru sonucunda öldürülür. Kaderin cilvesidir ki bu iki kişiden biri bir iş dönüşünde kim olduğunu sormadan ve bilmeden sınırı geçirdiği bir kişi ile diğeri ise öz be öz yeğenidir. Ancak Üzer uzun zaman dostluk, dayanışma ve güven üzerine kurulu dünyalarında varolan ve öyle veya böyle bir hayat kuran Cevahir’in ölümü ile derinden sarsılır ve arkadaşının kanını yerde koymaz.

Kurşun Ata Ata Biter dostluk ve ilişkilerin temeli olan güven üzerine çok güzel bir kitaptı, dili çok basit ve okunması da kolaydı. Tasvirler ve olaylar çok net, ağdasız cümlelerle anlatılmış ki her sahneyi ve tasviri hayalinizde hemencecik oluşturuveriyor ve okuma boyunca da devam ettiriyorsunuz bu kurgusal sahneleri.

Kitabın bu özelliği ile ilgili olarak da Günümüzde Kitaplar adlı derginin 1984 yılı Temmuz sayısında Muzaffer Buyrukçu “…sine-roman örgüsünü anımsatmaktadır… Sahnelerdeki çarpıcılık, kısalık, kesinlik… film kamerasına, televizyon ekranına göre düzenlenmiş gibidir. Ama Tarık Dursun K.’nın yazarlık yaşamındaki bu yenilik, yeni değildir. Güzel Avrat Otu’ndan bu yana yarattığı yapıtların hepsinde sinema dilini kullanmıştır. Demek oluyor ki yıllar önce yakaladığı bu yeniliğin sınırlarını genişleterek uygulamaktadır. Sinema, Tarık Dursun K. için önemli bir sanattır” demiş.

Kurşun Ata Ata Biter deyince sözleri Sabahattin Ali’ye [ Aldırma Gönül adlı şiiri] bestesi Kerem Güney ‘e ait olan ve Edip Akbayram’ın söylediği, Aldırma Gönül adlı şarkıyı da burada anmamak olmayacak.

Başın öne eğilmesin
Aldırma gönül aldırma
Ağladığın duyulmasın
Aldırma gönül aldırma

Dışarda deli dalgalar
Gelir duvarları yalar
Seni bu sesler oyalar
Aldırma gönül aldırma

Görmek istersen denizi
Yukarıya çevir yüzü
Deniz gibidir gökyüzü
Aldırma gönül aldırma

Kurşun ata ata biter
Yollar gide gide biter
Mahpus yata yata biter
Aldırma gönül aldırma

Sevgiler
Billur

2 yorum:

Gulda dedi ki...

Eniştemin bu coğrafyayı anlayabilmemiz için Tarık Dursun K. okumamız gerektiğini uzun uzun anlattığı o günü hatırlıyor musun Billur? Ben, o gün ona tüm Tarık Dursun K. kitaplarını okuyacağıma söz vermiştim. O sözün üzerinden beş yıl geçti, hâlâ aldığımız onca kitabın bir tanesinin bile kapağını açmadım. Bu yazı ile suçluluk duygum iyice arttı. En kısa zamanda hepsini okuyacağım.

Bu arada ben de Tarık Dursun K. kitaplarımı bulamıyorum.

Gulda dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından kaldırıldı.

İlginizi Çekebilir

Related Posts with Thumbnails