24 Eylül 2009 Perşembe

MOR - İnci Aral


Adını aldığı “Mor” rengin depresyon, üzüntü ve hüznü çağrıştırması gibi İnci Aral’ın 2004 Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazanan kitabı Mor, Egeli bir ailenin iki kuşağı kapsayan depresif hikayesini anlatıyor.

Depresif diyorum çünkü aile bireylerinin hayatları ruhsal çöküntülerle girif olmuş, yakalarını bırakmayan negatif olaylar karakterlerin yaşamlarına olumsuz yansımış.

Kitabın baş karakteri İlhan Sacit çalışkan, hırslı, genç yaşta yaptığı evlilikten mutsuz sona sürüklenmiş, annesine hayran bir kişilik.

Revan ile genç yaşta yaptığı evlilik aslında hayatına son noktayı koyan bir akit.
Roman, İlhan Sacit’in gördüğü kötü bir rüyanın etkisinde uyanmasıyla başlıyor. Sadece 24 saatlik zaman diliminde İlhan Sacit ve ailesinin yaklaşık 60 yıla yayılan yaşamlarındaki sosyal ve psikolojik gerçekleri, değişiklikleri okura aktaran İnci Aral, başarılı portreler yaratmış.

Aslında kitabı bitireli birkaç gün olmasına rağmen yazıya dökmek epey zamanımı aldı.

Açıkçası bunda İnci Aral’ın kurguladığı karakterlerin depresif hikayelerinin rolü çok büyük. Kitabı her elime aldığımda sanki biri “cıs, sakın elleme” diyecekmiş gibi ondan uzaklaştığımı hissettim.

Yoksulluk içinde büyümüş aile bireyleri, bastırılmış cinsel arzuların yol açtığı tahribat, sadece bir erkeğe ait olmayı kıskançlık krizleri ile fertlere kabul ettiren ebeveynler, içlerinde sakladıkları histeriyi en yakınlarındaki insanlarda çözmeye çalışan karakterler, sevdikleriyle konuşma zorluğu yaşayan içe kapanıklar, hayatın anlamını uyuşturucuda, içkide arayan eli iş tutmayan kardeşler, intihar edenler, çıkmazlarda yolunu kaybedenler, cinayet…Mor…

Kitabın ismi ve içinde defalarca tekrarlanan “Mor” ilk sayfalarda beni renk analizini araştırmaya itti;

Mor rengi seven insanlar genellikle, ruhsal dünyası ön planda olan, ağır başlı ve asil ruhlu kişilerdir. Duyarlılıkları fazla olduğu için sanat dallarında başarılı olma ihtimalleri daha fazladır.

Mor renk, vücuttaki hormonları ve salgı bezlerinin çalışmasını da etkilemektedir. Özellikle sara, menenjit gibi beyin hastalıklarında tedaviyi destekler. Eklem iltihaplarına karşı faydalıdır. Ayrıca, kanı temizler ve akciğer, karaciğer, kalp ve böbreklerin çalışmasını düzenlemeye yardımcı olur.

Mor renk, kullanıldığı tona göre farklı etkiler gösterebilir. Morun açık tonları olan lavanta, leylak gibi renkler ilham verici etkileri için çalışma odalarında tercih edilebilir. Beyinsel faaliyetleri ve sanatsal düşünceyi arttıran mor, özellikle sanatçıların çalışma ortamları için uygun olabilir.

Mor renk, açık tonlarda ilham ve güven verici etki gösterirken, özellikle koyu tonlarda, mor rengin insanda meydana getirdiği asalet duygusu, bazı insanlarda küstahlık, kabalık ve hatta kavgacı bir yapıya da neden olabilecek şekilde etki gösterebilir. Hüzün, üzüntü ve depresyonu çağrıştıran etkileri de vardır. Özellikle koyu tonlarda, bilinçaltını etkileyerek insanda korkuya ve hüzne neden olabilen mor renk, belki de bu yüzden, intihar edenlerin en çok sevdiği renklerden biridir. Bu nedenle, depresyona yatkın kişilerin, ruhsal sorunu olanların, alkoliklerin ve madde bağımlılarının olduğu ortamlarda kullanılmamalıdır.

Son paragrafta yazılanlar, romanın hikayesi ile o kadar örtüşüyor ki, okurken hikayenin kasvetini üzerimde hissettim.

“Kendi dünya görüşüne ve onun içerdiği kurallara körü körüne uymaya çalışmak da kişinin kendine uyguladığı bir tür baskı değil mi? Böyle körleşiyor insan. Kesin doğrular, saplantılar bireysel gelişmeyi donduruyor. Kavgalar, kıranlar bu yüzden yaşanmıyor mu bu toplumda?”

İnci Aral’a “romanında günümüz insanının yaşamından kesitler getirmesi, bir dönemin panoraması ekseninde bugünden düne yönelerek insanlık durumlarını aydınlatması, kadın erkek ilişkilerinin bu gerçeklik bağlamında sorgulanması, insanın içsel gerçekliğine yaptığı yolculukları yeni bir dil kurarak dile getirmesiyle başarılı bir roman evreni oluşturması” gerekçesiyle verilmiş 2004 Orhan Kemal Roman Armağanı.

İnci Aral, Denizli’de doğmuş. Gazi Eğitim Enstitüsü Resim bölümünü bitirmiş. 1977’de dergilerde yayınlanan öyküleri ile edebiyat dünyasına girmiş.


Altı roman, altı öykü kitabı yayımlanmış. 1992 yılında Ölü Erkek Kuşlar adlı romanı ile Yunus Nadi ödülünü kazanmış.

Mor, 1994 yılında yayımladığı Yeni Yalan Zamanlar (Yeşil) adlı kitabıyla aynı adı taşıyan üçlemenin ikincisi. Üçlemenin son kitabı ise Safran Sarı.





İnci Aral, 2009 yılı içerisinde Uluslar arası Yazarlar Birliği PEN Türkiye’ye başkan olarak seçilmiş.

Mor’a başlamadan önce elime aldığım ama okumaya muvaffak olamadığım Selim İleri’nin Bu Yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacak romanını okuma planımı, Mor’u okuduktan sonra ötelemeye karar verdim. Şu anda kendimi okuması daha keyifli, psikolojimi dingin sularda tutacak bir kitabın sayfalarına terk etmeyi tercih ediyorum.

Peyman

6 yorum:

Adsız dedi ki...

Mor zaten hep sevdiğim bir renktir ama favorim lila rengi. Bu sabah Blog açtığımda İnci ARal Mor görünce benim yapmam gereken 3 kitap aklıma geldi. Aslında hiç unutmadım ama durun daha dün Aşk bitti biraz kendime gelmem lazım biraz Sokie okumam lazım. Biraz şarj olmam lazım.

Not: Neden genelde ağır, hüzünlü, depresif, karışık romanlar ödül alır?

Ayşe

Peyman dedi ki...

Çünkü insanoğlu karışık bir mahlukat Ayşe'cim.
Mor'u okuduktan sonra ben de bunu sordum kendime. Neden Mor ödül almıştı ? Sonra şimdiye kadar blogumuzda özetlenen Orhan Kemal Roman Ödülü alan diğer kiapları düşündüm. Tümünde insan ilişkilerinin karmaşık psikolojik sentezler altında irdelenmiş olduğunu,ucundan bucağından da olsa ülkenin içinde bulunduğu veya geçmişteki sosyal-politik yapısının anlatıldığını görüyoruz.
Ama yazdığım gibi ödüllü romanlara bir ara vermekte fayda var...

SERAP dedi ki...

Yeşil'i değil ama Mor'u ve Safran Sarı'yı okudum.Aslında Yeşil'i de alıp arka arkaya okuyabilirim gibime geliyor.Mor'u okuduğumda bende ruh hali olarak biraz bunalmıştım ama Safran Sarı bende daha çok acıma hissi yaratmıştı.

Peyman dedi ki...

Merhaba Serap,
Ben de Safran Sarı'nın Mor'dan daha rahat okunduğu yolunda duyumlar aldım. Ama açıkçası Mor'dan sonra okumaya cesaret edemiyorum :)

billur dedi ki...

Sevgili Peyman;

Ben de yıllar önce Ölü Erkek Kuşlar adlı romanını okumuştum İnci Aral'ın ve ben de epey bir depresif bir okuma dönemi geçirmiştim. Bir aşk üçgenini anlattığı bu romanının kurgusu, dili ve ruhsal betimlemelerine diyecek bir sözüm yok ama konunun ağırlığı ve karakterler beni biraz boğmuştu. Ondan sonra bir daha cesaret edemedim. Safran Sarı var kütüphanede ancak tereddüt geçirdiğim için başlayamamıştım.
Sevgiler
Billur

Peyman dedi ki...

Billur'cum,

Evet dediğin gibi betimlemeler çok başarılı, zaten kitapların bizi boğması da bu yüzden bence. Karakterlerin içinde bulunduğu psikolojik durumlarının tanımını o kadar gerçek yapıyor ki, okurken o ruh halleri insanı negatif etkiliyor. Ben de Safran Sarı'yı sanırım uzuuuun bir süre sonra okuyabileceğim :)
Sevgiler,

İlginizi Çekebilir

Related Posts with Thumbnails