21 Ekim 2009 Çarşamba

28. İSTANBUL KİTAP FUARI



31 EKİM 2009 CUMARTESİ/8 KASIM 2009 PAZAR


Ekim ayının ilk 19 gününü İstanbul dışında geçirip, Ka’ya, evime, arkadaşlarıma, aileme, işime geri dönmüş olmanın mutluluğunu yaşarken bir yandan da birikmiş olan işler, yapılacaklar, gitmek istediğim partiler, konserler, Bienal, sosyal görevlerim ve ihmal ettiğim projeler arasında sıkışıp kaldım. Her şeyi yapmak istiyorum ama bedenim bana ihanet ediyor. Sadece evde boş boş oturmayı istiyorum bir yandan da. Hem çok mutluyum, hem de çok sıkıntı içindeyim. Bu kadar iç dökmenin ardından konuya geleyim en iyisi.

2002 senesine kadar Tepebaşı’na büyük bir mutluluk ile gittiğim, Beylikdüzü’ne taşındığından beri de gelecek sene gitmeyeceğim dememe rağmen günleri yaklaştıkça içimi saran heyecanla hangi gün gitmeliyiz kararını vermek için uzun uzun –ve hep aynı cümleler ile- konuştuğumuz Kitap Fuarı etkinliğine gitmemizi öneriyorum.

Kitap Fuarına Gitmeyi Neden Seviyorum?


Öncelikle o kadar kitabı o kocaman mekân içinde sadece izlemek bile hoşuma gidiyor.

D&R ve Remzi Kitap Evi gibi her yerde bulabildiğim ama içinde kitap bulamadığım -iddia ediyorum bizim Tansaş’ta, Remzi’de (Kanyon) olduğu kadar kitap var- kitapçılardan başka alternatiflerim de olduğunu görmeyi seviyorum. Aynı zamanda sattığı kitabı bilen görevlilerle de konuşmak hoşuma gidiyor.

Hangi gruplar güçlenmiş, kim ne yapmış görmek iyi bir tecrübe oluyor. Geçen yıl gördüğüm Dini Kitap stantları ve kitap sayısı beni hayrete düşürmüştü.

Sevdiğim yazarları görmeyi ve kitap imzalatmayı seviyorum. Asıl sevdiğim ise, fuar Tepebaşı’nda iken barda Can Yücel’i dinlemekti o ayrı.

Eve dönüp aldığım kitapları, katalogları incelemek tamamen ayrı bir zevk veriyor.

Kitap Fuarına Gitmeyi Neden Sevmiyorum?

Çok uzak ve çok soğuk bir mekân. Geçen yıl giderken kaybolmuştum.

Doğru düzgün bir ATM bile yok.

Hafta sonu çok kalabalık oluyor, hafta içinde ise gitmek çok zor oluyor.

Cafe’si çok kötü. Kahveler ise daha kötü.

Eskiden % 35-40 gibi indirimler olurdu, şimdi ise Çok satanlardan başka bölüm yok nerede ise. Çok Satanlar bölümü görmekten çok sıkıldım.

İmza Günleri için
http://www.tuyap.com.tr/webpages/kitap09/imza-gunleri.php

27. İstanbul Kitap Fuarından Kalanlar:

Geçen yıl Michel Foulcault’nun altı ciltlik Seçme Yazılar’ını almıştım. Her ne olursa olsun günde on sayfa dahi olsa okuyacaktım. Ancak 1.cildini bitirebildim.

Yine aldığım Kürt Öykü Antolojisi’ne elimi dahi sürmedim. Neyse ki aldığım diğer kitapları okumuşum. Bu sene kesin kararlıyım. Aldığım her kitabı okuyacağım. Peyman gibi olacağım. Kütüphane’de okunmamış kitap kalmayacak.

9 yorum:

billur dedi ki...

Benim için kitap fuarı kültürel haç gibi bir anlam ifade ediyor. Doğurmama iki gün önce sırt çantamla oradaydım. Yaklaşık 1988 yılından bu yana her yıl gittim. Yeri konusunda ben de sıkıntılıyım ama her ne zaman Gülda mız mız etsem de yine de gidiyorum. Tabii ki Tepebaşında iken sıkış tepişliğin arkasından Beyoğlu'nda bir kafede " aaa bunu da mı almışım,!?" deyip kitapları koklamak ve sohbet çok güzeldi ama olsun.Sadece yaşlandık ondan ileri geliyor bu.
Fuarda görüşmek üzere....
Sevgiler,
Billur

Ayşe dedi ki...

Sevgili Gülda,

Tepebaşı'nın yeri çok güzel evet ama içi çok bunaltıcı idi. Beylikdüzü daha ferah ama şöyle oturup dinlenebileceğiniz ve kahvenizi yudumlıya bileceğiniz bir yer yok ne yazık ki. Kısaca abuk sabuk fiyatlara beş para etmez yiyecekler, içecekler ve hizmet... Ben alagrande piknik çantası getiririm sen hiç merak etme....

Peyman dedi ki...

Vodafone, Telsim olarak adlandırıldığı yıllarda Halkla İlişkiler sorumlusu olarak çalışıyordum. Ve çok acı Tüyap Beylikdüzü fuar anılarım var. En basitinden hafta sonu fuarı gezmeye gelenlere elimdeki promosyon sepetini atıp arkama bakmadan standın iç tarafına koştuğumu hatırlıyorum. Bizim ülkemizde çok acı ki fuar kültürü, alınacak beleş promosyonlarla sınırlı. O yüzden de uzun yıllar hafta sonu fuarlara gidemedim. Hafta içi de zaten gitmem mümkün değil. Ama bu tecrübeleri edinmeden önce her yıl Kitap Fuarı'na gider, kitapların kokusunu ciğerlerime çeker, bir sürü kitap alır, evde de aldıklarımı öpe okşaya kütüphaneye dizerdim.
Galiba çok özlemişim...Hafta sonu gidersek gelmeye çalışacağım ben de.

Sanem dedi ki...

Bu kez, fuarla ilgili herşey gönlünüzce geçer umarım. Bizim gitmemiz mümkün görünmüyor bu sene ama belli mi olur, şeytanın bacağı çıt diye kırılıverir belki. Sevgiler...

danzon dedi ki...

fuar tepebaşı'ndan önce de -hatırlarsınız- taksim'de şimdinin the marmara'sının altındaydı; demek ki giderek merkezden uzaklaşmış!

kitap fuarına, beylikdüzü'ne taşındığından beri gitmedim. (oraya dair anlattıklarınız da bana "iyi ki gitmemişim" dedirtiyor.)

bizim fuarımız frankfurt tarzı bir fuar değil ki; dolayısıyla şehrin merkezinde, şehrin içinde, şehirle içiçe olması lazım.

beylikdüzü'nde düzenlenenin adı da yanlış bana kalırsa, beylikdüzü istanbul sayılmaz ki, adı "istanbul kitap fuarı" olsun, "marmara kitap fuarı" daha uygun!

Gulda Sahin dedi ki...

Danzon,

Ben İstanbul’a 1987 yılında geldiğim için The Marmara bölümünü kaçırdım. Ancak Tepebaşı’da ilk senesinde kuzenimle gittiğimde, onun yeni mekânı çok beğendiğini hatırlıyorum. Bense şaşkınlık ve hayranlık içinde kalmıştım.

Marmara Kitap Fuarı da bir gün Frankfurt Kitap Fuarı gibi olursa (sanırım 30 yılı var) sizi de bekleriz.

Teşekkürler

Gülda

Gulda Sahin dedi ki...

Sanem Hanım,

Ayşe’nin piknik sepetinin de yardımı ile, tahminim yine çok keyif alacağız. Umarım siz de gelebilirsiniz.

Sevgiler

Gülda

billur dedi ki...

Ayşenin Kitap Kulübü'ndeki yazılarımızı dergi haline getirip seneye bir stand kiralayalım ve böylece kendi alanımız yaratalım, fuarın olumsuzluklarını bertaraf etmeye çalışalım, diyorum. Evet, evet ben şu dergi işini düşüneyim.
sevgiler
billur

Aysun dedi ki...

Onca kalabalık ,tıkış tepişliğine ve havasızlığına rağmen ,her yıl bir sonrakini iple çektiğim The Marmara ve Tepebaşında aldığım keyfi ,ne yazık ki Beylikdüzünde alamadığım için taşındığı seneden sonra sanırım bir daha gitmedim.Herşeyiyle Çok ama çok soğuk geldi bana .Kitap hayatın kendisi ama orada hayattan kopuk ve birşeyler eksik.
Belki de benim kitap fuarlarından en sevdiğim şey ,dostlarla bir arada olmak ,Taksim de olmak ,Cafe muhabbeti ,ve bütün bunlarla birlikte bana eşlik eden yeni kitaplarımdı.

İtiraf ediyorum,bu işi o kadar uzun zaman önce rafa kaldırmışım ki tarihin bile farkında değildim. Belkim sizlerin sıcaklığına sığınır ve ben de gelirim bu sene.

İlginizi Çekebilir

Related Posts with Thumbnails