8 Temmuz 2009 Çarşamba

MELODY GARDOT -GELECEĞİN YENİ DİVASI (MI)?


Sanat Aktiviteleri Danışmanım Gülda Melody Gardot'yu dinlemeye gitmemizi söyleyip duruyordu. Ama ben biraz hevessiz davranıyordum ki aslında Caz Festivallerini daha önce hiç dinlemediğim, bilmediğim sanatçıları da öğrenmek ve dinlemek için en iyi yollardan biri olarak benimsediğim ve her zaman yeni sanatçılara yöneldiğim ve hiç de pişman olmadığım halde yanıtsız bırakıyordum sürekli Gülda'yı. Bunun nedeni de önce Depeche Mode (mide kanaması) Joe Sample(kalp spazmı)konserleri ertelenince moralim bozulmuş, Leonard Cohen'e de bir şeyler olur mu [şeytan kulağına kurşun ama adam da yaşlı ....!) endişesi ile gezindiğim günlerdi ve bu nedenle de pek kulak asmıyordum. Gülda beni ikna etmek için bir gün bir lokantada duyduklarını ve "kim bu ses?" dediklerini ve soruşturduklarını ve Melody Gardot olduğunu keşfettiklerini söyleyince "pekiyi" dedim. İyi ki de demişim.

Melody Gardot 1985 yılında doğmuş bir Amerikalı sanatçı.19 yaşında bisikletiyle gezerken bir araba çarpmış (Gülda iyi ki bisiklete binmeyi bilmiyoruz). Bu kaza sonucunda leğen kemiği kırılıyor, beyin sarsıntısı geçiriyor ve kavrama (kognitiv) bozukluğu oluşuyor. Bunun yanında ışığa ve sese karşı da aşırı duyarlı hale [Gülda bu sanırım sürekli siyah gözlük takmasını açıklıyor.(Anlaşılacağı üzere Gülda ile arada epey dedikodusunu yaptık)] geliyor. Kazadan önce piyano çaldığı için (konserde 16 yaşında çalmaya başladığını söyledi)doktorlar müzik terapisi öneriyorlar ve bu terapinin ardından söz yazarı ve solist olarak yeteneği açıkça ortaya çıkıyor.

Dün gece sahneye siyah tayt çorap üzerine fırfırlı bir etek ve beyaz gömlekle çıktı, başında tavus kuşu tüyü olan bir şapka giyiyor ve siyah gözlük takıyordu. Elinde de bir baston vardı. Gerçekten hoş görünüyordu. Sahne denizi arkasına almış olduğundan oturduğum yerden kısmen de olsa mehtabı yakalıyordum [Tabii bunun kötü yanı arkadan geçen boğaz teknelerinden arada sırada yükselen "hayaat beni neden yoruyosun" ya da "hade hade hadeee" gibi nitelikle şarkıların sesinin bir anda patlaması oluyor!).

İlk şarkısına gitarı ile başladı ve sonrasında piyanonun başına geçti. Bu esnada da seyirciyi avucunun içine alacak sözlerini söyledi: İstanbul'un şu ana kadar gördüğü en güzel yerlerden biri olduğunu ve görülecek daha güzel şeyler kalmadığında ölüneceği anlamına gelen bir deyişi hatırladığı için de bu deyişin gerçekleşmesinden endişe duyduğunu ifade etti. Sanırım ilk 3 şarkı ancak bitmişti ki sahneden ayrıldı...Bu da nedendi? Aha...Ezan vakti idi.

Daha sonra bir ara Türkçe bir kaç kelime öğrendiğinden ama unuttuğundan bahsetti,"good night" nasıl denildiğini sorunca önlerden bir dinleyici söyledi ve biz seyircilere söyleceği şarkının kendisi ve orkestrasından "iyi geceler" dileğini yansıttığını belirtti. Ayrıca gittiği her ülkede bazı kelimeler öğrenmeye çalıştığını ama hep kendisine kötü sözler öğretildiği de ekledi. Neyse bunun sadece Türklere has olmadığını duymak hoşuma gitmedi değil doğrusu.




Çocukluğunda kendisini büyükannesinin büyüttüğünü anlattı ve sigara içişini taklit etti. Bir başka şarkısının öncesinde aşka dair konuştu ve kendisinin kalbinin kırılmasına yol açan aşklara bağımlı olduğunu,bu ayrılıkların iyi tarafları bulunduğunu,bu durumda olan birinin yemeğe çıkarıldığını, yatakta yer açıldığını ve horlamadan kurtulunduğunu ekledi.

Konserde daha çok son ve ikinci albümü olan My One and Only Thrill adlı albümünden şarkıları seslendirdi. Ayrıca 'Somewhere Over The Rainbow' ile 'Ain't No Sunshine' şarkılarını da çok hoş bir caz yorumu ile söyledi. Her ne kadar kendisi Norah Jones ve Madeline Peyroux ile kıyaslansa da itiraf etmeliyim ki konser performansı her ikisinden de iyiydi ve Norah Jones'tan daha kuvvetli bir yorum yeteneği olduğunu, ses renginin benim kulağıma daha hoş geldiğini ve Norah Jones'ta zaman zaman insanı sıkan tekdüzelikten eser bulunmadığını düşünüyorum. Henüz erken ama bence geleceğin yeni divası olabilir gibime geliyor.





Konserin bitiminde cdlerinin satışa sunulduğu standda albümlerini imzaladı (sıraya girmeyen önüme kaynak yapan bir sürü insana söylendim durdum) ve iki albümünü de aldım ve herkese de tavsiye ediyorum. Gülda ile Yonca resim çektirmişler ben İKSV'de görev yapan bir arkadaşımdan Gülda için Leonard Cohen'in kaldığı oteli öğrenmeye çalışırken....Öğrenebildim mi? Hayır! Melody Gardot ile resmim var mı? Hayır!

Ancak gene de Gülda'ya binlerce teşekkür....Çok hoş bir akşamdı ve yeni bir sanatçı keşfettim sayesinde.

Sevgiler
Billur

5 yorum:

AYCAN dedi ki...

GÜZEL RESİM :-))) ÇÜNKÜ KEYİF ALINDIĞI BELLİ, ÇÜNKÜ GÜLDA POZ VERMEK İÇİN DEĞİL İÇTEN İÇİNDEN GELDİĞİ GİBİ GÜLÜYOR, ÇÜNKÜ USTA DİNLENİLMİŞ ... EEE DAHA NE OLSUN?

Gulda Sahin dedi ki...

Sondan başlayayım:

Öncelikle bunca ay kitap kulübü toplantılarında biz fıstık gibi makinelerimiz ile güzel güzel fotoğraflar çektirmek için garsonlara rica ederken, Belkıs’ın da doğru düzgün bir fotoğraf çekemeyen BB’sini her seferinde uzatıp bununla da çekin demesi ile ne kadar dalga geçtiğimi hepiniz biliyorsunuz. Ancak bu sefer Melody Gardot orada idi ve bizim de fotoğraf makinemiz yoktu, buna üzülürken, Belkıs’ın atılıp ben çekerim dediğinde yaşadığım mahcubiyeti ve memnuniyeti anlatamam. Çok teşekkürler Belkıs. Tüm sözlerimi geri aldım, artık her toplantıda önce senin BB ile çekilmesi için elimden geleni yapacağım söz. Billur’um Cohen çaban için ayrıca teşekkürler.

Esma Sultan’da konser izlemek hep çok güzel. Bir önceki gün Santana konserinden sonra oturarak müzik dinlemek ayrıca çok konforlu idi. Şaşılacak şekilde ses düzeni mükemmeldi. Melody Gardot ise zaten son takıntım, kulaklarımda hep onun melodisi var. Benim favorim Les étoiles’i söylediğinde ise zaten tüm yıldızlar yukarıda parlıyordu.

Konsere zamanında gitmek ne keyifli imiş.

Billur son sözüm sana: seni bu konsere gelmeye ikna etmek çok kolaydı, dalgınlığından faydalandım. Hatırlarsın, “helikoptere binme” ikna maceram tam iki ay kadar sürmüştü. Yani kısaca ikna turu çabası ile biz; Emiliana Torrini ve Brad Mehldau’ya da gideceğiz, sizler de gelin.


Son dip not: Yonca resim çektirdikten sonra yürürken şöyle dedi. Önce imzalı oyuncu fotoğrafı, sonra imzalı CD ve en son olarak sanatçı ile fotoğraf çektirme, on sekizimizde bile yapmamıştık bunları… Yonca’cığım daha neler yapacağız bir bilsek!

Adsız dedi ki...

D A H A
N E L E R
Y A P A C A Ğ I Z !....

Bilmiyelim çünkü böyle süpriz olması çok daha hoş oluyor. Ama şu bi gerçek ki daha çok şeyler yapacağız ve çok süpriz olacağız buda benim sözüm, yanlızca herkesin çabasına ihtiyacım var!..

Bu arada siz bu güzel müzikleri dinlerken ben yoga yapıyordum ve unutmuşum yoganın nasıl zor olduğunu!.. Her yerim ağrıyor...

Bu arada Billur'un anlatımı sizin resimleriniz kıskandımmmm !.....

(Ayşe)

Peyman dedi ki...

Gerçekten harika bir gece geçirmişsiniz, resimden belli oluyor.
Melody Gardot müziğini seviyorsanız, Madeleine Peyroux'yu da seversiniz diye düşündüm. Belki de dinlediğiniz sanatçılardandır zaten. Atina doğumlu Peyroux, Paris'te sokak müzisyeni olarak yaşarken üne kavuşmuş. Tavsiye ederim.

Ayşe'nin Kitap Kulübü dedi ki...

aysecim sen gelemediğin için benim son dakikada bu enfes konsere gidebilmem kendi adıma enfes bir tecrübeydi. ortam enfesti, bogazın kenarında, mehtap karşımızda, ve bence son derece doğal seksiliği olan melodyi dinlemek benim için gerçek nimet..konser sonrası aldığıgım albüm şu dengesiz hava koşullarında bana huzur veriyor, garip bir buyusu var sesinin..

yine gelsin yine idelim lütfeeeen

sevgiyle
belkis

İlginizi Çekebilir

Related Posts with Thumbnails