26 Temmuz 2011 Salı

ATEŞ PARÇASI

Yönetmenliğini Atıf Yılmaz’ın yaptığı Ateş Parçası 1972 yılının Ocak ayında ilk defa gösterime girmiş Ulvi Arman’li Tonton Amca’lı eğlenceli bir filmdir.Senaryosunu Bülent Oran, yapımcılığını İrfan Ünal yaptığı, yine müziklerde Metin Bükey imzasının olduğu Ateş Parçası filminin başlıca rollerini Kartal Tibet, Türkan Şoray, Hulusi Kentmen, Necdet Yakın Sevim Emre ve Nevin Nuray paylaşmaktadır. Kartal Tibet’in seslendirmesi Abdurrahman Palay, Türkan Şoray’ın seslendirmesi ise her zamankinden farklı olarak Nevin Akkaya tarafından yapılmıştır.

Bu filmi bloga Atıf Yılmaz’ın ölüm yıldönümü olan 05.Mayıs tarihinde girmek istemiştim ama bugüne denk geldi. Ben de bu hayata ateş almaya gelmiş ve acelesi varmış gibi hızla giden Amy Winehouse'a bir ateş parçasına ithaf ediyorum.



Bir Çadır Tiyatrosu

Azize (Türkan Şoray) çadır tiyatrosunda ekmek parasını kazanmakta, hem eğlenip hem de eğlendirmekten memnundur. Bu esnada Tonton Amca (Nubar Terziyan) bacağında sakatlığı olan Mine’ye (Sedef Ecer) Boncuk aracılığı ile fal bakmakta “kumbarası dolunca ameli yat parasının denkleneceğini muştulamaktadır. Azize Boncuk ‘un Ayla’nın( Sevim Emre) da (Ayla elinde Sosyete-13 adlı bir dergi okumaktadır) da falına bakmasın isteyince ,Ayla:

-O pis hayvan mı söyleyecek kaderimi, ben sizler gibi uyuşuk değilim. Ömrümü bu aşağılık çadır tiyatrosunun adi seyircilerini eğlendirmekle geçirmeye niyetim yok. Ben zengin olmak istiyorum, bu çöplükte değil, apartmanlarda, villalarda oturmak istiyorum, otomobilim, incilerim, güzel kıyafetlerim olsun istiyorum. Hem de olacak göreceksiniz

-Allah versin kızım gözümüz yok…Sen ne diyorsun bu işe İBİŞ? (bu bir bez bebektir) Aç tavuk kendini darı ambarında görür der Azize ve kahkahalara boğulurlar.

Tonton Amca ise Azize’ye kısmetini okumaya karar verince; tez vakitte hayatının erkeği çıkacağını söyler.

Acep Kısmet Nerelerde Ola?

Hemen sonraki sahnede Kısmet olduğunu anladığımız ünlü ve çapkın milyoner Tarık Arman (Kartal Tibet) bu esnada kırmızı spor arabasıyla yarış yapmakta ve bir sebze arabasına çarparak hızlı bir hayatın tadını çıkarmaktadır. Azize’nin onun kim olduğundan haberi olmasa da arkadaşı Ayla sürekli onun haberlerini takip etmekte ve Azize’yi bilgilendirmektedir. Yine ellerinde gazete Ayla, Tarık Beyimiz hakkındaki haberi okurken Tarık arabası ile çadır tiyatrosunun altını üstüne getirerek içeri dalar ve kim olduğunu öğrenince de: “Allah Kahretsin o sosyete züppesini” diye bağırır.



Araba son hızla bir ev bahçesinde durur, önce nişanlısı Selma’yı öper ve birinci gelen Tarık hızla soyunarak kendini Boğaz’ın serin sularına bırakır…Bu Tarık Beyimizin işle güçle pek alakası bulunmamaktadır. Ancak ne yazık ki sert mizaçlı ve çalışkan bir babası (Hulusi Kentmen) vardır: Ulvi Arman. Oğlunun işyerini banka gibi kullanması babasını çıldırtmaktadır.

Randevularda Bir Karışıklık Olunca

Tarık Beyimiz nişanlı olmasına rağmen hızlı bir çapkındır ancak biraz da şaşkındır zira aynı gün aynı saatte 3 kıza birden evinde randevu vermekte ve zavallı uşağı da serseme dönmektedir bu trafiği idare ederken. Kapana kısıldığını anlayan Tarık uşağını salondan kavga sesleri ve şangırtılar arasında onlarla bırakır ve arabasına doğru koşmaya başlar. O da ne? Arabasında nişanlısı onu beklemektedir. Arabada pusu kuran nişanlı “Hilton’da bir drink alırız” ne dersin diye sorunca gazlar giderler…

Asmam Çardaktan Suyum Bardaktan….

Tarık Arman Hilton’da drink ala dursun, zavallı uşağı evde olayı anlayan tüm sevgililer dövüşe dursun Azize çadırda programını icra etmekte hatta sahne alamayan iş arkadaşı Sarhoş Salih’in yerine palyaçoluk da yapmaktadır. Ayla’ya bu durumu söylememesi için söz alan Azize onunla Üsküdara gitmek zorunda kalır. Otobüsü kaçırınca önlerinde duran arabadan inen delikanlı Ayla’ya kolunu dolayınca Azize açar ağzını yumar gözünü ama gerçek şudur ki delikanlı Ayla’nın manitasıdır. Ayla kendisini idare etmesi için Azize’ye yalvarır, Azize de kabul eder. Delikanlı onlarla gelmeyen Azize’ye:

-Enayiliğine doyma der ve gazlar.

Yolun ortasında elinde koca bir bavulla kalakalan Azize dert arkadaşı İbiş’e:

-Duydun mu İbiş? Namusun adı enayilik olmuş der ağlamaklı ve başlayan yağmurun altında yoldan geçen arabalara el etmeye başlar. Bilin bakalım kim durur? Tarık Arman ve nişanlısı! Azize o kadar yalvarır ki bir püsküllü belaya çattığını anlayan Tarık mecburen onu arabasına alır.



Alır almasına da bin pişman olur Tarık Arman. İki kapılı spor arabısına inip binerken Azize söylenir, tam yol almışken bavulunu yolda bıraktıkları için durur ve bagaja benzin bidonu yüzünden sığmayınca sormadan bidonu bırakır, arabada nişanlının üzerine hapşırır, üzerine eşarbın suyunu sıkar.VEEE BENZİN BİTİVERİR BU ESNADA…
Tarık benzinciye gitmeye karar verir ve nişanlı ile kapışan Azize de arabadan iner ve bir kamyonete otostop çeker. Kamyonetin arkasına kurulduğunda sırılsıklam olmuş Tarık’ı gören Azize seslenir:

-Heeeyyy ! Sosyeteeee! Atlasana….Meyve yiyip gülüşüp giderlerken benzin deposunun orada ikisi birden atlar kamyonetten bu sefer ama depo bozuktur. Bisiklet bulan Azize ile Tarık Tarık’ın evine doğru yola koyulurlar…

Bisiklet Hırsızları EVDE…



Eve varınca Tarık ve Azize üzerlerini değiştirirler. Tarık Siyah pantolon ve işli siyah bir gömlek giyerken Azize eflatun bir pijama giyer ve Tarık Azize’yi daha sıcak olacak gerekçesi ile çalışma odasına davet eder. Azize:

-Ay Sen çalışmaya vakit bulabiliyor musun? Otomobil sefası, at yarışı, tenis maçı, karılar, kızlar nişanlı…
-Susar mısın lütfen?
-Şimdi sen bu kitapların hepsini okudun mu yani?,
-İmtihan mı edeceksin?




O sırada piyano üzerinde nişanlısının resmini gören Azize resmi tam saklayacakken karnı acıktığını bahane eder ve Tarık’ı mutfağa gönderir. Resmi saklamak için masanın çekmecesini açtığından görür ki çerçevede iki başka kadının resmi de vardır! Azize yaftayı yapıştırır:” Vay zampara vay!” der ve resmi değiştirir. Bu sırada Şakir yemeklerini hazırlamış ve şampanyalarını açmıştır. Tam Tarık “başbelasının şerefine içecekken” Selam kapıyı çalar. Tarık Azize’yi telaşla saklamaya çalışır. Azize:

-“Sen de diplomalı kılıbıkmışsın be Sosyete der ve saklanır. Çılgınlar gibi çığlık atan Selma bir hışım içeri girer. Saklanmış olan Azize’den aynı anda bir hapşırık sesi gelir. Bu sesin izini süren Selma çalışma odasına girince hem çerçevede başka birinin resmini hem de şömine önünde sofrayı görünce Tarık’a :

-O uğursuzu arabana aldık bir şey demedim ama bu ne rezalet deyince. Azize ortaya çıkar .Selma bayılıverir. Azize:

-Bırak be sosyete şimdi de bayılma dümeni yapıyor.Ver şu hesabı da gitsin be sosyete. Fatura almayı da unutma!

-Aaaaaaa!A a a a a!

-Yok beeeeee!

-İster misin karı kekeme kalsın?

Bu hakaretlere dayanamayan Selma koşarak evi terk eder ve Tarık peşinden gitse de geri getiremez. Hışımla odaya dönen Tarık’a Azize:

-Geçmiş olsun sosyete belayı zor atlattın.

-Asıl bela sensin üstelik seni bir türlü atlatamadık.

Deyince Azize ağlamaklı olur ve Tarık’ın “Bir daha karşıma çıkma yeter” sözünü de duyunca iyice yıkılır. Tarık birden arkasını dönünce Azize’nin artık orada olmadığını görür. Ağlayarak evden çıkan Azize Şakir’e:

-"İnsan değil ki bunlar Sosyete ne olacak." der ve üstünde pijama ile kapıdan çıkar.Şakir bu duruma dayanamaz:

-Bu havada çocuğu dışarı mı atıciz yani?

-"N’apiyim? Gidip ayağına mı kapanmayım dönsün diye?! Peki! Git çağır! Sabaha da 5-10 lira verir salarsın. Bir daha da gözüm görmesin." Şakir sevinçle fırlar.

ERTESİ SABAH

Daha doğrusu ertesi gün öğleden sonra uyandırılan Tarık kahvaltısını isteyince Şakir ellerini çırpar ve içeri elinde bir tepsi hizmetçi kıyafeti ile Azize girer. Tarık çığlık atar, Azize elindeki tepsiyi düşürür, Tarık deliller gibi “defol diye bağırmaya başlayınca Azize de elindeki tepisiyi yere çalar ve “ Senin gibilerin kibarlığına turp sıkayım Asaletin mektebi var mektebi! Baba parası ile kibarlık bu kadar olur işte’diye söylenerek odadan çıkar. Bu arada durmadan çalan telefona da bakan Azize cevap vermeden önce:

- Nankör lanet herif !
-Neeuu!Bana mı dedin?
-Evet babalık sana dedim ne olacak?
-Kimsin sen çabuk söyle?
-Polis misin nüfus memuru mu Kimsem kimim? AZİZE A Zİ ZEEE
-Orası nere çabuk söyle
-EEEEE Bağırma be kulağım zarını patlatacaksın Evet haa bildin babalık Tarık adlı sosyetenin evi
-Ben o zibidinin babasıyım! Çabuk hangi cehennemdeyse çağır bana onu
-Hooyt! Beni hayta Oğlunun çobanı mı zannettin moruk
-Hiiiiii! Moruk mu?! Kaldırım yosması seni
-Çabuk çağır onu bana
-Biraz daha bağırırsan kendi duyar seni zaten.




Diyen Azize telefonu havaya tutar ve babanın gümbür gümbür sesi TAAARRRIIKKK diye ortalığı inletir. Telefona koşan Tarık telefonu eline alınca önce Azizeye laf yetiştirir:

-Allah Cezani versin!
-Senin Allah cezanı versin Sarhoş musun deli misin nesin?
-Yanlış anladınız babacığım size değil, salak bir hizmetçi aldım ona bağırıyorum.
-İnanma babalık yalan söylüyor senin hayta oğlun hizmetçi değilim!
-Size değil ona söylüyorum, derhal kovuyorum onu!
-Ben seni kovuyorum evlatlıktan mirastan her bir halttan reddediyorum seni!
Der baba ve telefonu kapatır.

Tarık bunun üzerine “ Seni öldiriciiiğim başbelası!” diyerek Azize’nin üzerine yürürse de araya Şakir girer. Tarık bir sandalyeye çöreklenirken “ALLAHIM ne günah işledim de başıma bu belayı sardım?" diye inlerken Azize “bir daha yalvarsan da yüzümü göremeyeceksin." diyerek çıkar.Babasını ve nişanlısı Selma’yı sakinleştirmek için Tarık da yola koyulur.

Çadır Tiyatrosuna giden AZİZE hemen bir niyet daha çeker ve yine aynı fal çıkar. Bu arada Tarık işyerinde babasından azar işitmektedir. Ancak babası onu son defa affeder. Ayrıca Tarık’a kendisinin yokluğunda Selma ile birlikte Holdingi temsil etmesi için bir resepsiyona katılması görevini verir. Tarık da hemen Selma’nın yanına gönül almaya koşar.

Selma’yı evinde ağırlayan ve hem çiçeklerle hem de aldığı yüzükle avutmaya çalışan Tarık’ı işlerin yatıştığı anda bir sürpriz beklemektedir. Azize eve İbiş ve bavulunu almak için gelmiştir. Selma çayını yudumlarken hala Azize olayını unutamadığını, akşama resepsiyona ne giyeceğini bilemediğini söyleyip vızıldanırken Tarık eve bir tuvalet de ısmarladığını söylemektedir. Selma ise bir daha karşısına çıkarsa her şeyin biteceği tehdidini savurur ve hazırlanmak için içeri geçer.

Paketleri alıp yukarı çıkan Selma odada Azize’yi görünce gözlerine inanamaz ve bağırarak aşağı kata iner ve yılışık Azize’nin yatak odasında olduğunu haykırınca Azize de ikiletmez ve Selma’nın üzerine atılır. Selma en sonunda Can kurtaran yok mu? Diye bağırarak kaçar. Tarık ise resepsiyona kiminle gideceğinin derdine düşer . Şakir ise misafirlerin yabancı olduğunu ve nişanlısını tanımadıklarını söyleyince eski manitalarınu arar ve hepsi onu tersler.

Azize’nin hala evde olduğunu gören Tarık ona çıkışınca:

-Senin hatırın için bekliyorum
-Benim hatırım için m i?
-Azize hanımı yedek tutuyorum efendim Olur a hanım arkadaş bulamadınız..
-Evvel ALLAH nişanlı değil nikahlı rolü bile oynarım
-Ben hanımefendi arıyorum. Baş belası değil!
-

Ancak Tarık çaresiz kalır. Şakir ile Azize hazırlanmak için işe koyulurlar ve ortaya çıkan sonu. Baş Belası değil, Ateş Parçasıdır.

Ateş Parçası Kokteylde

Kokteylin açılışını yapan Tarık Azize’ye bir sürü tembihte bulunmuştur: Küfür yok, evet hayır dan başka laf yok, kibarca gül gibi… Tarık salonda misafirlerle ilgilenir ve kibarcık kibarcık konuşurken bir ara Azize’nin olduğu yerden gülüşmeler duyulur. Diken üstünde olan Tarık sohbetine ara vererek Azize’nin etrafını sarmış beyler güruhunun yanına gider. Konuklardan biri:

-Nişanlınız ile gurur duyabilirsiniz Tarık Bey az önce Seçil Bey’i dış politika konusunda epey terlettiler.
-Nişanlınız hanımefendinin görüşlerinden epey yararlandık.
-Nişanlınız ilk dansı bana lütfederler mi acaba?
-Tabbiii hem dansın sonuna kadar dünya meselelerini de hallederiz.




Tarık gözlerini kapayıp, rezil olacağını zannederken Azize ise kibarca dansetmekte, ardında ritimli bir başka müzik eşliğinde bir başka konukla etrafı hareketlendirmektedir.

Tarık ise durumdan yavaş yavaş hoşnut olmaya ve gülümsemeye başlamıştır. Sonrasında Azize orkestraya verdiği emirle halay da çektirir misafirlere…Bu durumu kıskanan Tarık da bir süre sonra Azize’ye sarılarak halaya katılır.

Felaket Kapıda

Bu esnada Selma kokteylin olduğu yere gelmiş ve asıl nişanlının kendisi olduğunu söyleyerek içeri girmeye çalışmaktadır. Ancak kapıdaki görevli direnmekte, Selma’nın onunla dalga geçtiğini söyelemektedir. Tarık ise Azize ile romantik bir anın başlangıcında gecenin bitmesinden korktuğunu ve herkesin olduğu kadar kendisinin de kalbini kazandığını söyleyerek yazılmaktadır. Azize de cevapsız kalmamakta ve Tarık artık başka bir insan olacağı sözlerinin sıcaklığında erimektedir.



Bu romantik ve güzel an Selma’nın salona dalması , ona engel olan görevliyi tokatlaması ile birdenbire parça parça olur. Selma “Tarık Arman’ın gerçek nişanlısı benim! Bu şırfıntı benim ismimi nişanlımı ve elbisemi de çalmış” diye Azize’nin üzerine atılır. Azize hıçkırıklar içinde salonu terk eder. Tarık ise nişan yüzüğünü çıkararak nişanı bozduğunu haykırır. Tarık Azize’nin arkasından koşarsa da Azize saklanır:

-Ne işim vardı burada?bu tehlikeli oyuna niye girdim? Sen Tarık ARMAN’ın nişanlısı olabilir misin? Sen onları eğlendirdiğin müddetçe varsın Sen budala bir soytarısın senin yerin burası değil diyerek çadır tiyatrosunun yolunu tutar. Onu seviyormuşum boşver….

İBİŞ ile Dertleşme (Bu İbiş karakteri gizli karakter, büyük metaforlar gizli, benden söylemesi)

Azize’yi bulamayan Tarık evinde İbiş ile dertleşmekte ve ona:

-Azize Abla seni sevmiyor hiç olmazsa bir hafta da seni hiç olmazsa arardı …. Beni görmemek için mi gelmedi diyorsun..Doğru ona çok kötü davrandım N eyapayım ben onun kadar iyi, tabii insana alışık değişilim diyerek Şakir ile kadehlere içki doldururlar…

Selma ile Barışma Randevusu

Yurtdışından dönmek üzere olan babasına ne diyeceğini bilemeyen ve kızının da Tarık gibi yağlı kapıyı kapatmaması için uğraşan Selma ‘nın annesinin bu konudaki üstü kapalı tehdidini gören Tarık Selma ile barışır ama aklı Azize’dedir ve Selma’ya baktığında Azize’nin suretini görmektedir. Böyle bir anda arabada giderlerken kaza yaparlar. Bir taksi bulmak için yola koyulduklarında Azize’nin çalıştığı çadır tiyatrosuna gelirler. O sırada palyaço klılığında gösteri yapan Azize’yi tanımayan Selma ve Tarık verecekleri doğumgünü partisine palyaçoları çağırmayı kararlaştırırlar. Bunu öğrenen Azize gözyaşlarına boğulur.

Bir Palyaçonun Dramı

Parti günü Azize kapıdan dönüp vazgeçecek gibi olsa da Selma’nın arkadaşları tutup kolundan sürükleyerek salona getirip ortaya atarlar ve başlarlar alay etmeye…Azize de başlar bir şarkı söylemeye:

"Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar
Hiçkimsenin aşkında yoktur gözüm..."

ANCAK Selma ve şımarık arkadaşları bu acıklı ve kasvetli palyaçoya dayanamazlar ve üzerine içki döküp, pamuk atarlar ve sonra başka bir eğlencenin peşine düşerler. Azize’ye ücretini vermek isteyen Tarık elinde İbiş’i görünce:

-Sana benziyor değil mi?
-Bir arkadaşımın da böyle bir bebeği vardı, kaybettiğini söylemişti müsaade ederseniz kendisine götüreyim
-Arkadaşınızın mı Adı neydi?
-Azize
-AZİZE mi?
-Bu bebeği kendisine ben vermek isterim Çok önemli nolur bana yardımcı olun
der.Azize de kendisi ilşe konuşup arayacağını söyler.



Bir Çay Bahçesinde

Tarık elinde İbiş Azize’yi beklemektedir ve geciktiği için endişe etse de Azize çıkagelir ve birbirlerini ilanı aşk ederler Sonra gelsin kırlarda papatya falları gitsin mutlu küçük gezintiler…



Değişen Tarık -Şaşıran Baba

Uzun yurtdışı seyahatinden dönen Ulvi Arman işyerine gelince Tarık’ın günlerden beri deliler gibi çalıştığını, erken geldiğini öğrenince dehşete kapılır. Müdüründen rapor alan Ulvi Arman Tarık’ı yanına çağırınca:

-Kim bu kız?
-Hangi kız?
-Her kimse Çabuk getir onu bana..
-Bu işte Azize’nin hiçbir suçu yok, bütün kabahat ben de Bilmiyorum nerede olduğunyu
-Böyle kız kaçırılır mı avanak?!
-Anlamadım?
-Senin gibi haytayı yola getiren kız kaçırılır mı?
-Kaçırılmaz Baba!
Tarık odadan fırlar ve bahçede bekleyen Azize’yi babasına götürür. Babası onunla yalnız görüşmek istediğini söyler.

İçeri giren Azize:

-Merhaba babalık.
-SEN O şey hizmetçi
-Arsız hizmetçi kim olduğumu söyleyeyim dedim, seni kandırmak istemedim ver elini öpeyim de barışalım
deyince Ulvi Arman de jeton düşer ve kahkahalar içinde birbirlerine sarılırlar:
-Şimdi insanların niye seni çok sevdiklerini daha iyi anlıyorum.
-Kimse sevmez beni patavatsızımdır
-Harika
-Gevezeyim ilk aklıma geleni söylerim
-Mükemmel
-Erkek gibiyim süs filan bilmem
-Daha iyisi can sağlığı
-Alay mı ediyorsun be pos bıyık şeyy biraz da küfürlü konuşurum
(Aynı Ben!)
-Ailenle tanışmak isterim
-Annem babam öldü
-Allah Rahmet Eylesin.Ailenden başkaları ?
-Bizim aile kalabalık büyük bir aile sayılırız aslında
-Öyleyse bütün o büyük ailenle birlikte bu Pazar günü bize bekliyorum seni
-Ailemle?
Azize ve Büyük Ailesi

Tonton Amca ile Azize dertleşmekte ve Pazar günü mutlaka gitmesini salık vermektedir. Azize ise bu işin buraya kadar olduğunu koskoca Ulvi Arman’in bir çadır tiyatrosu şarkıcısına oğlunu vermeyeceğini söyleyerek ayak diremektedir. Ama Tonton Amca Azize’yi ikna eder ve ailenin İzmir’den geleceğini söylersin, uçak kalkmaz. Hem belki de geliverir ailen der.

İzmir’den Teşrif Eden Büyük Aile

Pazar günü Azize söz evinde sarı ipekler içinde dört dönmekte ve bu arada diğer misafirler akın akın gelmektedir. Ancak Azize’nin ailesinden hiç kimse ortalıkta gözükmemektedir. Azize tam itiraf edecekken kapıda (Tonton Amca) gözükür ve kendini “Eski İspanya Sefiri Akın” olarak tanıtır! Sirk Tiyatrosu sahibi ise eski emekli Aydın Valisi olmuştur.

-Ailen de senin gibi sıcak ve sevimli
-Doğru, ailem onlar benim her şeyim
der ve neşe içinde sözleri kesilir.

Azize Gazetede

Bu arada haber cemiyet haberleri sayfasında bomba etkisi yapar ve manşet şu şekildedir: “Tarık Arman Sosyetenin Hiç Tanımadığı Bir Kızla Evleniyor!” Bu bomba çadır tiyatrosunda da bombayı patlatır ve Ayla’nın gözlerinde şimşekler çakar. O sırada Azize tiyatroya elinde hediye paketlerle gelmiştir. Düğün yapmayıp evde nikah kıyacaklarını anlatmakta, balayı planları arasında hani upuzzzzun kulesi olan Paris’e gitmekten bahsetmektedir ANCAK onu acı bir gerçek beklemektedir. Azize Mine’nin kutusuna para atmak isteyip de boş olduğunu görünce Mine saklamaya çalışsa da Ayla atılır:

-Senin nişanına gitmek için harcadılar parayı…Yalan mı söylüyorum? Damadın ailesine fiyaka yapmak uğruna Mine topal kalacak! (Ne fesat şeysin sen be!)
Bu durum karşısında kahrolan Azize Mineyi kucağına alır ve “Bu gece Mine için oynayacağız” der.

Kıskanç Arkadaş İş Başında

Kıskançlığı gözlerini kör eden Ayla soluĞU Tarık’ın nişanlısının yanında alır. Öğrendiklerinden zevklenen Selma da doğru Tarık’a koşar; ona nikah hediyesi getirmiştir. Tarık’ı kaptığı gibi çadır tiyatrosuna götüren Selma Tarık’a o esnada sahnede göbek atıp şarkı söyleyen Azize’ye bakıp:

- "Nikahlanacağın kadın bu işte. Bana tercih etmekte haklısın. Ben bu ileri beceremem” diyerek zehirli dişlerini Tarık’a saplar.

Çadır tiyatrosunu kederle terk eden Tarık’ın arkasından Ayla ve Selam sinsice gülüşleri ile bakarlar. Ne oldu şimdi Ayla? Ha? Ne oldu? Başın göğe, toton yere mi erdi?

Ertesi gün Tarık’a gelen Azize’ye Tarık soğuk yapar ve Azize ağlayarak gider. Tarık ise kapıyı kapadığından kınayan gözlerle Tarık’a bakan Şakir “Ne yapmamı bekliyorsun!? Gururumla oynadı” der ve hışımla salona gidince İBİŞ’e bağırır. "Nereye gitsem karşıma çıkıyor. Bir daha görmek istemiyorum” diye haykırır ve İBİŞ’i fırlatır yere. Size demiştim bu İBİŞ önemli diye…

İBİŞ’i yanına alan Şakir ise bavulunu da toplar ve Tarık’ı “gerçek bir hanımefendinin yanına gidiyorum” diyerek terk eder.Şakir’in ardından kapı çalınır ve Mine ile Ayla gelirler. Azize’nin perişan halini gören Ayla pişman olmuş Tarık’a bazım gerçekleri anlatmaya gelmiştir. (Yahu Ayla sap yiyip saman çıkarmak diye buna denir….)



Çılgınca Alkışlayan Bir Seyirci

Azize palyaço olarak gösteri yapmakta ama seyircilerin hiçbiri memnun kalmadığından çadırı terk etmektedirler. Eline kemanı alıp şarkı söyleyen Azize şarkının bitiminde kendisini alkışlayan Tarık’ı görür. Tarık:

-Sizden bir defa daha yardım istiyorum. Azize’yi bulun. Ona ihtiyacım var. İnsanca yaşamaya, dostluğa,sevgiye ihtiyacım var. Ne olur yardım edin bana…

Beyazlar içinde dönen Azize ile Tarık sarılırlar ve koşarak tiyatrodan çıkacaklarken Mine:

-Azize Abla İBİŞ’i unuttun !diye bağırır(pes!)




THE END
Billur

3 yorum:

Gulda dedi ki...

Ne acayip filmmiş! Ben bu filme benzer bir sürü yerli, yabancı film izledim de böylesine karmaşmış olan bu filmi hatırlayamadım.

Buluşalım hem filmi tekrar izlerken hem de yazdıklarını okuyup keyiflenelim derim :)

Burak Korun dedi ki...

güzel filmdir, kaç defa izlemişimdir kim bilir. Artık televizyonlarda eskisi kadar çok türk filmi yayınlanmıyor. Bende pek fazla televizyon izlemiyorum.
Neydi o 90'lar yaa :D ana haber bülteninden sonra keman sunal fimlleri, pazar geçeleri star parlement sinema kuşakları...

kirazzade dedi ki...

Şuan Flash TVde bu film var, yeni başlıyor :)

İlginizi Çekebilir

Related Posts with Thumbnails