15 Şubat 2010 Pazartesi

AŞK MABUDESİ

Türkan Şoray ve serisine devam etmek için hangi film uygundur soruma Ebru “Aşk Mabudesi” deyince aklıma Türkan Şoray’ın Ayla Gül karakteri ile sergilediği danslar geldi ve suratıma kocaman bir gülümseme yayıldı. Yönetmenliğini Nejat Saydam’ın yaptığı 1969 yılı filmin (Acar Film) senaryosu Bülent Oran tarafından yazılmış Aşk Mabudesi tipik unsurların hepsini bünyesinde barındırmaktadır Yeşilçam filmlerinin.



Müzikleri Metin Bükey tarafından yapılmış bu filmde başlıca Türkan Şoray, Cüneyt Arkın, Suzan Avcı, Feri Cansel, Reha Yurdakul, Zafer Önen paylaşmakta ve Türkan Şoray’ı Adalet Cimcoz Cüneyt Arkın’ı da Abdurrahman Palay seslendirmektedir. Belkıs Özener ver Esin Engin Şarkıları da kulakların pasını almaktadır.



Film Leyla’nın (Türkan Şoray) bir lunaparktaki gösteride korkunç uzunlukta olan tırnakları ile yaptığı dans ile açılır ve Nergis Falcılar Kraliçesi olarak arzı endam eder. Seyircilerden birinin “senin falına ben bakayım” şeklindeki kendini bilmez laf atması kavga ve Leyla’nın kovulması ile sonlanır. Mert kızdır Leyla ve namusludur. Soluğu Suzan Ablası’nın (Suzan Avcı) çalıştığı Şelale adlı gazinoda alır. Akabinde orada çalışmaya başlar; fındık, fıstık ve sigara satacaktır.



BU ARADA…

Büyük aşk romanları yazan Ekrem Arkın (Cüneyt Arkın) daktilosunun başında yeni romanını yazmaya çalışmaktadır. Sevmediği nişanlısı Jale (Feri Cansel), Jale’nin babasından para koparmaya çalışıp iş yapacak olan ağabeyi ve arkadaşı Osman (Zafer Önen) başında boza pişirmekte ve bir türlü yeni romanının kahramanı olacak “sokak kadınına” konsantre olamamaktadır. Kahramanını sokaklarda aramaya karar veren Ekrem Osman’a:
-Sen sazları, barları ve sokak kadınlarının avucunun içi gibi bilirsin, beni oralara götür der. (İnsanın böyle arkadaşları olsun, sırtı yere gelmez valla!)

Ne tesadüftür ki… Ekrem ve Osman Leyla’nın çalıştığı gazinoya gelirler ve gelir gelmez de satış performansı kıskanılan “Dün bir bugün iki ne oluyor ayol” diye aralarında feryat eden diğer kızlar tarafından köşeye kıstırılmış Leyla ve kızların lideri Sevim (Sevgi Can) ile kavgasının orta yerinde bulurlar kendilerini…



Ekrem durumdan çok memnundur ve Osman’a:

-“Romanım fıstıkçı kızın kavgası ile başlayacak der.(Biraz özgün ol be adam!) Bu arada Leyla Suzan Ablası’nı dinlemeyen müşterilere haddini bildirmeye kalkan Leyla alır eline bir sulu kırmızı domates, fırlatır… Bilin bakalım kimin suratına? Ekrem’in. Ekrem ne der?

- Tanıştığımıza memnun oldum küçükhanım, domatese bayılırım.”

Ekrem iş bitiminde arabası ile Leyla’nın arkasından onu takip etmekte ve eve bırakmayı teklif etmektedir ancak kaidesinin altına 4 tekerlek yerleştirilmiş araba züppelerine pas vermeyen bir kız olan Leyla ise çemkiriverir. Aaa! Bir bakar ki arabadaki Ekrem’dir. Sonunda yemek teklifini kabul eder. Lokantada Leyla tavuğu eliyle yemeğe başlayınca Ekrem :

-Ne kadar içi dışı bir kızsınız. Samimiyetinize hayran olmamak elde değil. Der.(Arkadaşlar ne yapıyoruzzz tavuğu en lüks yerde elle yiyor ve böylece samimi ve içi dışı bir olduğumuzu gösteriyoruz)

Ne kadar inkâr etse de Leyla da sevmiştir Ekrem’i, ayrıca böyle bir lokantaya geldiği ilk erkektir Ekrem. Bir yıldırım aşkı başlamıştır. Ertesi gün Dolmabahçe’de saatin altında (saat 11.00) buluşmaya karar verirler Ekrem biraz geç gelse de iş tatlıya bağlanır ve köfte ekmek yerler. Bu sefer ısmarlama sırası Leyla’dadır.

Sonrasında arabayla gezinti yaparlar. Leyla sorar:
-Siz ne iş yaparsınız?
-Biraz mirasyedilik, biraz yalan tüccarlığı.
-Ah o da ne demek?
-Roman yazarım
.



Ardından Leyla’yı salaş bir lokantaya götürür ve Leyla ilk defa onunla gelinmediğini anlar. Ekrem orada ona ilan-ı aşk etse de Leyla sinirlenir:

-Edepsizim, dişliyim falan ama zavallıyım aslında. Kaderin oyuncağı olduğum yetmezmiş gibi bir de eğlence arayan zengin beylerin oyuncağı mı olacağım? Der ve ardından ondan hoşlandığını itiraf eder. Ekrem duyduklarına inanamaz zira Leyla onun şehvet oyunları ile kirlenmiş benliğine tertemiz bembeyaz rüyalar gibi girmiştir.

Ama Leyla direnir ve mekânı terk eder. Bir süre görüşmezler. Ekrem Jale’ye kötü davranıp onu terslemektedir ve evden kovar, Leyla ise duyguları ile boğuşmaktadır:
O koskoca bir aşk romancısı. Binlerce kızın kalbi onun için çarpıyor. Ya ben kimim? Bir gazinoda fındık fıstık satan bir kız. Onu bir daha görmemeliyim. Bu tehlikeli oyun bitmeli artık Yalnız hayali ile yetinmeliyim ve her gün bir türbe gibi ziyaret etmeliyim ilk buluştuğumuz yeri.” diye düşünmektedir ve soluğu Dolmabahçe’de alır. O da ne? Ekrem de oradadır.

Bu arada eve hışımla gelen ve olayları öğrenen ağabey Ekrem’i azarlasa da Ekrem artık bir dama taşı gibi oynanmak istemediğini haykırır.



Zavallı yoksul ve kimsesiz ressam annesinden bir tablo ve müzik hocası babasından bir piyanosunu barındırdığı fakirhane’de yaşayan Leyla Ekrem’i eve davet eder. Ekrem çok mutludur, gençliğinden beri yazmadığı dizeler istem dışı içinden dökülmektedir ve Leyla’ya hem çalar hem okur:Dışarıda bir yaz yağmuru/Yaş sokaklar sensiz bensiz. Akşam olmuş ılık rüzgâr/Loş sokaklar sensiz bensiz.

Kaderin Ağları Dolanmaya Başlıyor…

Fakir ve Kimsesiz Çocukları Okutma Cemiyeti’nin Balosu Leyla’nın çalıştığı gazinoda yapılmakta bizim sersem Ekrem de etrafta nişanlısı ile dolanmaktadır. Bir de dans ederler, işte o anda Leyla ikisini görür. Bu arada balonun güzeli olarak seçilen Leyla’yı misafirler alkışlamakta ve taç takmak için onu beklemektedirler.



Ekrem af diler ve nişanı bozarak Leyla ile evlenmeye karar verir. Kıskançlıktan çatlayan Jale ertesi gün Leyla’nın evine gelir, Leyla baca temizliği yaptığından yüzü kömür içindedir ve Jale onu tanıyamaz (ancak alttan silinmemiş bir makyaj çıkar). Kısa bir süre sonra kömürü siler ve Jale’ye cevap yetiştirmeye başlar:

-Biz erkeğimizin hem hanımı hem hizmetçisiyiz.
-Ekrem seni böyle görse..
-Evet, çok beğenir.
-Çünkü erkekler hizmetçilerle oynaşmaya bayılır.[Hanım Hanım belden aşağı vuruyorsun] Unutma ki ben çok zenginim. Ekrem’i senden satın alabilirim.” Ancak Leyla cevabı yapıştırır:

- Sizin babanız zenginse benim kalbim. Siz güzelliğinizi makyaj salonlarından alıyorsunuz ben Allah’tan. Bir erkeği başka bir kadından dilenmeye kalkacağınıza ruhunuzu, kalbinizi, iyiliğinizi ortaya koyarak onu kazanmaya çalışın. Tabii eğer varsa!” (Aldın mı cevabını sosyete güzeli! Yürrrü Boyalı Bebek!)

Ama tüm ümitlerini Jale’nin babasından alacağı milyoncuk krediye bağlayan ağabey kendini öldürür. Bu ağabeylik mi şimdi? Leyla bu olayı duyunca koşa koşa mezarlığa gelir ama Jale yolunu keser ve tüm bu olaylara onun neden olduğunu söyleyerek ağabeyin “son” mektubunu gösterir.Bu son mektupta ağabey Jale ile evlenmesini istemekte ve Leyla’nın tüm uğursuzlukların anası olduğunu ifade etmektedir.

Leyla Ekrem’in yolundan çekilme kararı alır, Ekrem üzüntüleri ile boğuşurken Leyla gazinoda şarkı provası yapmaktadır ve Ekrem çıkagelir. Leyla görmezden gelir ve : Pekala bir de neşeli bir şarkı söyleyivereyim der ve Senin Yüzünden Senin Yüzünden Bu Çektiğim Çile. Perişan oldum Perişan oldum senin hasretinle diye şakır ve ardından küstahça devam eder:

- Kaderde bu da varmış. Sen orada matem tut. Biz burada göbek atalım. ŞRIIRRAAK! Tokatı yer suratına…[Yahu söylesen gerçeği, ölen ölmüş sana ne son vasiyetinden ağabeyin!]



Ekrem gazinodan ayrılır ancak Osman biraz gerisinden gelmiştir ve Leyla’nın bu davranışının sebebini öğrenir. Ekrem’i zil zurna bir halde bulur, ona gerçeği söyler , Ekrem arabaya koşar ve kaza geçirir ve hemen ameliyata alınır.Hastane odasında Osman ve doktor susmaktadır. Ekrem:

-Niçin susuyorsunuz? Cevap verin. Yoksa yoksa?! (Anla artık sen de, gözün bağlı, ortam karanlık)-…..?!
-Anlıyorum. [Nihayet!]
-Bana bir içki ver Osman.[Hastane mi Bar mı orası? ] ANCAK İÇKİ HAZIRDIR VE OSMAN KADEHİ DOLDURUR.!
-Leyla’ya söyleyeyim mi?
-Ne söyleyeceksin? Kör olduğumu mu? Karanlık dünyadan zavallı bir insan… Kadeh düşer,kırılır.

TAM O GÜNLERDE…

Leyla’nın çalıştığı gazinoya gelen Organizatör ve Yıldız Yaratıcısı Murat Arsen Leyla’yı beğenir ve ona yeni bir ad bularak –Ayla Gül- sahne yıldızı yapar.



Büyük bir Anadolu Turnesi’ne çıkan Leyla acılarından ve Ekrem’den kaçmaktadır. Ayla Gül İspanyol Tablosunda, Ayla Gül Kleopatra Tablosunda gösterilerinin adlarıdır.



Ekrem kitabın gelirini Kimsesiz Çocuklara bağışlamıştır ve son romanı için söz verdiği üzere çalışmaktadır bir sekreter ile. Bir gün evde radyo dinlerlerken Leyla söylemeye başlar İstanbul Radyosu’nun yayınladığı bir programda: Sensiz Bensiz.



Ekrem sekreterine tarif etmesini söyler Ayla Gül’ü ama ön vermez ve:
-Çok güzel bir kız sanırım. Aysız geceler kadar siyah saçlar, dünyanın en güzel ağzı. En güzel kara gözlerinde en dişi ve en çocuksu bakışlar. Bu kız tam manası ile bir AŞK MABUDESİ. [Sizi kim böyle tarif etti sorarım sizlere]
-Tanıdığınız biri herhalde.
-Unutamadığım biri.

Ekrem’in gözlerinin açılma ihtimali doğmuştur, roman bitmiştir. Leyla ise Murat Arsen ile evlenmeye karar vermiştir. Bu haberi duyan Ekrem bir kez daha geç kalmıştır, mutluluğa bir adım kala kaybetmektedir. Düğünün yapılacağı yere Ekrem sekreteri ile gider ve Leyla’nın onun kör olduğunu anlamasına izin vermez ve karşılıklı birbirlerini ezerler ancak yine de Leyla Ekrem’in onu hala sevdiğini anlar ve dillendirir ancak Ekrem:

-Başkalarının üzerlerinde hakkı olan insanlara sadece mutluluk dilemeye hakkı olduğunu söyleyerek önünü keser Leyla’nın. Ayrıca “kocanızı sevin. Yalan söylemeyin sakın. Daima her şeyi konuşa konuşa halledin gibisinden de neye hizmet ettiği belli olmayan öğütler verir. Zira o mutlu bir yuvanın üzerine konacak baykuşlardan değildir.

Leyla nikâhtan vazgeçer, bu sırada Ekrem varını yoğunu Kızılay’a bağışlamış ve işi mecnunluğa vurmuştur. Bir meyhanede defalarca Ben Sensiz Sen Bensiz’i çalmaya kalkınca dayak yer… Hasrete dayanmayan Leyla Ekrem’i bulmak için çabalamaktadır ancak nafile…



Ama her nasılsa Murat Arsen bulur ve Leyla tam denize atlayacak iken onu Ekrem’in çaldığı meyhaneye götürür… Ekrem piyano başındadır ve karşılıklı söylerler şarkılarını ama Ekrem piyanodan kalkar ve Leyla’nın dehşetli gözleri önünde yer devrilir.

Sonra….Sonrası mutluluk..Ekrem ameliyat olur , gözleri açılır ve Dolmabahçe’de saatin altında sevgi dolu bir denize kucak açarlar…

Sessiz Sinema Oynarken
Aşk Mabudesi’ni Sormak İsteyen
Billur



11 yorum:

Levent Mete dedi ki...

Çok güzel bir yazı olmuş. Ellerine sağlık.

billur dedi ki...

Sevgili Levent Mete;

AMAN Efendim, kimler nezaket buyurup yorum yapmışlar, büyüklük göstermişler. Esas sizin ellerinize sağlık, teveccühlerinize layık olabilmek mutlulukların en büyüğüdür. Yorum yapan elleriniz dert görmesin efendim.

Teşekkürler...
Billur

Gulda dedi ki...

Bugün bir süredir devam eden, çok sıkıntılı bir sürecin son günü idi. Ofiste, hepimiz çok gergindik. Yoksa bu büyüklükte bir stres olmasa, zaten bugün işe gitmezdim. Her neyse, öğleden sonra sıkıntılı süreç bitti. Bloğa girdim ve yazını okumak çok ama çok iyi geldi. Filmin müziklerini dinleyip, tüm ofis şarkıları tekrar ettik. Kamil Bey’i kesmedi ki ardından "Kara Gözlüm" adlı şarkıyı da dinletti. Bu 20 dakikalık mola çok keyifli idi.

Billur, Levent Mete’yi de ikna edip klip çekelim. Ben, seni takdim edeyim; “En son ve en eşsiz yeteneğimi sahneye davet ediyorum” diyeyim. Sen sahneye mor/mavi bir kıyafetle çık. -Ama lütfen Türkan Şoray gibi dans etme.- Arkanda da Yonç, sarı saçlarını savurup, göz süze süze fon yapsın.

Not: Bu arada iç sesler çok başarılı olmuş. Bu filmleri, baştan sona izlemeyi sevmiyorum ama senin bu filmleri anlatmana bayılıyorum. Tamba Tumba Esmer Bomba’yı da yazmalısın.

Bir not daha: İstersen Borsa kılıklı yerde tavuğu elle yemeyi deneyelim, Jimmy Choo’dan daha etkili olabilir:)

Ayşe dedi ki...

Bidahaki sefere elime patlamış mısır alıp okuyacağım :)

Peyman dedi ki...

Yazılarında filmleri tekrar seyretmiş gibi oluyorum.
Sabahıma neşe kattın.
Çok sağol :)

billur dedi ki...

Sevgili Gülda;

Aslında daha fazla iç ses vardı aklımda ama sonradan unuttum yazmayı...

Şimdi aslında Tamba Tumba Esmer Bomba (ki filmin adı bu değil) bir alternatif ama yazmak istediğim bir Türkan ve Cü filmi daha var, klasiklerden Artık Sevmeyeceğim. Ama Kamil Bey de aklımı çeldi Kara Gözlüm de fena fikir değil hani...Bir düşüneyim.

Sevgili Peyman ve Ayşe;

Teşekkür ederim... Bazen ciddiyetten uzaklaşmak iyi geliyor...Hele bir de köy romanı, Kurtuluş Savaşı sonrası köylünün durumu gibi konulardan biraz sıyrılmak için çok rahatlatıcı bir yol. Zaman zaman araya daha ciddileri de katacağım bakalım ...İnşallah vaktim olur.

Sevgiler
Billur

Ayşe dedi ki...

Bu arada küçük bir dip not:

'' The Wolfman '' geliyor bil bakalım kim başrolde Benicio Del Toro!.. Aycannnnn organization plzz !.....

aycan dedi ki...

Arkadaşlar,

The Wolfman 19.02.2010 Cuma günü vizyonda ... Kanyon Salon 5 saat 21:45 ... ama Kanyon'da son yaşadıklarımızdan sonra oraya girmek istermiyiz bilemedim. Gitmek isteyenler kendileri ve gitmek istedikleri kişiler için parmak kaldırsın lütfen.

Aycan

aycan dedi ki...

Sevgili Billur,

bu yazılarını keyifle okuyorum hakkaten ... eline sağlık çok güzel olmuş yine.

Aycan

Aysun dedi ki...

Billur ,

Ayşe ile aynı fikirdeyim sanırım bir dahaki film yazını okurken elimde patlamış mısırım da olacak ."Aman allahım Pazar akşamı" moduma bir tebessüm molası verdirdin.

igein izevbekhai dedi ki...

Bay Dürüstlük Igein Izevbekhai, Aiicco sigorta Ltd temsilcisi degilim, biz güven ve onur ile bireysel farkliliklara kredi vermek. Biz% 3 faiz oraniyla kredi vermek. Eger ilgileniyorsaniz lütfen bu sirket e-posta bize ulasin: Simdi (igein_h_yizevbekhai@admin.in.th) sizin kredi doküman transferi ok ile devam etmek. Eger kendilerini kurmak için kredi gerekiyorsa, bir sirket veya okul Aiicco sigorta plc son derece açiktir.
Kisisel is kredisi
Insaat kredi.
Proje kredisi.
Çocuklar ve büyükler için egitim kredisi.
araç kredisi
Biz kredi basvurunuzu bekliyor.

İlginizi Çekebilir

Related Posts with Thumbnails