26 Şubat 2010 Cuma

25.02.2010 CESUR YENİ DÜNYA




Kitap: Cesur Yeni Dünya
Yazar: Aldous Huxley
Sunucu: Ayşe
Mekan: The House Cafe (İstiklal Cad. Mutfak Kısmı)
Katılanlar: Aycan, Ayşen, Aysun, Bilgen, Billur, Gülden, Gülda, Nur, Peyman,Yonca





'' Mideni bozan birşey mi yedin? dedi Bernard. Vahşi başıyla doğruladı. '' Uygarlık yedim. ''











Aldous Huxley
(1894 – 1963)



 26 Temmuz 1984 de Surrey – İngiltere’de doğdu.
 Ailesinin gelir seviyesi orta üst sınıftır.
 Annesi Julia Arnold okul müdürüdür.
 Babası Leonard Huxley yazar ve öğretmendir.
 Ailesi İngiltere’nin bilim ve edebiyat camiasında tanınır.
 Dedesi Thomas Henry ünlü bir zoologdur. Darwin’in fikirlerinin koyu savunucusu olduğu için lakabı "Darwin’s Bulldog" dur.
 Anne tarafından akrabası Matthew Arnold, tanınmış bir şair ve eleştirel deneme yazarıdır.


[-- Matthew Arnold Fransa’da Grande Chartreuse manastırında kalırken yazdığı en ünlü şiirinden bir mısra:


Stanzas (Şiir kıtaları) from the Grande Chartreuse
Wandering (gezinmek) between two worlds, one dead
The other powerless (güçsüz) to be born,
With nowhere yet to rest (dinlendirme) my head
Like these, on earth I wait forlorn (umutsuzca).


-- Manastırdaki sakin, sükunetli ve dindar hayat ile dış dünyadaki acımasız makineleşme çağın tezatlığı. Manastırdaki sakinlik onun için ölen bir dünyayı temsil eder.]


 Huxley, ilk eğitimini evde alır. Annesi öldükten sonra Eton'a (1903-1913) gider.

 16 yaşında lepröz keratit hastalığı geçirir ve bir kaç yıl neredeyse kör kalır. Tedavi ve özel gözlük ile bir gözü olabildiğince iyileşir.

 Eğitimine Balliol College, Oxford'da devam eder ve 1916 yılında İngilizce bölümünden mezun olur.

 Gözlerinden dolayı aile geleneği olan bilim adamı olamaz. Her ne kadar 1. Dünya Savaşına katılmak istediyse de reddedilir ve kendini yazmaya verir.

 Hayatı boyunca İngilizce kullanımı alanında master yapar ve en ileri bilimsel buluşlardan haberdar olur.

 Bilimsel anlayışı yüzelsel olsa da zaman içinde bilimi, romanlarında başarı ile işler.

 İngiliz üst tabakasını hicveden yazıları ile kendine isim yapar.

 Romanlarını yazmaya başlamadan önce 4 ciltlik şiir kitabı çıkarır. (1916–1920)



In Uncertainty To A Lady

I am not one of those who sip (içmek),
Like a quotidian (günlük) bock (alman birası),
Cheap (ucuz) idylls (kırsal yaşamı tasvir eden şiir) from a languid (isteksiz) lip (ağızdan)
Prepared (hazır) to yawn (esnemek) or mock (alay etmek).

I wait the indubitable (kesin) word,
The great Unconscious (şuursuz) Cue (fikir).
Has it been spoken (söylendi de) and unheard (duyulmadı mı)?
Spoken, perhaps, by you … ?


 1919 da ilk karısı Belçikalı mülteci Maria Nys ile evlenir ve bir oğulları olur (Matthew Huxley).

 1920 de yakın arkadaşı D.H. Lawrence ile İtalya ve Fransa’ya yolculuk yapar.

[D.H. Lawrence roman yazarı, şair, eleştirmen , öykücü ve ressam. Gençlik yıllarının çoğu fakir geçmiştir. D. H. Lawrence en önemli şiirinden:

How Beastly (Hayvanca) The Bourgeois (Burjuva) Is

How beastly the bourgeois is
Especially (özelliklede) the male of the species (türü) –

Nicely groomed (bakımlı), like a mushroom
Standing there so sleek (düzgün) and erect (dimdik) and eyeable –
And like a fungus (mantar), living on the remains of a bygone (geçmiş) life
Sucking his life out of the dead leaves of greater life
Than his own.
]


 Huxley’in ilk romanı 1921 basılır ve arka arkaya romanları yayımlanır:

1921 – Crome Yellow
1923 – Antic Hay
1925 – Those Barren Leaves
1928 – Point Counter Point

 Bu romanlar savaş sonrası geçiş dönemindeki İngiltere toplumunu anlatır. Huxley, 1. Dünya Savaşı sonrası dünyası ters yüz olan İngiliz üst tabakasının düş kırıklığı ve çöküşünü hiciv eder.

 1930'da Fransa'da uzun ömürlü çalışması Cesur Yeni Dünya ortaya çıkar ve 1932 de kitabı basılır.

 1930'larda Pasifizmi savunur. Savaşları yalnızca bankacıların ve sanayicilerin kazandığına inanır. Savaşın kökünün rekabet ve zafer olduğuna ve barışın ancak bu iki değeri reddederek gerçekleşeceğine inanır.

 Huxley yakın arkadaşı Gerald Heard’in düşüncelerinden epey etkileniyordu. Heard bireylerin dünya barışı için meditasyon yapmaları ve ilk önce kendi içlerindeki mücadeleyi çözmeleri gerektiğini savunuyordu.

[Gerald Heard bir tarihçi, bilim adamı, eğitmen ve filozoftur. Birçok tanınmış Amerikalı için kılavuzluk ve danışmanlık yapar. 1950 ve 1960'larda Alcoholics Anonymous'un (A.A.) kurucusudur.]

 Etrafındaki gelişmeler (Hitlerin güçlenmesi, İspanyadaki İç Savaş) pasifist ve nötr davranması hemşerilerini kızdırır.

 1937 de Avrupa savaşa hazırlanırken Huxley, ailesi ve arkadaşı Gerald Heard ile konferans vermek için Kaliforniya, USA'ya gider.

Huxley, Neden USA'ya Gider? Çünkü Huxley bir Pasifist (Barışsever) olarak Avrupa'daki silahlanma onu rahatsız eder ve savaş ihtimalinden kendini uzaklaştırmak ister.



 USA’de şansını senaryo yazarak kazanmak ister ve MGM stüdyosu Huxley soyadının değerini bildikleri için hemen işe alır.

 1940 tarihli Pride & Prejudice romanının filme uyarlanmasını yapar. Huxley "Jane Austen için insan yapabildiğinin en iyisini yapmalıdır’’ der.

 1944'te Jane Eyre filminin senaristliğini yapar. Başrolde Huxley’in hayranı olan Orson Welles oynar. Gotik hikâye Huxley’in elinde Protestan İngiltere'sine soğuk ve sert bir bakış açısıyla bakar.

 1950 başlarında LSD ve Mescaline, Hipnotizma ve Mistisizm'e merak salar.

 Huxley 1954 'te "The Doors of Perception" kitabı ile Mescaline kullanırken deneyimlerini anlatan bir araştırma yayınlar. Kaliforniya’lı hippilerin gurusu haline gelir.

 Jim Morrison bu kitaptan çok etkilenir ve grubunun ismini
"THE DOORS" koyar.

["The Doors of Perception" kitabı William Blake'in şiiri "The Marriage of Heaven and Hell" den gelir.

If the doors of perception (algılama) were cleansed every thing would appear to man as it is, infinite (sınırsız).
For man has closed himself up, till he sees all things thro’ narrow chinks(yarık) of his cavern (mağara).—

İnsanın aklının sınırlarla çevrili olduğu ve sınırların veya kapıları kırarak aslında aklın her şeyi veya herhangi bir şeyi aynı zamanda algılayabileceği. Algıdaki sınırları kaldırarak gerçeği görmek
.]

 1955 yılında karısı Maria ölür. 1956 yılında İtalyan asıllı kemanist ve terapist ikinci karısı Laura ile evlenir.

 1961 yılında evi ve birçok eseri de yanar. 1962 yılında son kitabı Island basılır ve 22 Kasım 1962 yılında kanserden ölür.




CESUR YENİ DÜNYA

 Modern Library’nin yazı işleri kurulu (Modern Library: Random House'a bağlı bir yayınevidir ve Random House: Dünyanın en büyük İngilizce dili kitap yayınevidir.) tarafından 20y.y. en iyi 100 İngilizce Romanları arasında 5 inci sırada yerini almıştır.

1. Ulysses – James Joyce
2. The Great Gatsby – F. Scott Fitzgerald
3. A Potrait of the Artist as a Young Man – James Joyce
4. Lolita – Vladimir Nabokov
5. Brave New World – Aldous Huxley
6. The Sound on the Fury – William Faulkner
7. Catch 22 – Joseph Heller
8. Darkness at Noon – Arthur Koestler
9. Sons and Lovers – D.H. Lawrence
10. The Grapes of Wrath – John Steinbeck

Kitabın Tarzı: DYSTOPIA

ÜTOPYA – Hayali bir ortamda insanlar için ideal bir yer yaratmak. Nefret, acı ve dünyadaki tüm kötülüklerin ortandan kaldırılması.


ÜTOPYA NEREDEN GELİYOR?




 Bu kelime ilk defa 1516 da Sir Thomas More’un romanı "Vtopiae Insvlae Figvra – Ütopya Adında Yeni Bir Ada" da kullanılmıştır. Köken olarak Yunanca, anlamı ise "İyi Yer" veya "Hiçbir Yer" dir.

 More’un amacı ideal toplumu veya yeri yazmaktan ziyade yarattığı hayal ürünü adanın olağandışı politik düşüncelerini dönemin düzensiz Avrupa politikalarını eleştirmek için sosyal bir zemin oluşturmuştur.

 Bu tarz toplumları anlatan yazılar Plato’nun "Republic" adlı eserine kadar uzanır.

[Republic; Socrates, çeşitli Yunanlı ve yabancıların Şehir-Devlet üzerine diyaloglardır. Örneğin: Adaletin anlamını konuşmak. Haklı birey daha mı mutludur haksız bireyden? Toplum filozof krallar tarafından yönetilse nasıl olur?]

DYSTOPIA – Bazen tanımlanan toplumlar en iyi toplumu tanımlar ama bazen ütopyalar mevcut toplumu hicvetmek için yaratılır.

Kitabın İsmi : Cesur Yeni Dünya ( Brave New World)

NİÇİN?




The Tempest (Fırtına)

O wonder (şaşırmak)!..
How many goodly (güzel) creatures (mahluk) are there here!
How beauteous (güzel) mankind (insanoğlu) is!
O brave new world !..
That has such people in’t!..


(Miranda’nın konuşması Act V, Scene I - William Shakespeare)
(Cesur Yeni Dünya – sf. 187 – 188)

 Miranda’nın 3 yaşından beri dış dünya ile bir teması olmadığından karşısında birden fazla erkek gördüğünde bu sözleri söyler.

 Vahşi John, Lenina’yı ilk gördüğünde birebir bu dizeleri söyler.

 "THE TEMPEST (Fırtına)" William Shakespeare:

Shakespeare (1564 – 1616), Elizabethan Döneminde yaşadı. Bu dönemde İngiltere sınırlarının dışına çıkmış ve başka kültürleri kolonize etmeye başlamıştı.

İngiltere’nin gücü farklı boyutları yükselmişti. Shakespeare bu oyununda Emperyalist İngiltere'nin bu yeni gücünü sorgular.

The Tempest, Shakespeare’in Amerikan oyunu olarakda kabul edilir. Neden? Çünkü İngiltere’nin başka ülkeleri kolonize etme hakkını sorgular aynen Amerika'ya giden kolonilerin, 200 yıl sonra Amerika’yı kolonize ettikleri gibi.

Shakespeare hayatı boyunca Kraliçeyi hoşnut etmek için oyunlar yazmıştır ancak bu son oyununda Kraliçenin ve ülkesinin değer yargılarını sorgular.

Milan Dükü Büyücü Prospero’nun hakları zorla kardeşi Antonio ve Napoli Krali Alonso tarafından gasp edilir. Prospero ve 3 yaşındaki kızı Miranda ile birlikte küçük bir kayığa bindirilip insanlıktan uzak 12 yıl bir adada yaşarlar.

Adaya geldiklerinde Prospero, Cezayirli bir büyücü olan Sycorax tarafından ağaca hapis olmuş Peri Ariel’i kurtarır. Oyun boyunca Prospero Ariel’e göstermiş olduğu iyiliği ona karşı şantaj olarak kullanır.

Prospero gelmeden Sycorax ölmüştür ve Prospero Sycorax’ın oğlu Caliban (sakat canavar) sahiplenir ve büyütür. Caliban Prospero’ya adada nasıl hayatta kalınacağını, Prospero & Miranda’da Calibana dini ve kendi dillerini öğretir. Caliban, Miranda’ya tecavüze kalkışır ve bu olaydan sonra Prospero’nun kölesi olur. Kötü koşullarda çalıştırılır.

Oyun bir adada geçer. Bu ada ve adada yaşayan yerel halk (Ariel ve Caliban) Prospero’nun kontrolü altındadır.
Prospero Peri Ariel aracılığıyla kardeşi Antonio gemisinin adanın yakınından geçeceğini öğrenir. Geminin içinde Napoli krali Alonso, Alonso’nun erkek kardesi Sebastian ve oğlu Ferdinand vardır. Prospero büyü yaparak Fırtına çıkarır ve gemileri karaya oturur.

Bundan sonra 3 olay olur:

1) Caliban mürettebattan bir kaç kişi ile Prospero’ya karşı ayaklanır ama ayaklanma bastırılır.
2) Miranda ve Ferdinand birbirlerine âşık olur.
3) Antonio ve Sebastian işbirliği yaparak Napoli kralı Alanso’ya suikast düzenler ama planlarını Ariel engeller.

Sonuç:
 Prospero, Alanso’yu bağışlar.
 Prospero, Antonio ve Sebastian’ı uyarır
 Prospero, Ariel ve Caliben özgür bırakır.
 Miranda ve Ferdinand evlenir.
 Prospero büyü gücünü bırakacağını ilan eder.
 Hepsi beraber ülkelerine geri dönerler.

Tüm seyircileri alkışlamaya davet eder Ada’dan azat edilmesi için!..



Kimlerden & Hangi Kitaplardan Etkilendi ?


H. G. Wells

Men Like Gods




Liberal gazetesinde çalışan depresif gazeteci Mr. Barnstaple ve birkaç arkadaşı yanlışlıkla paralel dünya Ütopya gönderilir.

Ütopya gelişmiş bir dünyadır. Sosyalist dünya devleti, ilerlemiş bilim, hastalıklar elimine edilmiş… Mr. Barnstaple ve arkadaşlarının kafası karışır.

Mr. Barnstaple sorar: "Sizin Hükümetiniz Nerede?"
Cevap : "Bizim Hükümetimiz Egitimimizde!.."

Mr. Barnstaple sorar: "Neden bahçıvan çalıştırmıyorsun da kendin çalısıyorsun?"
Cevap: "Çünkü yıllar önce işçi sınıfı yok oldu. Eğer gülü seviyorsan ona hizmet edebilmelisin."

Mr. Barnstaple'in zaman içinde fikirleri değişir, bu yeni dünyayı takdir eder.

Ancak bir süre sonra Ütopyalılar hastalanmaya başlar ve bağışıklık sistemleri zayıflar. Sebep olarak dünyalılar gösterilir ve çözüm Dünyalıların kendi Dünyasına göndererek sağlanır.

The Sleeper Awakes



 Graham 230 yıl uyur ve uyanışında tamamen değişmiş bir Londra’ya gözlerini açar.

 Bu arada dünyanın en zengin adamı olur. Neden? Uyurken adına beyaz konsey bankadaki parasını bileşik faizde çalıştırır. Banka parasını dünya politika ve ekonomisini yönlendirmek için kullanır.

 Uyanınca kültür şoku yaşar. Beyaz Konsey durumdan rahatsız olur çünkü Graham sorular sormaya başlamıştır. Graham göz- altında tutulur ve sonunda aslında Beyaz Konsey'in Graham adına dünya’yı yönettiğini öğrenir.

 Ostrog gibi konseye karşı ajanlarla tanışır ve onlarla birlikte Beyaz Konsey'e karşı ayaklanır. Beyaz Konsey yönetimden el çeker. Şimdide Graham adına Ostrog yönetmeye başlar. Graham’da bu arada yeni dünyayı keşfetmeye başlar.

 Ancak Ostrog da Beyaz konseyden farklı değildir. Hiçbirsey değişmemiştir. Sonuçta Graham işleri eline alır ve şimdide halk kendilerinden olan Ostrog karşı ayaklanır

Yevgeniy İvanoviç Zamyatin

WE







 George Orwell'e göre, Cesur Yeni Dünya, Yevgeni Zamyatin'in 1921 yazılan "We/Biz" romanından türetilmiştir. Huxley 1962 mektubunda Cesur Yeni Dünya’yı yazdığı yıllarda "We" romanı hakkında hiçbir bilgisi olmadığını yazar.

 26y.y. da baş kahramanımız D-503’ın tuttuğu detaylı günlüğü: matematikçi olarak çalışmaları, INTEGRAL uzay gemisinin inşa çalışmaları, Mephi (Mephistopheles – cehennemin 7 prenslerinden biri) direnişçileri ile yaşadıkları...

 D-503’ün yaşadığı ortam: bir devletin var olduğu tamamen camdan inşa edilmiş ve sürekli gizli polis tarafından denetlenen kentsel bir halk.

 İnsanların hayatı Maximum Üretgenlik ve Verimlilik üzerine kurulmuştur.

 İnsanlar aynı elbise giyer. İsim yerine erkelere tek sayı ve sessiz harf, kadınlara ise çift sayı ve sesli harf verilir.

 Hükümetin yaptırdığı kan testleri insanların seks hormon düzeylerini tespit eder ve bu sonuca göre hükümet bir sayının herhangi bir sayı ile hangi sıklıkta seks yapacağına karar verir.

 Herhangi bir birey pink kupon sistemi ile istediği bir numara ile seks talep edebilir.

 Adam olmaz ve suçlular, özel bir ışına tutularak su haline getirilirler yani idam edilirler. Yemekleri petrol bazlı bir içecektir.

 D-503 zamanın çoğunu kız arkadaşı O-90 ve Hükümet şairi R-13 ile geçirir. Rejimin koyu bir destekçisidir ve tek devletin keşfettiği mutluluğu yaymak için vasiyet niyetinde bir günlük tutmaya başlar. VE bu mutluluğu uzaylı medeniyetlere INTEGRAL ile ihraç etmeyi planlar.

 Başın acımasız bir diktatör olduğunu kabul eder ama başın dürüst ve ehil olduğunu ve bu acımasızlığın daha iyi için kullanıldığını düşünür.

 Gizemli ve cinsel açıdan çekici I-330 ile tanışır ve kayıtsızlıktan kurtulur. I-330 Mephi adında bir direniş grubundadır. D-503’ın I-330 tutku ile bağlanması hayatını zehir eder. I-330’a olan yıkıcı tutkusu, tek devlete olan sadakatini yener.

 Sonunda D-503 yakalanır ve X-ray ile hayal gücü alınır öyle ki I-330’un idamını sakin bir şekilde izler. Bu sırada direnişçiler güç toplar, sosyal isyanlar başlar...

 Hikâye güvensizlikle biter çünkü roman tekrarlanan bir tuzaktır oda aslında hiçbir devrim olmamasıdır.


Kitabın Fonu:


1) Billingham, İngiltere’de yeni açılan ve ileri seviyede teknolojik açıdan gelişmiş Brunner & Mond tesislerini gezer. Bu tesis Imperial Chemical Industries bağlıdır. Dünyanın en büyük kimyasal üreticisidir. Şu anda AkzoNobel'e bağlıdır. Tesisin işleyiş yönteminden etkilenir.

ÖNEMLI NOT: Kitabın başında karakterlerden önce Londra Merkez Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi'nin detaylı işleyişi hakkında bilgi verilir.

2) Roman her nekadar gelecekte geçse de 20y.y. yani güncel öğeler içerir.

-- Seri Üretim, gelişmiş ülkelerde araba, radyo ve telefon gibi endüstriyel ürünleri ucuz ve erişilebilinir hale getirmiştir.

-- 1917 Rus Devrimi

-- 1914 – 1918 I. Dünya Savaşı

ÖNEMLI NOT: Kitaptaki karakter isimleri dönemin önemli şahıslarıdır. Bu karakterleri kullanmasının sebebi; çoğunluğun fikirlerini ifade etmek yani hızlı gelişen dünyada bireyselliğin kayboluşudur...

Benito Hoover: Benito Mussolini ( İtalyan diktatör) & Herbert Hoover (USA Başkanı)

Herbert Bakunin: Herbert Spencer ( İngliliz filozof ve Sosyal Darwinci) & Mikahil Bakunin ( Rus filozof ve anarşist )

Darwin Bonaparte: Napoleon Bonaparte (Fransız imparatorluğunun lideri) & Charles Darwin (Türlerin Kökeni yazarı)

Polly Trotsy: Leon Trotsky (Rus devrim lideri)

Prime Mellon: Miguel Primo de Rivera (1923-1930 İspanya Başbakan ve diktatörü) & Andrew Mellon (Amerikan Bankacı)

Sarojini Engels: Friedrich Engels (Karl Marx’la birlikte Komünist Manifesto yazarı) & Sarojini Naidu (Özgürlük savaşçısı Hintli politikacı)

Morgana Rothschild: J P Morgan (Çok zengin bir işadamı ve bankacı) & Rothchild Ailesi (Avrupa’da banka operasyonları ile meşhur).

Fifi Bradlaugh: Charles Bradlaugh (İngiliz politik eylemci ve ateist).

Joanna Diesel: Rudolf Diesel (Disel motoru icat eden Alman bilimci)

Clara Deterding: Henri Deterding (Hollanda Kraliyet Petrol Şirketinin kurucularından)

Tom Kawaguchi: Ekai Kawaguchi (Japon budist rahip ve ilk Tibet & Nepal giden Japon)

Jean-Jacques Habibullah: Jean-Jacques Rousseau (Fransız politik filozof) & Habibullah Khan (Afganistan’ın Emiri, ülkesini modernizasyona, Batı tıbbına ulaştırmış ve ülkesinde ilerici değişimler yapmıştır)

Miss Keate: John Keate (19y.y. okul müdürü, okulda disiplini çok sert önlemlerle sağladı. Örneğin: kamçı veya sopa ile öğrencilerin dövülmesi. Halkın önünde bir günde 80 öğrenciyi kamçılamasıyla bilinir.

Arch-Community Songster (Catenbury Büyük Cemaat İlahievi Baş Şarkıcısı) : Archbishop of Cantenbury (1930 kilisenin limitli olarak doğum kontrol yöntemlerinin kullanılmasın onay vermiştir)

3) Amerika'ya seyahatlerinde gördükleriyle dehşete düşmüştür:

-- gençlik
-- ticari reklamlar
-- rastgele cinsel ilişki

Döneminde Avrupalılar, Amerikanlaşmaktan korkuyordu. Kendisinin Amerika’yı görmesi, fikirlerini okuması ve deneyimleri kitabı için önemli bir zemin hazırladı.

a.) Konuşan Sinemalar ( Talkie Motion Pictures): Cesur Yeni Dünya’da bu Duygusal Film ve kokulu Org dönüşüyor (feelies).

b.) Hormonly Sakız (Sex-Hormone Chewing Gum) : Sakız Amerika’nın sembolü idi.

c.) Henry Ford: Gemi ile Amerika’ya giderken Henry Ford’u anlatan bir kitap keşfeder.



Kitabın Zaman Çizgisi:

F.S. (A.F.) 632: Ford Sonrası (After Ford) 632 yıl.
















Ford, Motor Company kurucusu ve seri üretimde kullanılan montaj hattının babası olarak kabuledilir.




Üretken bir mucittir. Amerika’da 161 tane patenti vardır.

Piyasalara 1908 yılında Model T arabasını çıkararak ulaşım ve Amerikan Sanayisi’nde devrim yapmıştır. Başta fiyatı $825 olan Model T 4 yıl sonra $575 kadar düşürülmüştür

FORDİSM diye bir kavram vardır. O da montaj hattını kullanarak seri üretim yöntemi ile yüksek miktarlarda ucuz araba üretmektir.

Çalışanlarına yüksek ücret öderdi. Muhasebecilere inanmazdı ve
şirket kendi yönetimi altında iken bir defa audit yapılmamıştır. Maliyeti düşürme çabaları teknik ve ticari yeniliklere yol açmıştır. En önemlisi Kuzey Amerika'da her eyalete Franchise sistemi yani bayilik sisteminin kurulması gibi.

SONUÇ: Orta sınıf çalışan bir Amerika’lı için kullanımı basit, güvenilir ve bütçesine uygun bir araba. Model T ve Seri Üretim Amerika’da çok büyük bir devrim yaptı ve şu anda yaşadığımız dünyayı da biçimlendirdi.

Gregoryen – Miladi Takvim: Papa XIII Gregory tarafından yaptırılmıştır. Miladı tarih başlangıcı ve Dünya’nın Güneş etrafındaki dönüş süreci olan 365 gün 6 saatlik zamanı 1 yıl olarak kabul eder. Milad İsa’nın doğduğu gün olarak kabul edilir yani sıfır noktası. Bu tarihten önceki tarihlere Milattan Önce (M.Ö) ve bu tarihten sonraki tarihlere Milattan Sonra (M.S.) olarak tanımlanır.

BİLGİ: A.D. (Anno Domini( In the year of (the/Our) Lord)– M.S.) ve B.C. (Before Christ – M.Ö)

Kitap Hangi Tarihte geçiyor? F.S. 632 , Ford’un Model T’yi piyasaya sürdükten 632 sonra .

Kısaca: 1908 + 632 = M.S. (A.D.) 2540


Kısaca Kitabın Konusu:


Kurgusal gelecekte, özgür irade ve bireysellik feda edilir.

NİÇİN?
Sosyal Denge İçin

Huxley bu kitapta, hiciv hüneri ile bilim büyülenmesini birleştirerek bir anti ütopya (dystopian) yaratır. İçinde yaşayan toplum totaliter bir hükümet tarafından teknoloji ve bilim ile üretilir & yönetilir.


Toplumdaki bireyler Fordist seri hattı gibi üretilir ve sınıflara ayrılır.

BİLİM, TEKNOLOJİ & POLİTİKA

Bu 3 halka bireyselliğin azalmasına sebep olur!..

Cesur Yeni Dünya'nın basımından 1 yıl sonra Hitler başa geçer.

6 yıl sonra 2. Dünya Savaşı başlar. Totaliter devletin tehlikesi ve trajik sonuçları yaşanır.

13 yıl sonra Atom Bombası atılır bu da soğuk savaşı tetikler. Modern dünyada silahların yarışı başlar ve bu da TEKNOLOJİNİN altını çizmiştir.

Huxley’in kitabı sanki geleceğin kehaneti gibidir. Cesur Yeni Dünya’da bunları tahmin etmiş ve öyle bir ütopya yaratmıştır ki aslında yaşananlar bir ütopyadan çok bir anti ütopyadır.

Kitabın Temaları:

A) Teknoloji kullanarak bir toplumu kontrol altına almak:

CYD, bir uyarı niteliğindedir. Bir hükümete güçlü bir teknolojinin kontrolünü verilmesinin ne kadar tehlikeli olduğunu göstermeye çalışmıştır.

1. Üremenin teknolojik ve tıbbi yöntemlerle kontrol altına alınması:
 Bokanovski İşlemi
 Hipnopedya
2. Duyusal Filmler (Feelies)
3. Soma

Hükümet her ne kadar bilim ve gelişim konuşsa da aslında daha çok bilim keşfi ve deney demek istemiyor. Yanlıca mevcut kullanılan teknoloji daha nasıl verimli hale getirilir ki bireyler daha KUSURSUZ, MUTLU & YÜZEYSEL olsun!..

Hükümet Bilim’e limit koyuyor.

NEDEN?
ÇÜNKÜ Bilim gerçeği bulmaktır. Bu da hükümetin kontrolüne darbe demektir.


B) Tüketim Toplumu:

Bireyin mutluluğu ihtiyaçlarını tatmin etmesi olarak değerlendirilir. Bir toplumun başarısı ekonomik büyüme olarak kabul görür. Aslında Huxley yaşadığı toplumu da taşlar.

C) Mutluluk & Gerçek Uyuşmazlığı:

 CYD da karakterlerin çoğu durumlarının gerçekliğini görmemek için kaçar. Soma buna bir örnek. Soma gerçeklere bir bulut çekiyor ve mutlu halüsinasyon görüyorlar. SOMA SOSYAL İSTİKRAR İÇİN ÇOK ÖNEMLİ BİR ARAÇTIR.

 John bunu kendi yolu ile denemeye çalışır. O YOL NEDİR? Shakespear’in Dünyası’dır. Örneğin: Lenina’yı ilk olarak Juliet gibi görmek ister ama sonra hüsrana uğrar ve ona "küstah bir fahişe" der.

 Mond, mutluluğa öncelik veriyor ama burada gerçeği feda ediyor. İnsanların mutlulukla daha iyi olacağına inanıyor.

MOND GÖRE:

Mutluluk: Tüm bireylerin anında tatmini. Ne için? Yemek, seks, esrar, güzel elbiseler ve diğer tüketim elemanları...

Gerçeklik/Hakikat: Mond’un John ile konuşmalarından anlaşılan Mond 2 çeşit gerçeği ELİMİNE etmek ister:

1. Bilimsel ve Deneysel gerçeğe hiçbir vatandaşın ulaşamaması. Sürekli kontrol ediyor ve sakıncalı buluşları örtmesi.
2. "İnsani" gerçeklerin yok edilmesi: Aşk, arkadaşlık, kişisel ilişkiler...

BU 2 GERÇEK ÇOK FARLIDIR.

1) Objective Gerçek: Bir gerçeğin veya olayın kesin sonucu.
2) İnsancıl Gerçek: Bu yalnızca keşfedilir tanımlanamaz.

AMA BU 2 GERÇEKTE BİR ŞEY ORTAKTIR:

TUTKU / IHTIRAS

 Mond'un gençken yeni keşiflerle kendinden geçmesi
 John’un Shakespeare dilinde ve duygu yoğunluğunda kaybolması gibi.

Gerçeği bulmak bireylerde gayret gerektiriyor ve bu da yanında terslikler getiriyor. Gerçeği bulmak bireysel bir istek veya emeldir ve bununla toplum birleşmez!..

Tam Yetki Devletin Tehlikeleri: Devlet kendi gücünü ve istikrarını sağlamak için bireylerin davranış ve faaliyetlerini kontrol ediyor.

 George Orwell’ın 1984 ünde devlet gözetimi gizli polis ve işkence ile sağlanıyor.
 CYD ise teknolojik müdahale ile doğumdan ölüme kadar.
 1984 de gücü kaba kuvvet ve korkutma ile
 CYD ise gerçek dışı bir mutluluk sağlayarak insanlar özgür olup olmadıklarını bile umursamıyor.

1984 & CYD Hükümet Kontrolünün Sonuçu

İtibarın kayboluşu
Ahlakın yok oluşu
Değer Yargılarının yok oluşu
Duyguların yok oluşu

KISACA İNSANLIĞIN YOK OLUŞU!...............


Kitabın Motifleri:

A) Pneumatic (İçi hava dolu) :

1) Lenina’nın vücudu: Henry Foster ve Benito Hoover Lenina ile seks yapmanın açıklamasını bu kelime ile yapıyor. Lenina’nın kendisi de sevgililerinin onu içi hava dolu bulduğunu söyleyip bacaklarına vurur. Balon gibi bir vücut özellikle sinesi/göğsü

2) Sandalye: Duyusal Film ve Mond ofisindeki sandalyeler.

Bu kelime ile fiziksel bir özelliği tanımlamak bir kadını mobilyaya benzetmektir. Aslında Lenina’nın cinselliği bir emtea yani mala benzetiliyor.


B) "Ford Aşkına (My Ford):

Normal hayatta Aman Allahım (Oh my Lord) yerine Aman Fordum gibi terimlerin kullanılması

Ford = İsa

Bu dinsel söylem bir alışkanlıktır. Bu dinsel söylem saygı göstermek için teknoloji ile yer değiştirmiştir.

C) Yabancılaşma (Dışlanma):

Dünya devletinde uygun görülen davranışların ve görüntünün dışına çıkıldığında karakterler dışlanıyor.

Neden Uygunsuz Kabul ediliyorlar?

 Bernard Marx: Pozisyonu Alfa artı için Küçük ve Güçsüz
 Helmholtz Watson: Alfa artı rolü için çok akıllı
 John: Kızılderiler diğer dünyadan geldiği için kabul etmiyor. Johh'da CYD’nın bir parçası olmak istemiyor.


D) Seks:

Kitabın her yerinde bolca bulunuyor. Nüfus sıkı kurallarla kontrol altına alınıyor.

 Kadınların üreme hakkı yok. Kadınların 2/3 kısırlaştırılıyor geri kalanı doğum kontrolü yöntemi ile korunuyor. Hayata yeni bir insan gelmesi gerektiğinde ise kadınların yumurtalıkları alınıyor.
 Sosyal ödül olarak kullanılıyor. Gelişi güzel seks ve birbirine bağlanmama destekleniyor.

İki toplum arasındaki FARK:

John, Lenina olan ŞEHVETLİ AŞKINDAN acı çekiyor Lenina ise SEKS ŞEHVETİNDEN acı çekiyor.

E) Shakespeare:

CYD da, Ford öncesi dünyada mevcut olan duygusal yoğunluk , trajedi yok ediliyor. Shakespeare ise John’un anladığı ve kendini ifade edebildiği bir dünya. Burada sert bir zıtlık ortaya çıkıyor.

Kitabın Sembolü:

Soma:

Toplumu kontrol altına almak için kullanılan teknolojik bilimin aracı. Toplum üzerinde dinsel ayin niteliğinde...


CEMAAT, ÖZDEŞLİK & İSTİKRAR İÇİN HANGİ YÖNTEMLER KULLANILIYOR?


1) Bokanovski Yöntemi (İnsan Kolonlama):

Bir yumurtanın 8 – 96 tomurcuklanarak çoğalması. Her tomurcuk 1 embriyo ve her 1 embriyo ise bir yetişkin demek. Önceden 1 insan yetiştirirken şimdi 96 insan yetiştirmek hedefleniyor.

Yalnızca Gamma, Delta ve Epsilonlar bu yöntemden geçer. Çünkü bu yöntem embriyoyu zayıflatıyor. Alfa ve Betalar bu yönteme tabi tutulmazlar. Bu yöntem istikrarın sağlanması için en önemli araçlardan biridir. Tek tip gruplarda standard erkek ve kadınlar. 96 tek tip makinede çalışan 96 tek yumurta ikizi.

2) Podsnap’s Tekniği (Hızlı Olgunlaşma):

1 yumurtanın olgunlaşmasını hızlandırmak. 2 yıl boyunca bir yumurta ve spermden binlerce kardeş bireyler üretmek.

3) Sosyal Belirleme Odası (Doğum Öncesi Şartlandırılma):

Niteliklerin bireylere dağıtılması. Yazgıları belirlenip şartlanmış olarak gözlerini açıyor. Hangi kastta iseler ona göre şartlandırılıyorlar. Örneğin: Kimya çalışanları toksik maddelere karşı direnci artırılıyor veya tropik hava şartlarında çalışacak olan işçilerin ısıya dayanıklı şartlandırılması gibi. Yapmak zorunda olduğu şeyi sevmek. Tüm şartlandırmaların amacı budur.

İNSANLARA KAÇINILMAZ TOPLUMSAL YAZGILARINI SEVDİRMEK!..

 Bu 3 teknik bireylerin genetik, fiziki ve psikolojik olarak kaçınılmaz sosyal kaderlerini hazırlıyor. Kast sistemindeki istikrar, köleliklerini sevip kabullenmelerinden geçiyor

 Seri üretim (Fordism) prensibi sonunda biyolojiye de uygulanır.

4) Neo-Pavlov Şartlandırma Odaları:

Kastlara neyi sevdirmek veya sevdirmemek isteniyorsa uygulanan yöntem. Örneğin: Delta bebeklerine Kitap & Çiçek veriliyor sonrasında çok yüksek zil sesleri ve elektrik şoku. Birkaç defadan sonra bebekler kitap ve çiçek gördüklerinde otomatik olarak kaçıyor.

5) Hipnopedya:

Uykuda öğrenme yöntemi entelektüel bilgilendirme için değil ama ahlaki değer yargılarının oluşumu için kullanılır. Örneğin. Bir Beta ya sürekli uykusunda Beta olmanın gururu ve mutluluğu, Gama, Delta & Epsilonlardan daha akıllı oldukları, Betaların Alfalar kadar çok çalışması gerekmediği….

6) Malthusin Kemeri:

Thomas Robert Malthus (1766-1834) İngiliz nüfus bilimci, ekonomik ve politik teorisyendir. Nüfus artışının yoksulluğa ve ölümlere yol açacağını savunmuştur. Teorisi yiyeceklerin aritmetik arttığı (1,2,3,4…) ama nüfusun ise geometrik arttığı ( 2, 4, 8, 32…..)

7) Seks

8) Soma

9) Günü Yaşamak:

Tarih öğretilmiyor ve "Tarih saçmalıktır" der Mond ( History is bunk -Henry Ford’un sözü-). Eğitimleri tarihi gereksiz ve yalnızca günün yaşanması gerektiği kısaca alternatif yaşamları hayal edemiyorlar.

10) Fordson Cemaat İlahi Evinde Dayanışma Günleri:

12 bireyin tek vücut olmaya, bir araya gelmeye, kaynaşıp 12 ayrı kimliği daha yüce bir varlıkta yitirmeye…

Benliğimin silinişine içiyorum.
Yüce varlığa içiyorum.
Yüce varlığın gelmek üzere oluşuna içiyorum.


Kitapta Shakespeare:

1.)


Nay, but to live
In the rank sweat of an enseamed bed,
Stew'd in corruption, honeying and making love
Over the nasty sty …
(Hamlet)


Hayır, fakat yaşamak
Dağınık bir yatağın ekşimiş ter kokusunda,
Çürüme, dalkavukluk ve sevişmeyle ağır ağır pişerek
Leş kokan domuz ahırının üst katında...
(CYD syf. 178)

Hamlet burada annesinin yeni kocası olan amcasıyla sevişmesinden duyduğu tiksintiyi dile getiriyor.

John gelişi güzel sekse şartlandırılmayan bir kişi olarak doğru zamanı bekliyor. Sevişeceği kişiyi umursamak istiyor. Gelişi güzel seksin problem olduğunu ve annesinin köyde gelişi güzel erkeklerle yatması köyden dışlanmalarına sebep olmuştur.

2.)

When he is drunk asleep, or in his rage
Or in the incestuous pleasure of his bed …
(Hamlet)


Sarhoş sızmışken, ya da öfkeli
Veya yatağında ensestten keyifli……
(CYD, sfy. 180)

Hamlet Claudius(amcası) kızgındır ve onu nasıl öldüreceğini söylemektedir.

Annesi ile yatan Pope’u uykudayken bıçaklama esnasında bu dizeleri söyler. Bu alıntı bir sav olarak davranışına kılavuz oluyor.


3.)


O wonder!
How many goodly creatures are there here!
How beauteous mankind is
O brave new world
(The Tempest)


Mucize
Ne kadar çok iyi yürekli varlık var burada!
Ne kadar güzel insanoğlu!
Hey cesur yeni dünya
(CYD, sfy. 187-188)

4.)

"Her eyes, her hair, her cheek, her gait, her voice;
Handlest in thy discourse O! that her hand,
In whose comparison all whites are ink
Writing their own reproach; to whose soft seizure
The cygnet's down is harsh …"
(Troilus & Cressida)



Onun gözleri, saçları, yanağı, yürüyüşü, sesi:
Sözlerinle can bulur, Ah! Güzel elleri,
Tüm beyaz mürekkeptir yanında
Yazarlar kendi utançlarını: yumuşak dokunuşuna kıyasla
Yavru kuğunun tüyü sert kalırı…
(CYD, syf. 193)

Troilus bu dizelerle Cressida’ya olan duygularını tabir ediyor. Cressida’ya deli gibi âşıktır ve odada olmamasına rağmen iltifat üstüne iltifat ediyor.

Rezervasyondan dönmeden önce Lenina uyurken Jonh bu dizeleri kullanarak Lenina’yı tarif eder. John’da Lenina’ya âşıktır.

5.)

"On the white wonder of dear Juliet's hand, may seize
And steal immortal blessing from her lips,
Who, even in pure and vestal modesty,
Still blush, as thinking their own kisses sin."
(Romeo & Juliet)


Konabilir sevgili Juliet’in mucizevî beyaz eline
Ölümsüz saadeti çalabilirler dudaklarından,
O dudaklar ki saf ve bakir iffetlerinde bile
Kızarırlar hala, kendi öpüşlerini günah sayar gibi.
(CYD, syf.193)


John burada Lenina'yı uyurken gördüğünde büyülenir. Aynen Romeo’nun Juliet ile tanıştığında büyülendiği gibi.

John burada aşkı saf ve kutsal kabul ediyor. Kafasına giren şehvetli düşüncelerden utanıyor.


6.)

Eternity was in our eyes and lips.
(Antony & Cleopatra)


Dudaklarımız ve gözlerimizdeydi sonsuzluk
(CYD, syf. 205)


Linda’nın soma tatili ömrünü kısaltır. Soma zamanın birkaç yılını yitirilmesine neden oluyor ama zamandan bağımsız tanıdığı ölçülemez süreler veriyor yani İnsanların uyuşturucu alıp sonsuzluğa uçması.


7.)

“Oh! She doth teach the torches to burn bright.
It seems she hangs upon the cheek of night,
Like a rich jewel in an Ethiop’s ear;
Beauty too rich for use, for earth too dear…”
(Romeo & Juliet)



Ah, o sevgili ki meşalelere ışıldayarak yanmayı öğretir!
Bir Etyopyalı’nın kulağındaki şık küpe misali
Asılı durur yanağına gecenin: öyle bir güzellik ki,
Kıyamazsın dokunmaya, yeryüzünde yok eşi….
(CYD, syf. 234)

Romeo, Juliet’i gördüğünde nasıl mükemmel ve güzel olduğunu söyler.

John da burada yine Lenina ve onun güzelliğini tasvir etmek için bu dizeleri kulanır.

8.)


“Let the bird of loudest lay
On the sole Arabian tree,
Herald sad and trumpet be…”
(The Phoenix and The Turtle)


Uzansın tek Arap ağacına,
Kuşların en çığırtkanı,
Müjdelesin kötü haberi trompet olsun…
(CYD, syf. 240)

Burada iki mükemmel sevgilinin doğuşu ve ölümü anlatılıyor.

John burada Helmholtz’u rahatlatmak için bu şiiri okur. Helmholtz öğrencilerine yalnızlık ve tutkunun eksikliği hakkındadır bu şiiri(syf. 237-238) okuduktan sonra şikayet edilir. John burada her mücadelenin bedeli vardır demek istiyor.



9.)


Is there no pity sitting in the clouds,
That sees into the bottom of my grief?
O sweet my mother, cast me not away:
Delay this marriage for a month, a week;
Or, if you do not, make the bridal bed
In that dim monument where Tybalt lies …"
(Romeo & Juliet)



Hiç mi acıma yok bulutlarda,
Izdırabımın derinliğini anlayacak?
Ah, canım annem, verme beni ellere!
Bir ay ertele bu evliliği, bir hafta:
Veya ertelemezsen, gelinlik yatağımı
O loş kabre kur Tybalt’un yattığı….
(CYD, syf. 241 – 242)


Lady Capulet, Juliet’i Paris ile evlenmesi için zorlar ve bu dizeler Juliet’in haykırmasıdır.

Juliet’in üzüntüsünü hissedeceğine Helmholtz güler bu da John’un sinirlenmesine sebep olur. Çünkü John kendini Romeo ve Lenina’yı Juliet’in yerine koyar ve aşklarının hiçbir zaman Kendi hayal dünyasında gerçekleşmeyeceğine inanır.


10.)

The murkiest den, the most opportune place" ,
the strongest suggestion our worser genius can,
shall never melt mine honour into lust.
Never, never!" .
(The Tempest)


Mağaraların en karanlığı, mekânların en elverişlisi,
En kötü dâhilerimizin dil dökmesi dahi,
Şehvete dönüştüremez şerefimi. Asla, asla!..
(CYD, syf. 251)

The Tempest’de Prospero, Ferdinand’ı kızı Miranda evlendikten sonra seks yapmasına ikna etmeye çalışması. Ferdinand kabul eder.
John’da, ilişkide beklemenin daha iyi olacağını Lenina’ya kabul ettirmeye çalışır.

11.)


O thou weed, who are so lovely fair and smell'st
so sweet that the sense aches at thee.
Was this most goodly book made to write 'whore' upon?
Heaven stops the nose at it …"
(Othello)


Ah yabani ot, öyle mükemmelsin,
Kokun öyle güzel ki, Duyularım can atar kavuşmaya.
Bu güzelim kitap, üzerine, orusupu, yazılsın diye mi yaratıldı?
Tanrı durur bu kelimede, okumaz….
(CYD, syf. 255 – 256)

Othello karısını burada orospu olarak adlandırır. Her ne kadar sevse de ondan nefret eder.

John’da Lenina'nın orospu olduğunu düşünür. Lenina’nın bakire olmasını ister.

12.)


Sometimes a thousand twangling instruments will hum
About my ears and sometimes voices.
(The Tempest)


Bazen bin tane telli çalgı mırıldanır kulaklarıma,
Bazen de insan sesleri.
(CYN, syf. 282)

Mond sorar : "Uygarlıktan hiç mi hoşlanmadınız?" John:" bazı güzel yanları var mesela bütün o müzikler." Mond Shakespeare’in bu dizelerini söyler.


Kitapta Hangi Değerler Kurban Edilir?

1) Duygular
2) Tutku
3) Bağlılık
4) İnsani ilişkiler
5) Eşitlik
6) Gerçek
7) Sanat
8) Deneyimler


Kitap da Karakterler:

JOHN:

Thomas (Londra Merkez Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi Direktörü) ve Linda’nın oğlu.

Kitabın başında Bernard ana karakter gibi gözükse de rezervasyon dönüşünden sonra arka plana atılır ve John ana karakter olur.

Dünya Devletinin dışında New Mexico’da Vahşi Rezervasyonunda büyümüştür. Bu ilkel toplumdan da dışlanmış ve aynı şekilde Dünya Devletine de ayak uyduramamıştır. İki toplum tarafından ret edilir, "Ultimate Outsider" dır.

Dünya görüşü ve bilgisi Shakespeare’in oyunlarına dayalıdır. Değerlerini 900 yıllık yazar William Shakespeare'den alır.

Bu kitabın önemi nedir?

-- Kendi karışık duygu ve reaksiyonlarını bu kitap ile dile
getirir.
-- Dünya Devletinin değerlerini kritize etmek için Shakespeare’in kitabı bir iskelet oluşturur.
-- Mustapha Mond ile yüzleşmesinde onun gibi müthiş bir konuşmacı karşısında durmasına yardımcı olur.

Shakespeare, insan ve insancıl değerleri barındırıyor ki bu epey bir zaman önce Dünya Devleti tarafından terk edilmiştir.

John’un Dünya Devletindeki sığ mutluluğu reddetmesi, Lenina ile aşkını uzlaşamaması ve ona karşı şehveti ve sonucundaki intiharı aslında Shakespeare temalarını yansıtır.

Othelo (intihar eder) & Desdemona (öldürülür)
Romeo (intihar eder) & Juliet (intihar eder)
Hamlet (öldürülür) & Ophelia (boğulur)

John’un başta kullandığı "Cesur Yeni Dünya" Dünya Devletini tanıdıkça ironik ve pesimist hale gelir. John’un kendi değerleri ile Dünya Devletinin gerçeklerinin çatışmasının sonuçu delirmesine ve intihara sebep oluyor.


BERNARD MARX:

Alpha artı erkeği ancak fiziksel özelliklerinden dolayı dışlanır.

Psikiyatrist ve hipnopedya da ihtisaslaşmıştır.

Seks, spor ve toplum olaylarına karşı düşünceleri unorthodox kabul edilir.

Kendine olan güvensizliği Dünya Devletine memnuniyetsizlik olarak geri döner. Memnuniyetsizliği aslında kendi ortamına ayak uyduramayışıdır. Hoşnutsuzluğu sistematik veya felsefi yönden değildir .

Bu karakteri tanımamız biraz ironiktir. Neden? Direktör öğrencilere aşk ile ilgili tüm hayal kırıklıkları, bastırılmış duygular… kısaca insancıl duyguların elimine edildiğini anlatırken birden Bernard’ın özel düşüncelerine gidilir ve kıskançlığı ve rakiplerine karşı kızgınlığı…. Kısaca insancıl duygularını görürüz.

Bernard romanda kahraman değildir hatta roman ilerledikçe daha da düşer ama yine de okuyucuya ilginç gelir çünkü insandır. Elde edemeyeceği şeyleri ister.

Vahşi Rezervasyona gitmeden önce yalnızdır, kendine güveni yoktur ve tecrit edilmiştir. John ile birlikte popülaritesi artar ve Dünya Devletinin eleştirdiği tüm yanlarından yararlanmaya başlar. Gelişi güzel seks gibi.

Ne zamanki John, Bernard’ın oyuncağı olmadığını ve onun istediklerini yapmayacağını söyler, işte o zaman Bernard tekrar düşüşe yani eski haline geri döner.

İsmi:

Bernard Marx : 19y.y. Alman yazar. Kitabı "Das Capital" , kapitalist bir toplumu kritize eden tarihi bir başyapıttır. Fikirleri komünizm temelini atmıştır.

George Bernard Shaw: İrlandalı oyun yazarı. Pygmalion (My Fair Lady) romanı için 25 yaşında Nobel ödülü, 38 yaşında da Oscar almıştır. Her 2 ödülü de almış tek insandır. Sosyalizm & Kadın haklarının savunucusudur. Genelde sosyal problemler, eğitim, din, hükümet, sağlık sistemi gibi konularda yazmıştır.

MUSTAPHA MOND:

Alpha çift artı dır.

Dünya’yı kontrol eden 10 denetçiden biridir. Batı Avrupa'nın başındadır.

Bir zamanlar hırslı genç bir bilim adamıymış. Kanuna aykırı ve tutkulu araştırma yaparmış. Ne zaman keşif edilir kendisine iki seçenek sunulur: ya sürgün ya da dünya denetçisi olarak eğitilecek.

Bilimi kendi isteği ile bırakır ve şimdi bilimsel buluşları sansürler ve farklı düşünenleri sürgüne yollar.

Dünya Devletini savunan en güçlü ve akıllı kimsedir. Romanın başında sesi Dünya Devletinin tarihini ve felsefesini açıklar. John ile olan münakaşasında ise Dünya Devleti ve Shakespeare toplumu arasındaki temel farklılıkları ortaya koyar.

Çelişkili bir karakterdir. Neden?

Çünkü Shakespeare ve İncil gibi yasaklanmış birçok kitabı vardır. Eskiden bir bilim adamıdır ama şimdi bu fikirleri sansürler ve totaliter bir devleti kontrol eder.

Ona göre insanlığın esas hedefi istikrar ve mutluluktur.

İnsan ilişkileri, duygular, kendini ifade etmek gibi kavramlara karşıdır.

İsmi:

Mustafa Kemal Atatürk: 1. Dünya Savaşından sonra Laik Cumhuriyetin kurucusu .

Sir Alfred Mond: Sanayici ve Kraliyet Kimyasal Endüstrisinin kurucusu. Sonra Siyonist hareketine katılmıştır (Filistin’de İsrail kurmak)


HELMHOLTS WATSON:

Duygu Mühendisliği Üniversitesinde yazı bölümünde hocadır ve Alpha artı dır.

Kastının en mükemmel örneği ama o işinin boş ve anlamsız olduğunu düşünür ve yazma yeteneğini daha anlamlı şeyler için kullanmak ister.

Bernard ile arkadaştır çünkü ortak noktaları Dünya Devletinden ikisi de hoşnut değildir.

Helmholts’un eleştirileri Bernard’dan daha felsefi ve entelektüeldir. Aslında Bernard önemsiz şikâyetler yapmaktadır.

Bernard için Helmholts olamadığı her şeydir: Kuvvetli, akıllı ve çekici...

Bernard verilen sosyal statü için yeterli değildir ve Helmholts ise tam tersi haddinden fazla yeterlidir ve bundan dolayı da dışlanır ve kendini yalnız hisseder.

Jonh ile iyi arkadaştır. Ama ikisi arasında çok büyük bir fark vardır. Helmholts Shaskepear’in şiirlerini anlar ama ne zaman anne, evlilik, baba kelimelerini duyar, bunları kaba bulur ve saçmalık olarak kabul eder, hatta güler. John ile konuşmalarından çıkan Helmholts gibi akıllı biri bile yetiştiği çevre tarafından etkilenir.

İsmi:

Herman Von Helmholts: Alman fizikci ve hekim.

John B. Watson: Amerikan davranış bilimci.




LENİNA CROWNE:

Londra Merkez Kuluçka ve Şartlandırma Merkezinde aşılama görevlisi bir Beta artı.

Major ve minor karakter için arzulanan bir obje.

Bazen davranışları alışılmışın dışında olduğu için ilginç bir karakterdir. Örneğin 4 ay aynı adamla (Henry Foster) çıkması veya Bernard gibi topluma uymayan birinden hoşlanması veya John’a karşı ihtirası gibi.

Ama eninde sonunda değerleri Dünya Devletinin geleneksel değerlerleridir.

İsmi:

Vladimir llyich Lenin: Komünist devrimci ve Bolşevik Partinin lideri

FANNY CROWNE:

Merkezde Embriyo bölümünde çalışan bir Beta ve Lenina'nın arkadaşı.

Lenina ile akraba değildir. Dünya Devletinde aynı soyadı olağandır. Çünkü yalnızca 10.000 soyadı kullanılır.

Fanny’nin sesi kendi kast ve toplumdaki geleneklere uygundur.

Lenina’yı sürekli uyarır (sağduyusu gibi )

İsmi:

Fanny Kaplan: Rus politik devrimci. Lenin’e başarısız bir suikast girişimi olmuştur. Fanny ile Lenina ‘nın arkadaşlığı ironiktir.

HENRY FOSTER:

Merkezde bilim adamıdır. Geleneksel bir Alpha erkeğidir. Lenina’nın sevgililerinden biridir.

İdeal bir vatandaştır: İşinde verimli ve akıllı. Boş zamanlarını spor ve seks ile doldurur.

Önemli bir karakter değildir ama merkezin nasıl çalıştığının açıklamasında yardımcı olur.


THOMAS ‘ TOMAKİN’ :

Merkezin Alpha direktörü ve John’un babası.

Bilmiş ve kendi öneminin etkisi altındadır.

John oğludur ve bu onu savunmasız bırakır. İşini bırakmak zorunda kalır çünkü Dünya Devletinde bir çocuğun babası olmak skandal ve müstehcen bir davranıştır.

LİNDA:

Jonh’un annesi Beta eksi.

Vahşi Bölgeye, Tomakin ile ziyaretinde kaybolur ve orada bırakılır. Tomakin’den olan oğlu John’u orada doğurur ve bebek ile Dünya Devletine dönmeye utanır.

18 yıldan beri Vahşi Bölge'de yaşamaktadır.

Dünya Devletindeki şartlandırılmasından dolayı köy erkekleri ile gelişi güzel ilişkiye girer ve bundan dolayı dışlanır.

Dünya Devletine geldiğinde de dışlanır: çünkü şişmandır ve yaşlanmıştır.

POPE:

New Mexıco’daki Malpais’in yerlisi.

Linda’nın sevgili ve Linda’ya ‘ The Complete Works of Shakespeare’ verir.

Linda ile ilişkiye girerek Linda'nın köyden dışlanmasına sebep olur ve John gençken onu öldürmeye çalışır.

İsmi:

Pope: Pueblo Kızılderili kabilesinin dini lideri ve Pueblo Ayaklanmasının lideri (İspanyol kolonistlere karşı ayaklanmıştır).


Kitabın Etrafındaki Tartışmalar:

1. CYD, 1932 da İrlanda’da yasaklanmıştır.

2. 1980 de Miller, Missouri eyaleti okullarından kaldırılmıştır.

3. 1993 de Kaliforniya eyalet okullarının okuma listesinden kaldırılmaya çalışılmıştır.

4. Polonyalı eleştirmenler Huxley’in CYD yazdığında Mieczyslaw Smolarski ( The City of the Sun 1924) ve Podroz poslubna pana Hamiltona ( The Honeymonn Trip of Mr. Hamilton 1928) kopya çektiğini savunur.


ALDOUS HUXLEY - CESUR YENİ DÜNYA & GEORGE ORWELL- 1984







-- Orwell’in korkusu kitapların yasaklanması idi. Huxley ise kitapları yasaklamaya gerek kalmamasın zaten kimse okumak istemeyeceğini anlatır.



-- Orwell bilgi akışının engelleneceğinden korktu. Huxley ise tam tersinden korktu. Çünkü her şeyin fazlası insanları pasif yapmaktadır.


-- Orwell gerçeğin gizleneceğinden korktu. Huxley ise gerçeğin ilgisizlikten yok olacağından.


-- Orwell toplumun esir olmasından korktu. Huxley ise önemsiz bir toplum olmamızdan (duyusal filmler, gelişi güzel seks…..)


-- Orwell insanların şiddet ile kontrol edildiklerini, Huxley ise zevk enjekte edilerek kontrol edilebildiklerini yazdı.


-- Orwell, KORKTUKLARIMIZ bizim sonumuzu getireceğini ama Huxley ise ARZULARIMIZIN sonumuzu getireceğini savundu.


BRAVE NEW WORLD REVISITED (1958)





-- BNWR, roman değildir. İlk romanındaki hikâye veyahut karakterlere geri dönüş mevcut değildir. Bu kitap neredeyse 30 yıl sonra, o gün yaşadığı dünyanın Cesur Yeni Dünya’ya ne kadar yakınlaştığıdır.


-- Hayal dünyası çok hızlı gerçeğe dönüşmektedir.


-- Dünya çok değişmiştir. II Dünya savaşı sonrasında Soğuk Savaş ve Dünyanın teknolojik silahlarla donatıldığı insanların ise totaliter devletler tarafından yönetildiği.


-- İnsanların rahatlıkları ve zevkleri için özgürlüklerini feda etmeye hazır olduklarını görebiliyordu.


--Televizyonlardaki sayısız reklam bombardımanları, insanların kullandıkları mutluluk hapları….


-- Propaganda yaygınlaşmış ve Hitler gibi diktatörler propagandanın kuvvetini dünya’ya göstermişti.


‘’ Give me liberty or give me death ‘’

çok kolaylıkla

‘’ Give me television and hamburgers, but dont bother me with the responsibilities of liberty’’

değiştirilebilineceğini görmüştür.




9 yorum:

Peyman dedi ki...

Sevgili Ayşe,
17 Eylül 2008'de ilk toplantımızda yine sen sunum yapmıştın ve yine Beyoğlu House Cafe'de buluşmuştuk.
Dün akşam sayende çok güzel bir nostalji yaşadık. Bu sefer mumlarımız erimedi :)
Kitap gerçekten zordu ve ben neler yapacağını çok merak ederek geldim. Ama sunum harikaydı, bilgi doluydu.
Şu anda tek dileğim, senden sonra sunum yapacak kişi olarak, tm kulüp üyelerine birer soma vererek beyinlerini senin sunumunla ilgili herşeyden arındırmak ve kendi sunumuma hazırlamak :)
Emeğine sağlık.
Sevgiler,

billur dedi ki...

Sevgili Ayşe;

Gerçekten güzel bir akşamdı, eve döndükten sonra anlattıklarını, kitabı, bende bıraktığı izleri düşünmek, gecenin komik ve hoş yanlarını tekrar yaşamak için hemen uyumadım. Hazırladığın kitapçığa bir daha göz gezdirdim. Ayrıca Bilgen'in Vahşi Jonh'u aklıma geldikçe de güldüm.

Sonra sabah kalktığımda dün bahsettiğin Thomas More'un Ütopyası takıldı. Az okumadım zamanında. Thomas More'un Ütopyasında hatırladığım kadarı ile para yoktu. Mülkiyete karşı idi. Tek amaç herkesi eşit kılarak MUTLULUĞA ulaştırmaktı. ANCAK en çarpıcı hatırladığım şey düşmanlarına karşı takındıkları tavırdı. Sanırım her dönem İngiltere siyaseytini yansıtacak nitelikte: Düşmanları içten bölmek, işlemezse düşmanları arasında çatışma çıkarmak bu da olmazsa düşmanlarına komşu olan ulusları kışkırtmak. Acaba bir ara A Man for All Seasons2ı mı okusak?

Brave New World'den nerelere geldim. İşte sayende yine bir bilgi bombardımanı ve beyin fırtınası yaşadım.
Ellerine sağlık
Sevgiler
Billur

Gulda dedi ki...

Ayşe,

Dün akşam sunum sonrası, Aysun sana döndü ve "Hayat seninle çok daha güzel" dedi. Ben de aynı fikirdeyim. Seninle tanıştığımdan itibaren hayatım çok ama çok daha keyifli bir hale geldi.

Sunumun çok dolu ve aydınlatıcı idi. Aynı zamanda çok ciddi, çok komik ve kısaca Shakespeareyen idi.

"Hayatında hiç Shakespear okumamış biri, tüm hayatını kömür madeninde geçirmiştir" diye bir deyiş var. İşte sen de bizi başka tür madenlerimizden çıkartıyorsun.

Bu arada A Man for All Seasons'ı izlesek, Ütopya yerine de 1984'ü okuyup Cesur Yeni Dünya ile suyunu çıkarana kadar karşılaştırsak olmaz mı?

Doğum günün tekrar kutlu olsun.

Sevgilerimle,

Gülda

Ayşe dedi ki...

Bu kulup aslına bakarsan birbirimizi tanımamıza çok güzel bir araç oldu. Herkes bu kulupde kendini istediği şekilde ifade ediyor ve hiç kimsede aman kaç yaşında şuna bak ne yapıyor demiyor (Forda teşekkürler olsun!..)

Bende sinemasını (filmi ben bulurum Fordum bana yolu gösterecektir muhakkak!..) izlemeyi ve 1984 okumaya katılıyorum.

Bu arada Shakespeare dedinde toplam 154 sonesi var aslında bunlarıda yapsak ne güzel olurdu. Her toplantıda bir sone kendi dilinde onu çözüp üzerinde konuşsak?

Tekrar tşk ederim sizlerle beraber olmak çok keyifliydi.

aycan dedi ki...

Durun yaaa ... artık hızınıza yetişilmiyor valla ... şaka bir yana ben kapasitemin, aklımın ve gönlümün yettiği yere kadar herşeye varım ... birde iş saatlerimin :-)

Yaaa Ayşe'm ben sana boşuna demiyorum sen hayatımıza yavaş yavaş ama şık, kaliteli sızdın diye ...

Sunumun çok başarılı idi çok ... teşekkürler.

Öpüyorum hepinizi.

Aysun dedi ki...

Sevgili Ayşe.

kişilerden değil ,bir mekanın çok detaylı tasvirinden yola çıkan bu kitabın karmaşık başlangıcına uyum sağlamak ve kitapla bütünleşebilmek için ilk 30-40 sayfayı bir kaç tur okumak durumunda kalmışken nasıl bir sunum yapacağını merak ediyordum doğrusu .Yoğun emek ,titiz ve disiplinli bir çalışma olacağında n şüphem yoktu ve yanıltmadın yine.Yine her anlamda çok doyurucu ve nostaljik bir gece oldu .

Nasıl da geçmiş koca bir yıl.Yeni yaşın bir kez daha kutlu olsun , nice güzellikler getirsin sana ve seninle bize :) Çünkü evet sen o dünyayı çok güzelleştirenlerdensin ve yaşamlarımıza yavaş ve kaliteli bir şekilde sızmakla kalmadın ,fark yarattın .Hayatın rutinine kaptırmış giderken ve artık bundan şikayet bile edemeyecek kadar kabullenmişken öyle silktin ki omuzlarımızdan ,tekrar öğrenci olmanın ,öğrenmenin ,araştırmanın ,yaratmanın , hayal etmenin ve en önemlisi zamandan çalmanın mutluluğuna eriştik.Tamam itiraf et artık ,o ilk toplantıda içeceklerimize soma tableti atıp bizi bitmeyen bir soma tatiline mi çıkardın sen :))

Emeğine ,yüreğine ,nefesine sağlık...

Bu arada ben de katılıyorum, Filmi izlemek ve 1984 i okumak süper fikir.

Merope dedi ki...

Sevgili Billur, Rafların Arasından'a bıraktıgın güzel yorum için teşekkür ederim. Çok emek vererek şahane bir yazı yazmışsın. Ben de şu Huxley vs. Orwell resminin tamamını paylaşmak istiyorum, oldukça düşündürücü..

http://merope-gaunt.blogspot.com/2010/04/huxley-vs-orwell.html

İyi okumalar :)

billur dedi ki...

Sevgili Merope;

Öncelikle cevap verme nezaketini gösterdiğiniz için ben teşekkür ederim.

Cesur Yeni Dünya ile ilgili yukarıdaki yazıyı ben yazmayı çok isterdim ama bu yazı /araştırmayı kitap kulübümüzün kurulmasına canı7kanı ve yaratıcılığı ile ön ayak olan AYŞE yazmış bulunuyor.

Kitapları başka gözlerle de okumayı, yaratıcı ve değişik yanları ile kitapları görebilmeyi hatırlattığı için bu vesile ona tekrar teşekkür ediyorum.

Paylaşımınız için de teşekkürler...

Sevgiler
Billur

Ayşe dedi ki...

Sevgili Billur,

Bende Teşekkür ederim ve iyiki varsın. Bu kulüp olmaza muhtemelen tanışamıyacaktık. Ne güzel bir vesile oldu ve çok farklı yönlerimizle birbirimizi tanıdık ve tanıyoruz.

Merhaba benim adım Ayşe yerine Merhaba 13üncü Hikaye dedim ben sana. Sen ise tek tek Cebelavi Sokağındaki çocuklarınla beni tanıştırdın.

Bu arada önümüzdeki hafta heyecanla sunumunu bekliyorum.

Ayşe

İlginizi Çekebilir

Related Posts with Thumbnails