20 Ocak 2010 Çarşamba

Robert Downey Jr. ve Jude Law ile Randevumu Nasıl Sattım?

Çok uzun zamandır, Sherlock Holmes'un 15 Ocak 2010'da vizyona gireceğini yaz, çiz, 'gidiyoruz' de, vıdı vıdı et ve sonra Robert Downey Jr. ve Jude Law ile randevuyu, 'Belarus Devlet Dans Topluluğu'na bir çırpıda sat. Evet itiraf ediyorum yaptığım buydu! Sevgili Serap'cığım, 15.Ocak.2010 Cuma gidiyoruz, Türkiye'de ilk defa dediğinde karşı koyamadım doğrusu. Filmin ve gösteri tarihinin çatışmasına lanet okuyup vazgeçmemek için bir çırpıda 'tamam' diyerek telefonu süratle kapadım. Sherlock Holmes filmini henüz seyretmedim ama iyi ki tercihimi Belarus Dans Topluluğu'nun genç dansçılarından yana kullanmışım.
Öncelikle bu muhteşem gösteri sayesinde iş yerinden yarım saat önce kaçabildik Aylin'cim ile ... İstinye Park'ta güzel bir yemek eşliğinde sohbet ile karnımızı ve ruhumuzu doyurduk. Aylin'in eşi Bülent, Tim'e (Türker İnanoğlu Maslak Show Center) geçerken bizi İstinye'den toplama nezaketini gösterdi. Serap hoca, eşi Hüseyin, yakışıklı oğlu Deniz, üniversiteden koridor kapı komşuları Müzeyyen hoca ve Nurdan hoca ve kardeşi Orhan da gelince takım tamamlandı. İçeri girerken Serap'a : 'Çok yorgunum ve boğazım feci ağrıyor, uyursam dürtükle' dediğimi hatırlıyorum gerisi rüya alemi. İşte önce bu rüyayı bize yaşatan Belarus Devlet Dans Topluluğu'nun tarihçesi, sonra izlediklerim ...




Belarus Devlet Dans Topluluğu" Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu’nun kararıyla 1959’da kuruldu. 1999’da alınan bir kararla "Belarus Cumhuriyeti Devlet Onursal Toplulu"ğu sıfatına layık görüldü. Ukrayna devlet sanatçısı Aleksandr Grigorievich Opanasenko grubu kurmakla görevlendirildi. Elli genç erkek ve kızdan oluşan grup prova için ilk kez 29 Ekim 1959 tarihinde bir araya geldi. Bu tarih topluluğun doğum günü olarak kabul edildi.
Günümüzde "Belarus Devlet Dans Topluluğu" izleyicilere, sadece Belarus değil aynı zamanda eski "Sovyet Cumhuriyetleri"nden gelen koreograflar sayesinde farklı dönemlerden de örnekler sunmaktadır. Uzun geçmişlerine rağmen topluluk genç, güçlü ve canlıdır. "Belarus Devlet Dans Topluluğu" elli yıllık geçmişiyle devletin ulusal kültürünün bütünleyici bir parçası ve ortak varlığı haline gelmiştir. Farklı tarz ve türlerde zengin bir koreografik birikime sahiptir. Geçmiş yıllardan beri topluluğun kastında dünyaca ünlü sanatçılar yer almıştır. Svetlana Vujachich, ödüllü aktörlerden Viktor Turin, Maria Openesenko, Tamara Mashevich, Alla Gorelik, Galina Belousova ,Sergei Stankevich, Larisa Medvedeva –Shumkaja, Ruslan Minin, Mikhail Lipchik, Svetlana ve Vladimir Solodkje, uluslararası yarışmalarda ödül kazanmış sanatçılardan Tatjana Kupreva, Alksandr Zubko, Aleksandr Grudezev ve Belarus Cumhuriyetinin saygın kültür elçisi Mamikon Kirazikov.
Topluluk , Belarus’un her köşesinde, komşu ülkelerde ve de tüm dünyada olağanüstü renk armonisi içindeki kostümleriyle, güzel müzikleriyle, enerjik zarif danslarıyla tanınmaktadır.


Yukarıdaki; 'topluluk genç' sözünü iki defa okuyun çünkü gerçekten çok genç birbirinden güzel genç kızların ve genç erkeklerin bir araya geldiği bir dans topluluğu. Gönül verdikleri dansı, birisinin beni dürtüklemesine gerek kalmadan hayranlıkla seyrettim. Konunun eleştirmeni değilim ama topluluğun amatörce bir yanı vardı, teknik olarak seri hareketleri bir arada yakalayamadıkları bölümler olmasına rağmen, onlardan aldığımız hazzı, her birinin renk armonisi içindeki kostümleri sayesinde 'Karamazov Kardeşler'den fırlamışcasına canlı olmalarına, zarif dans figürlerindeki enerjilerine ve müziklerinin güzelliğine borçlu olduğumuzu düşünüyorum.

Koreografik açıdan zengin dans gösterisinin, Belarus’u Rusların, Lehlerin, Ukraynalıların, Litvanyalıların Musevilerin, Tatarların, Çiganların, Belaruslularla birlikte, eşit haklara sahip olarak ve her milliyetin özerk olarak kendi kültürünü geliştirebildiği bir ortamda yaşadığı bir ülke olarak sunulduğu 'Dostların Dansı' bölümünde beni en çok Çiganların kırmızı-siyah kostümleri ve dansları etkiledi. Gümbür gümbür ayak tempolarına kalbimin gümbürtüleri karıştı. Bir başka bölümde, beyaz Rus kızlarının, bembeyaz eteklerini iki yana zarifçe ama kocaman açarak ikili, üçlü, dörtlü bölünerek yaptıkları halk dansı gösterisi de görülmeye değerdi. Bir an, dansetmiyorlar, suyun üstünde ayaklarının üzerinde yavaşca yüzüyorlar mı acaba diye düşündüm. En bilinen Rus şarkısı, Kalinka, kalinka, kalinka moya! ile tempo tuttum. (Kalinka ne anlama geliyor merak ettim bu arada ve bir ağaç ismi olduğunu, aynı zamanda uğurböceği anlamına geldiğini öğrendim.) Kafkas dansının zor ama estetik figürlerinde nefesimi tuttum. Soğuk ülkenin sıcak dansları ile ısındım. Kısaca boğazımın ağrısı şiddetlenmiş olmasına rağmen, gösteriye girerken söylediğimin tam tersine, capcanlı çıktım Tim'den ... Bize eşlik eden beylerin ; 'Bu gösteriye, bu muhteşem güzellikleri seyretmeye biz beyleri getirmeyi nasıl cesaret ettiniz?' sorusu bile keyfimizi kaçırmadı çünkü doğru söze ne hacet dedik biz bayanlar. Hangi açıdan bakarsanız bakın muhteşemdi!...

Beylere dip not :
Doğru söze ne hacet derken samimiydim, alın işte 10 Ocak 2010'da Güneri Cıvaoğlu köşesinde yazmış, okuyun diyecek kadar hem de ...


BEYAZ RUS GÜZELLİĞİ FARKI
Rus kızları güzeldir... Porselen gibidir.
Ancak Belarus kızları daha makbuldür, daha güzeldir.
Aradaki farkı açayım.
Bizim atalarımız olan Cengiz Han ve askerleri Sibirya'dan Rusya'nın batısına kadar olan coğrafyada at koşturmuştur.
O nedenle Rus kızları Cengiz Han ve askerlerinin genetik izlerini taşır.
Gözleri çekiktir.
Oysa, Cengiz Han ve askerleri Belarus coğrafyasına giremediği için oranın kızlarının gözleri iri ve daha yuvarlaktır.
Renkler aynı mavi ve yeşil... Cilt aynı porselen beyazı... Saçlar aynı açık renk... Vücutlar aynı sülün... Daha ayrıntıya girmeyelim ama o gözler farkı önemli tercih nedeni oluyor.



Bir 'ikincisi' olursa 'Belarus Devlet Dans Topluluğu'nun İstanbul'a ziyareti, kaçırmayın izleyin derim ünlü birileri ile randevunuzu iptal etmek uğruna olsa bile!...

Aycan

5 yorum:

Ekmekcikız dedi ki...

Bu gösteri kaçmazmış!
Robert Downey Jr. ve Jude Law oradalar ve bekliyorlar, nasılsa!
:))

Imge dedi ki...

Aycan,

Benim de içimde kalan gösterilerden biri olmuştu bu.. İçimde kalmaya devam edebilir, çünkü süper görünüyor.. :) Çok da güzel anlatmışsın. Ellerine sağlık..

aycan dedi ki...

Sevgili Ekmekçikız;
Çok haklısın oradalar bekliyorlar, eh bende onları ihmal etmeyip bu hafta kendimi affettireceğim inşallah!

Sevgili İmge;
Destekleyici sözlerin için teşekkür. Seninde gönlüne sağlık...

Aycan

Gulda dedi ki...

Güzel Kelebek Aycan,

Sanırım sana yaş gününde kanatlar takıldığından beri pek bir hercai oldun. Durumu izaha çalışacağım:

Birlikte sinemaya gitmeyi çok sevdiğim arkadaşım Umur, “Sherlock Holmes’a gidelim mi?” diye sordu. Ben de ona “benim sözüm var, ben on bir kızla beraber izleyeceğim, istersen sen de gel” dedim. Epey düşündü, taşındı ve “peki ben de gelirim ama en köşede oturmak istiyorum” dedi. Hasretle senden haber bekliyorduk. Ayşe’de senin grip olduğunu, ama mutlaka film işini ayarlayacağını söyledi.

Yazdığından anladığım; Sherlock Holmes’a herkes kendi başına gidecek. Çünkü organizatörümüz, kendi başına gitmeyi/gidememeyi aklına koymuş.

Ben TİM’de bir tane bile iyi bir gösteri izlememiştim. Keyifli bir gösteri izlediğine sevindim.

Sevgiler,

Gülda

aycan dedi ki...

Sevgili Güld,

Yok yok organizasyondan kaçtığımı nereden çıkardın. Bak bilgisayarın başına Perşembe akşamına uygunsanız ayarlayacağım demek için oturdum senin bu yazdığın yorumu buldum. Durrrr ben mail atıyorum şimdi gruba ...

Sevgiler,

Aycan

İlginizi Çekebilir

Related Posts with Thumbnails