11 Temmuz 2012 Çarşamba

19. İSTANBUL CAZ FESTİVALİ’NDEN İZLENİMLER I

05 Temmuz 2012 Marcus Miller & Friends İstanbul Project Konseri

Bu konser benim için - eminim bu konsere gitmiş olanlar için de- hiçbir şekilde S.M.V konserinin yerini tutacak ve onunla kıyaslanmayacak bir konserdi ancak Marcus Miller eline oyuncak gitar alıp çıksa her konserine gideceğim için tahmin edeceğiniz üzere 5 Temmuz gecesi de Açık Hava’daydım. Öncelikle Marcus Miller için sonra da Burhan Öcal’ı, Okay Temiz’i ve İmer Demirer’i aynı sahnede izleyip dinleyebilmek için.



Sahnenin her manada en renkli siması kuşkusuz Okay Temiz idi; sarı fosforlu işçi tulumu , çizgili tişörtü ve mavi gözlüğünün yanı sıra konserin ilk yarısında çaldığı bimbau ve ikinci yarısında ne olduğuna karar veremediğim ama kendisinin üretimi olduğundan emin olduğum değişik bir trampetten bozma küçük davula yakın aletle yaptığı doğaçlamalar ve Marcus Miller’in basıyla yaptığı atışmalar en eğlenceli anlardandı.



Konser boyunca hayranlık duyduğum ve geç dinlemeye başlamış olduğum için hayıflandığım bir müzisyen ,bir trompet ustası İmer Demirer oldu. Sahnede solo performanslarından birini Emin Fındıkoğlu’nun Love Song ile yapan Demirer özellikle, “ben de elime alsam üflerim işte” biçiminde dinleyenlere ve izleyenlerin boş hayallere kapılmasını sağlayan saksofoncu Alex Hanve ile zaman zaman yaptıkları sololar ruhumu temizledi.




Konserde kendisinin yabancı uyruklu bir gitarist olduğunu düşündüğüm ancak Marcus Miller ile karşılıklı veya tek başına solo yaptığı anlarda gitarının tınısında kulağa çok tanıdık sesler ve adeta “bizim memleketin” havalarını yakaladığım tonlar çıkaran gitaristin konser sonunda Bilal Karaman isimli bir şahsiyet olduğunu öğrendim. Konserden eve döndüğümde biraz internette gezinince "Bahane" adlı bir albümü olduğunu keşfettim ki tavsiye ediyorum.



Konserin herkes için ilgi çekici olduğunu düşündüğüm ve merakla beklenen ismi ise Hüsnü Şenlendirici idi. İkinci defa bir konserde dinlediğim Şenlendirici’nin klarnete hâkim oluşunu ve yorumunu beğenmediğimi söyleyemeyeceğim ki Marcus Miller da kendisini bu projeye dâhil etmezdi aksi bir durum olsa. Ancak sahnedeki bir iki tavrı ve Marcus Miller solosunu atarken ellerini Hülya Avşar vari bir biçimde hareket ettirmesi kendisinin müzisyenliğini savunmama rağmen benim de sonunda kendisini itici bulmama neden oldu! Ama bunu Gülda’ya itiraf etmedim.




Konserin en can alıcı noktası Marcus Miller’ın bas klarneti eline alıp When I Fall in Love ile giriş yapmasının ardından Şenlendirici’nin sahneye giriş yapıp şarkının sonunda İstanbul İstanbul Olalı adlı Sezen Aksu bestesine girmesi oldu. Şenlendirici’nin neredeyse Miller ile duygusal bir yakınlık içine girmesine yol açan bu düet’in ardından Blast ve Come Together ile sona eren konserin bitiminde “Marcus Miller ile ne yapsam da tanışsam?” sorusu kafamda kendisinin adının ilk duyduğum TUTU albümü aklımda mekânı terk ettim.

*** Yukarıdaki fotoğraflar Cazkolik.com adlı siteden alınmış olup,fotoğraflar Leyla Diana Gücük'e aittir.


09 Temmuz 2012 Antony & the Johnsons- Filarmonia İstanbul Konseri

Antony Hegarty bundan tam beş yıl önce İstanbul’a konsere geldiğinde Gülda ile gidememiştik ve gidenlerin ballandıra ballandıra anlatması ile bu konser Pişmanlık Listemizin baş sıralarında yer almıştı. Herkes müziğinin, dinleyici ile olan iletişiminin sıcaklığından, kendisinin duyarlı ve kırılgan kişiliğinden bahsetmişti.

[****]

Tüm bunların ardından Antony & the Johnsons ben de büyük bir merak uyandırmıştı. 2005 yılında Lou Reed, Rufus Wainwright ve Boy George’un kendisine eşlik ettiği I am a Bird Now adlı albümünü evirip çevirip dinlemiştim ancak daha sonra kendisine gereken ilgiyi gösteremedim.

09 Temmuz 2012 gecesinde Açık Hava’da gerçekleşen konserine de hem beş yıl önceki konserin herkes de bıraktığı izlenimi ve duyguyu yaşamak için hem de Cut the World” konserinde bugüne kadar yayımlanmış dört albümünden seçme şarkılarının Nico Muhly, Rob Moose ve Maxim Moston tarafından yapılan senfonik aranjmanlarını merak ettiğim içim gittim. Orkestranın beyaz kendisinin kat kat siyah bir kostüm içinde çıktığı konsere Selda Bağcan’dan “Vurulduk Ey Halkım” ile başlayan Antony Hegarty söylediği dört beş şarkıdan sonra dinleyici ile konuşmaya başladı ve erkek egemen toplumlarda yaşamanın içerdiği şiddeti ve gücün kötüye kullanımını düşündüren sözlerine başladı ve her erkeğin bir kadın tarafından dünyaya getirilip sarılıp sarmalandığından ve kadınlık içeren bir dünyanın en iyi dünya olduğundan ve umudumuzu yitirmemek gerektiğinden ve geleceğin dünyasının kadınlar tarafından şekillendireceğinden bahsederek bizlerin gönlünü fethetti.




Beş yıl önceye göre bizde işlerin nasıl gittiği sorusuna –hükümet, eşcinseller vb- ise karamsar cevaplar alan Antony hiçbir yerde işlerin iyiye gitmediğini söyledi. Kendilerinin Amerika'da Obama ve Romney arasında seçim yapmak zorunda olduğundan ama Obama'nın ikinci turundan umutlu olduğundan bahsetti.

Ben de açıkçası tam bu konuşmadan önce Marina Abromovic için bestelediği Cut the World ile havaya girmiş ve bu konuşmalar ile Antony ile düşünsel ve duygusal bağ kurmuşken – çeşitli nedenler arasında; arkamda sürekli konuşan çift, sıcak hava, sağdan soldan çıkan cep telefonları sayılabilir- arkalardan bir şahsiyet “Mussssiiic” diye bağırıverdi. Antony “Speaking is Music” dese de sözlerine devam edemedi ve şarkıları ile konuşmasını için için sürdürdü. Another World ile devam eden ve Hope There is Someone ile konseri sonlandıran Antony’nin Twilight adlı şarkısının düzenlemesini ve yorumunu da çok beğendim. Orkestrayı yere eğilerek alkışlayan Antony’i bir daha kimsenin “traşı kes, şarkını söyle” demeyeceği kişilerin geldiği ve kendisi ile mesafenin az olduğu bir konserde dinlemek istiyorum.

10 Temmuz 2012 Caro Emerald Konseri

Back It Up şarkısını radyolarda pek çokça duyduğumuz, sevimli, sesi çok güzel Caro Emerald’ı dinlemek için pek sevdiğimiz Santral İstanbul’a evvelki erkenden gittik. Ne de olsa geçen senelerden tecrübelenmiş olduğumuzdan Tamirane’de bir gün önceden yemek rezervasyonunu yaptırmış, kalabalık olmadan yemeğimizi bitirmiştik.

Caro Emerald kıpkırmızı bir elbise ile sahneyi ateşe boğduğunda oturmalı bölümde 15-20 dakika geçmiş olmasına rağmen elinde içkisi adeta bir kokteyl havasında yerlerine oturmaya çalışan, gerekirse insanları yerlerinden kaldıran şahane bir dinleyici kitlesi ile karşı karşıya olduğumuzu anlamakta gecikmedik. Ancak Emerald’ın güleryüzü, coşkusu bu olumsuzluğu yok etmeye yetti ama dinleyiciler konserin sonuna kadar –ben de dâhil- bir türlü havaya giremedik. Bir neden insanın kolunu kaldırıp iki ritim tutunca sırılsıklam eden sıcak olabilir, sadece bir veya iki şarkısını bilerek gelen bir kitlenin dinleyici olmasından olabilir. Bilemiyorum, benim için bu nedenlerin dışında bir iki neden daha vardı ki onlardan biri sürekli geçen seneki Jamie Cullum Konseri’ni düşünmem, bir diğeri de bunları konserde aynı ton ve tınıyı içeren bazı şarkıları arka arkaya dinlemek oldu.



Konser boyunca Caro Emerald da bu ruhsuzluğun farkında olduğundan zaman zaman dans etti ve dansa davet etti, çığlıklar attı, laf attı ve konserin sonunda hareketlenen bizlere “Bu son şarkı ve daha yeni başlıyormuşuz “ diye hayretini ifade etti. Ancak Allah’tan bu kadar naz aşık usandırmadı ve ardı ardına A Night Like This,The Other Woman ve biste çalınan Stuck herkesi coşturdu.



Caro Emerald’a eşlik eden orkestra ise takdire şayandı. Her ne kadar Amy Winehouse, Billie Holiday ile kıyaslansa da Emerald’ın tarzının biraz daha farklı olduğunu düşünüyorum. Müziğinde retro bir traz olsa da gene de pop caza daha yakın bir ifade olduğu kanısındayım. Ancak güçlü bir sesi ve yorumu olduğu tartışmasız. Neşelenmek, hafifçe Glenn Miller’lı, swing dönemi orkestralarının tadını hatırlatan zamanlara dönüp evde kıpırdanmak istediğinizde Deleted Scenes From the Cutting Room Floor albümü bulunmalı derim.


Müzikle Kalın
Sevgiler
Billur


**** Bu fotoğraf Eray Yıldız'a aittir.

2 yorum:

Böcek Yiyen Peygamber dedi ki...

Caro Emerald albümü sevilesidir. Ki, albümden Back It Up'ın akustik versiyon için bir videosu vardır, tadından yenmez.

mete han dedi ki...

Paylaşımlarınız işimizi gördü ve sık sık bloğunuzu takip etmeye başladık.Asp tasarim firması olarak paylaşımlarınızın devamını bekliyoruz.

İlginizi Çekebilir

Related Posts with Thumbnails