18 Aralık 2010 Cumartesi

HAYATIM SANA FEDA



Bir türlü hangi filmi yazsam diye karar veremediğimden uzun bir süreden beri siz deyin Eski Türk Filmi ben diyeyim Yeşilçam filmleri ile ilgili bir yazı yazmamıştım. Ancak Türkan Şoray ve Cüneyt Arkın gene ağır bastığından HAYATIM SANA FEDA öne çıktı.

1970 yılına ait olan bu filmin yönetmeni Muzaffer Aslan, Türkan Şoray ve Cüneyt Arkın başrolde bu filmde. Onların yanı sıra Münir Özkul, Hüseyin Kutman, Gülgün Erdem, Aynur Aydan da yan rollerde gözüküyorlar. Senaryo Bülent Oran’a, Müzikler Süheyl Denizci ve Norayr Demirci ‘ye ait. Sesi ile ise Nesrin Sipahi filme renk katıyor hatta Artık Sevmeyeceğim yorumu bence en güzel yorum. Filmde Türkan Şoray’ı Adalet Cimcoz, Cüneyt Arkın’ı Hayri Esen seslendirmektedir.

ARKADAŞ DEDİĞİN BÖYLE OLUR

Filme Zeynep’in (Türkan Şoray) “Mademki geldin bu dünyaya bir kere // Sev her anı bugün yarın deme.” Adlı şarkısını söylerken başlıyoruz. Arka planda arkadaşı Fatma (Gülgün Erdem/Tijen Par seslendirmektedir] ona gitarı ile eşlik etme ve kendilerini gazino patronuna beğendirme çabası içindedirler. Aslında çabaya gerek yoktur zira Zeynep’in sesi çok güzeldir ve patron :

-Sesiniz güzel, gazinomda çalışabilirsiniz; kısa zamanda bir yıldız olmanız mümkün”

[ Yahu biz o kadar Al Jamal’da göbek atıp, gerdan kıvıralım, müşteri bizi istesin, hiç Çapa gelip de böyle bir söz söylemesin!]Ancak gazino patronu Fatma’yı işe almayı düşünmediğini açıklayınca Zeynep:

- “Fatma olmazsa ben de çalışmam. Birbirimizden başka kimsemiz yok. Yıllarca aynı çileyi çektik." Patron gecede 150 TL de teklif etse Zeynep kararlıdır:

- "Para uğruna arkadaşımı yüzüstü bırakamam."Bu kararlılık etkili olur ve patron ikisini de işe alır.

BU ARADA ÇILGIN BİR EV PARTİSİNDE

Harun ‘u (Cüneyt Arkın) görürüz, efkarlı efkarlı sigarasını tellendirmektedir. Bulunduğu yerde vücutlar müziğin ritmine uygun kıvrılıp bükülmekte, başlar sallanmaktadır. Ancak Harun bunları sıkıntıyla izlemektedir nedense. O sırada Mehmet (Münir Özkul) gelir:

-Ne o sıkıntılı bir halin var?
-Ne yaptıklarını bilmeyen bu sersem güruhu insana bezginlikten başka ne verir ki?

[Ayol o zaman işin ne orada?]



- Tanınmış işadamlarındansın, plak şirketimizin büyük hissedarısın, idare heyeti başkanısın, sayılı bir bestekârsın. [Yahu biz sadece bir avukat olabildik, bir de bir avukatla hayatımızı birleştirebildik, pöh] Senin bu kötek düşkünlerini değil evine toplaman selam bile vermemen lazım.

-Haklısın. Ben de yaptıklarıma şaşıyorum bazen

[Şuurunu yitirmiş bu, kesin]

Mehmet teşhisi koyar:-Yalnızsın da ondan!

-Belki de bu hayata sarılışı yalnızlıktan kaçmak için…Hep hızlı, daha hızlı daha hızlı yaşamak istiyorum diye çığırırken Aynur Aydan (Alev Sezer seslendirmektedir ve filmde adı yoktur) Hüseyin Zan (yine ad koymamış senarist) bunu duyunca yaklaşırlar. Çünkü Hüseyin Zan da hız tutkunudur ve Harun’a Kilyos’a kadar yarış teklif eder. Bahis 5000TL alacaktır. Mehmet isyan eder:

-Dünden beri içiyorsunuz!

[Şekerim, o Harun, hissedar, bestekar, idare heyeti başkanı.. kor mu ona saatlerdir içmek]


Manasız bir yarış sürerken bu sırada bir çocuk parkında Zeynep ve Fatma gazinodaki işleri hakkında konuşmaktadırlar ama Zeynep’in içinde garip bir sıkıntı peyda olmuştur. [Geliyor canım bekle, hem sarhoş, hem şuursuz, hem de saatte bilmem kaç km hızla]. Arkadaşı ile söyleşmeye devam eden Zeynep yola topunun peşinden düşen çocuğu görür ve Harun’un arabasını da fark edince Zeynep derhal atılır ve Harun Zeynep’e çarpar.

[Her genç kızın hayali, sakın bunu düşlemedik demeyin]




Zeynep gözlerini hastanede açar, bir an gözleri kararır gibi olsa da bir şeyciği yoktur. Harun bu sırada muayene odasının dışında beklemekte ve sigarasının dumanından göz gözü görmemektedir. Fatma’ya Zeynep’i görmek istediğini söylese de Zeynep :

-Başkalarının hayatını hiçe sayan, mesuliyetsiz birini görmek istemem. Özürden önce insanlara kıymet vermesini öğrensin. Diye cevap yollar ve görmek istemez

[Hah! Bu da sana kapak olsun ama yahu gene de bir göreydin…]

YİNE TUHAF BİR HİS



Kazadan sonra evlerinde gazino programları için toparlanan ve hazırlıklara başlayacak olan Fatma ve Zeynep gene tatlı tatlı söyleşmektedirler. Zeynep tuhaf bir hisse kapıldığını hem kazayı, hem de yapanı sanki gördüğünü anlatmaktadır.Merakla sorar:

-Yakışıklıydı değil mi?
-Hem de nasıl. Kızların bir anda çarpılacağı cinsten. Gözlerine bakamıyor insan.
-Çok renkli gözlerden değil mi? [Hı?] Uzun boylu,kumral, dalgalı saçlı ve mağrur.



[Yahu akşam eve gidince bakacağım bizimkine, biri tutmuyorsa, değiş leyn diyeceğim….!]

Hazırlıkların ardından Fatma ve Zeynep işe başlarlar ve her şey iyi gitmektedir ama bir gece Zeynep’in gözlerine perde iniverir. Ameliyat için TAM 50.000TL gereklidir. Zeynep kendini yerden yere atar.

Bu Sırada Bir İdare Meclisi Heyetinde…

Şirketin 7 altın plak kazanması,5.5milyon TL kar, Harun olmasa biz de olmazdık gibi konular konuşulurken kapı açılır ve içeriye Alev Aydan girer:

-Bon Jour!

[Yahu ben Ender’in bir toplantısına değil Bon Jour diye girmek, telefonla mesaj bile gönderemem. Sen görürsün Ender, hazırlıklı ol geliyorum ilk toplantıya]

Harun’un sevgilisi önemli bir şey için gelmiştir. Zira akşama İsviçre’ye uçakları vardır, kaçırırlarsa ne olacaktır? Harun:
-Senin için hergün uçak kaldırırım sevgilim, der ve sevgiliyi öper, cilveleşirler.

HARUN ÖPÜŞÜRKEN…

Diğer yanda hayatları kararan Fatma ve Zeynep’i kiracı sıkıştırmaktadır. Zeynep kör olunca Fatma elinden gelen desteği vermektedir. Fatma evsahibesini atlatır. Yemeğe otururlar.Zeynep sofrada birden tabağa uzanır ve eli zeytine değer, dehşette düşmüştür. FATMA ZEYTİN EKMEK YEMEKTEDİR!:

-"Yuttuğum her lokmada senin yorgunluğunu, alın terini hissediyorum. Benim de bir iş yapmam, bir işe yaramam lazım." diye haykırır ve akşam bir gazino önünde çiçek satmaya çalışır. O akşam bir hava bir ihtişam arabası ile gazinoya gelen Harun’a arabanın kapısını açmak isterken görevli Zeynep’i yere düşürünce merhamet abidesi HarunZeynep’in eline 100TL sıkıştırır. Zeynep bu eline sıkıştırılan sadakaya tahammül edemez ve evde saatlerce hıçkırıklara boğulur.



Fatma ise bir fırsat yakaladıklarını, çalıştığı gazinodaki solist şımarıklık yaptığı için patronun kovduğunu “Yeni bir ses bulun bana” dediğini söyler ve ekler:

- Bu ses neden sen olmayasın?.
- Gazino sahibi Zeynep’i beğenir ama görmediğini anlayınca kısa bir an duraksarsa da : -
- Görmüyorsun, körsün ama sesin kadar gözlerin de şahane. Bu andan itibaren görmediğini unutacaksın. Aldım seni işe. Alt tarafı sahneyi ezberleyeceksin.

Zeynep çalışır, çalışır ve sahneye ilk gece BEBEK adlı (Fecri Ebcioğlu) şarkısı ile çıkar ve çok başarılı olur.



ZAMAN GEÇER

Kazadan bir süre sonra Zeynep’i sahneye iyice alışmış görürüz. Bu gecelerden birinde gazinoda Aynur Aydan, Mehmet ve Harun da vardır. Zeynep nefes kesen görüntüsü ve sesi ile Artık Sevmeyeceğim adlı şarkıyı seslendirmektedir.



Harun çok etkilenir ve övgülere başlar. Bu noktada Alev Aydan hop dedik der:

- “Masanızda başka kadın olduğunu unutuyorsunuz beyler.”

[Yahu, biz bu lafı söylesek, demek ki unutulacak tiptesin, başka kadın mı ha nerede gibi lafı ağzımıza tıkarlar]

Harun hülyalara dalıp gitmiştir:

- Tam aradığım ses. Bir yerden de görmüşlüğüm var ama nereden..[

[Yuh, sen arabayla çarp, eline para sıkıştır bir de düşün!] Buldum nereden tanıdığımı. Arabamla çarptığım kız.

Harun hemen eline bir çiçek alır ve kulisin yolunu tutar.
-Sen misin Fatma?

-Hayır size ilk görüşte hayran olan bir yabancı. Dostluklar için çiçeklerden yardım beklenirmiş.

[Sen var ya sen, değil çiçek, botanik bahçesi kursan ….yüz verme kız]

Sonra Harun başlar yine sıkıcı övgülere ama Zeynep frenler onu ve sigaraya uzanır. Harun yakmak için davranınca sigara ile çakmağı denk getiremeyen Zeynep’in görmediğini anlaması onu şaşkınlığa ve dehşete düşürür.

-Sustunuz, Evet Körüm. Bana az evvel baktığınız gözlerinizde hayranlığın yerini şimdi merhamet aldı değil mi? Belki de pişmanlık?

-Şey.. [Şey tabii]

- Hadi ne duruyorsunuz? Siz DE başkaları gibi bir bahane bulup gidin buradan, Alışığım. Önce parlak sözler sonra kaçmak için bahane. ASLINDA BU NEFRETİM SİZE DEĞİL. ARABASIYLA BANA ÇARPIP KAÇAN O ADAMA! Oh!

-Araba mı?[

[Ne açıyorsun gözlerini öyle bön bön? Az önce çarptım dedin ya kendi ağzınla? Şimdi de unutmuş ayağına yatıyor]



Odaya Fatma girer ve Harun kaçarak çıkar. Zeynep ise ona gene tuhaf bir hisle bu adamdan etkilendiğini, belki de sevebileceği biri olduğunu ama hayatını karartan adamın bunu da elinden almış olduğunu söyleyerek ağlar.

Harun olaydan derinden etkilenir ve Fatma’dan yardım ister. Konuyu konuşmak için evine davet eder. Bu arada Mehmet Fatma’ya bayılmıştır. Harun Fatma’yı evinde beyaz dantel bir gömlek ve uçuk mavi bir pantolon giymiş olarak karşılar. Elinden geleni yapacaktır. Bir süre Harun her gece Zeynep’in sahne aldığı gazinoya gider ve ondan başka bir şet düşünmez. Sonra vahşi planını açıklar. Mehmet, Fatma’nın sevgilisi olacak, Zeynep ile dostluk kuracaktır. SONRA?



KÖR, MAĞRUR BİR DE FAKİR PİYANİST: KEMAL

Anında yakınlık kuran Mehmet, daha tanıştıkları gün Fatma ve Zeynep’i bir gece kulübüne davet eder. Piyanodan hoş melodiler gelmektedir. Zeynep meraklanır ve kimin çaldığını öğrenmek ister. Mehmet arkadaşı Kemal olduğunu söyleyince Zeynep tanışmak ister ve yanına giderler. Zeynep elini uzattığında eli havada kalır ve biraz bozulur.



Harun/Kemal:

-Belki uzattığınız elleriniz boşlukta kaldı. Onu öpmek gurur verirdi bana eğer KÖR OLMASAYDIM. [Sen var ya sen…Çok Çakalsın]
-Şey siz yani…
- Ne oldu sustunuz birden? Bana acıyarak baktığınızı biliyorum.
-Hayır


-Alışığım böyle şeylere.. Size görmeden nasıl çaldığımı mı anlatayım yoksa sevdiğinizi hatırlatan bir şarkı mı emredersiniz, ben bunun için para alırım, memnun kalırsınız belki bir kadeh içki ısmarlarsanız bana

[Abartma bu kadar Harun,Abartma. Ayol yavuz hırsız ev sahibini bastırır bu olsa gerek. Bir de yaratıcı ol be, başka açıdan yaklaş olaya. Bir de utanmadan içki ısmarlarsın diye yol yapıyor ]

-Istırabınızı anlıyorum ÇÜNKÜ BEN DE KÖRÜM!

(Piyanodaki eller şiddetle bir tuşa basar.)
-Alay mı ediyorsunuz?
-Eğer gözlerimdeki yaşları görebilseydiniz. Özür dilerdiniz.

Harun/Kemal bu sözlerin ardından mutlu olduğunu söyler “karanlık dünyasına ortak olacak” bir arkadaş bulmuştur çünkü.

Eve döndüklerinde Mehmet’in aklı karışıktır, Harun/Kemal’in planını anlayamaz:

-Gözlerini açtırmak fikri iyi, ses yarışması düzenlemek iyi LAKİN bunlar için köşk tutup kör piyansti oynamak?! Harun/Kemal itiraf eder: ÂŞIKTIR.



Zeynep ve Harun/Kemal sık sık buluşmaktadırlar. Bu buluşmalarından birinde birbirlerine nasıl kör olduklarını anlatırlar. Harun/Kemal bir gece yatmış sabaha kör kalkmış ve gözlerinin açılması mümkün değildir. Bu arada Fatma Mehmet’e Zeynep’in gerçeği öğrenirse yaşayamayacağını söyler. Mehmet :

-Yaşar…Yaşar Aşk Herşeyi Halleder. Der.

AŞK HER TARAFTA…

Günler boyu Zeynep ve Harun /Kemal’in Belgrad ormanlarında ve sair yerlerde buluşmakta ve aşklarını ilan etmektedirler birbirlerine. Harun/Kemal bestelemekte olduğu Kalbi Kırık Serseri adlı şarkının bittiğini ve ona ithaf ettiğini söyler. Zeynep bu şarkıyı okumak istediğini söyler. Şarkıyı seslendirdiği gece Zeynep mikrofonu tutturamayınca şarkı sonunda düşer, yerlere savrulur ve onu kör bırakan adama bin kez daha lanet okur.

Bu duruma şahit olan Harun/Kemal artık dayanamaz ve İdare Heyetinden tam yetki alarak ses yarışmasını Zeynep’i kaybetmek pahasına olsa da düzenler. Zeynep ilk başta kabul etmek istemese de Harun/Kemal’in sözleri etkili olur:

- Birimizin görmesi bizi ayırmaz, yaklaştırır. Gören ötekine ışık olur.

Zeynep tabii ki katıldığı bu yarışmada birinci olur, Kalbi Kırık Serseri ile. Ardından ameliyat… Gözleri açılan Zeynep ise ilk olarak ne görür? Harun/Kemal’den yanında bir gölge olarak yaşamak istemediği için gitmek zorunda olduğunu söyleyen veda mektubunu.



Zeynep yarışmada birinci olduktan sonra zirveye doğru tırmanır ama Fatma ile sohbetlerinde hala niye Harun/Kemal’in onu terk ettiğini anlayamadığı konusunda dertlendiğini anlatmaktadır. Fatma:

- En iyisi kendini mesleğine vermen. Hem mecbursun. Çünkü plak şirketinin yetkilisi yeni albümler için onu beklemektedir, o gün.

KENDİSİNİ KENDİNDEN KISKANAN BİR ADAM

Plak şirketi sahibi Harun Bey ile görüşmeye giden Zeynep üstünde beyaz pantolon, kenarları kürklü beyaz uzun ceketi ve turuncu şapkası ile içeri girer.



VEEE Harun’u görür görmez de bönleşir. Çünkü sesini birini hatırlatmıştır.Harun:

-Ses sese benzer. İnşallah kötü bir hatırlayış değildir.
-Hayır, sevdiğim ama kaybettiğim birine bir sesti
der Zeynep.

Yoğun bir programları olduğunu açıklayan Harun akşama Zeynep’i yemeğe davet eder. Zeynep gene Harun’a tuhaf bakmaktadır.

-Mazinizde ne var bilmiyorum. O günlerin etkisinden kurtulamıyorsunuz der asabi bir şekilde. Zeynep bu sefer de onun bir tuhaf hali olduğunu söyleyince:
-Size ilk görüşte hayran olan bir erkek olarak hoş görün. Korkarım hayatınızda unutamadığınız veya unutmak istediğiniz biri var.
-O kişi ile arama ışık girdi..Bir de siz.Çok iyi biriydi, bestekârdı, duyguluydu, kördü, yüzünü hiç görmemiştim ki…
-Başka? [Sorgu memuru mübarek]
-Hayatımın bir parçasıydı.
-Geçmişten bahseder gibi konuşuyorsunuz
-Kaybettim onu-
-Onu çok mu seviyordunuz?
- İnsan karanlıklar içinde olunca sevmek kolaylaşıyor herhalde…

Daha sonraki buluşmalarda Zeynep’i sorgulamaya devam Harun’a Zeynep artık bir şey hatırlamak istemediğini söyleyince Harun sitemkardır:-Doğru insan anı yaşamalı, hele kadınlar!

Harun bu duruma çok içerlemiştir. Mehmet’e:

-Karanlık günlerinin fakir bestekârını bu kadar çabuk unutmamalıydı.
Mehmet şaşkındır:

- Çok şey gördüm ama senin gibi kendini kendinden kıskanana ilk defa rastlıyorum. -Ne yapacaksın?



- Saf melek gibiydi. Meğer hepsi körlüğün verdiği çaresizliktenmiş ALDATTI BENİ AMA BUNU ÖDETECEĞİM ONA!

-Önce Ankara’daki konserde evlenme teklif edeceğim, parmağına nikâh yüzüğünü takıp…
-Sonra?
-Sonrada onu sevmediğimi, ondan nefret ettiğimi söyleyip ardından da vefasızlığını, iğrenç ihanetini haykıracağım
(bu arada piyanoyu yumruklayarak devam eder)

- Senden nefret ediyorum, nefret ediyorum nefret ediyorum diye haykıracağım!!

Altın plak konseri için Zeynep ve Harun trenle Ankara’ya doğru yola çıkarlar. Zeynep yol boyunca Hans-Ulrich Horster’in ‘Dinmeyen Hasret’ romanını (1968) okumakta, Harunda hop oturup hop kalkmaktadır.Harun hain planını uygulamaya sokarak Zeynep’e evlenme teklif eder. Zeynep kabul eder ve ardından hemen sahneye çıkar. Harun onu kuliste bekleyeceğini zira bir sürprizi olduğunu söyler.Sahnede şarkı söylediği anlar boyunca aklında tek bir kişi vardır Zeynep’in: KEMAL.



Konser sonrası koşarak kulise gelen Zeynep Harun’a onu affetmesini, evlenme teklifini nasıl kabul ettiğini bilemediğini söyler ve devam eder:

- Seninle evlenemem. Ben bir başkasına aitim. Bir başkasını seviyorum.. Onu bulamasam bile ömrümce bekleyeceğim.

Zeynep İstanbul’a döner dönmez –nedense daha önce aklına gelmedi- Kemal’in kaldığı köşke [Bu köşkün Tarabya’da olduğunu tespit ettim] gider. Ev toparlanmıştır. Hayal kırıklığına uğramıştır ama birden kapalı kapılar ardından Kalbi Kırık Serseri nin melodileri gelmektedir. Heyecanla kapıyı açar.Sonunda, Kemal/Harun’u görür.

HERKES MUTLUDUR.




Sevgiler
Billur

4 yorum:

Gulda dedi ki...

Senin bana izlettirdiğin kısmında ilk dikkatimi çeken, parti sahnesinde, “o sırada Harun olan” Cüneyt Arkın’ın sigarasını yere atması oldu. Evde parti olur, hiç tanımadığın insanları da davet edersin; bu da olur. Sonra yaptığından pişman olursun, zaten hep olunur. Bunlara itirazım yok. Ama yanan sigarayı evin parkelerine atmak da ne oluyor? Ben sokakta bile sigaramı yere atamıyorum. Madem sigarayı yere attın, biri söndürseydi. (Biliyorsun içliyim bu konuda: O halıya sigara söndüren arkadaşlarda mı bu filmi izlemiş yoksa?)

Sen gidince filmin devamını izleyemedim. Sensiz tadı olmuyor, sen anlat, ben dinleyeyim istiyorum.

Yazdıklarından şunu anladım: Senarist ve oyuncular ne içtiyse ondan içmek istiyorum. Böyle gerçek üstücülük az görülür, az bulunur.

pati dedi ki...

Sevgili arkadaşlarım,
Bu sayfayı düzenli olarak takip ediyorum, ama hep sessiz olarak... Ancak Billur'un yazısı son nokta oldu ve cevap verme gereği hissettim. Aslında cevap değil de, nasıl desem sadece ufak bir duygu yorumu:
- BİLLUR'UM İLK GÖRÜŞMEMİZDE SENİ ALNINDAN ÖPECEĞİM, SEN ÇOK YAŞA EMİ!!!!

Sevgilerimle
NURHAN

Peyman dedi ki...

Billur,

Türk Filmlerini anlatman, onlara ayrı bir tat katıyor. Çok eğleniyorum okurken.

Ben de doktor muayenehanesi dışında beklerken fosur fosur sigara içmesine takıldım. Yahu nasıl izin veriyorlar böyle bir film çekilmesine ? Çoluk çocuk izlenmesine nasıl mani olmuyorlar ?RTÜK nerdeymiş o yıllarda ? :)

Türk filmlerinde tesadüfler silsilesi kahramanların yakasını bırakmaz. "Yok artık bu kadar da değil" dediğimiz senaryolar yazılmış, oynanmış ve biz de her ne kadar senaryo açıklarına şaşırsak da, gülsek de ayrı bir zevki vardır arada Türk Filmlerini seyretmenin.

Ayşe dedi ki...

Sen çok yaşa emi Billur!..

Hafta sonu sabahtan akşama stok sayımıdan sonra bu çok iyi geldi!..

İlginizi Çekebilir

Related Posts with Thumbnails